(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 24 Aralık 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 54.Mknz.P.Tug.2.Hd.Tb.4.Bölüğe bağlı Yenikadın Hudut Karakolunda P.Er olarak askerliğini yapmakta iken 19.07.1996 günü hat bakımı sırasında telefon direğinin kırılması sonucu kalça kemiğinin kırıldığını ve dalağının alındığını, olayda müvekkilinin hiç bir kusuru bulunmadığını, olay nedeniyle 09.09.1996 tarihinde bakanlığa müracaatla ödeme isteminde bulunduklarını, bu güne kadar cevap verilmediğini, olayın hizmet esnasında meydana geldiğini, müvekkilinin çalışamaz durumda olduğunu, bu nedenlerle 2.500.000.000.TL. maddi, 500.000.000.TL. manevi tazminat istemi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
19.07.1996 tarihinde sakatlanan ve olayın adli soruşturması sırasında dinlenen tanık ifadelerinden tedavisi devam etmekte iken terhise hak kazanan, Çorlu Askeri Hastanesinin, 09.08.1996 tarihli raporu ile Pelvis kırığı+Spelenektomr ameliyatı tanısı ile 20 gün istirahat verilen davacının, terhis edilmiş olması, 08.11.1996 tarihli dilekçesi ile vaki başvurusu, 24.12.1996 tarihinde de iş bu davanın açılmış, Spelenektominin Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre erat için askerliğe elverişsizlik hali yaratmakta bulunması nedeniyle davanın erken açıldığına ilişkin itiraza iştirak edilmemiştir. Nitekim Davacı Mahkememizce Çorlu Askeri Hastanesince ve GATA Profesörler Sağlık Kuruluna sevk edilmiş, yapılan muayenesi sonunda Profbsörler Sağlık Kurulunun 19.01.1998 gün ve 16 nolu Ek raporu ile durumu 45.md.X B Dilimine uymaktadır. Askerliğe elverişli değildir kararı verilmiş. Bu raporla T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne müracaat ettiren davacıya T.C. Emekli Sandığı tarafından vazife malûllüğü aylığı bağlanmıştır.
Açıklanan nedenlerle görevin ifası sırasında vaki düşmeye bağlı olarak dalağı alınan ve bu durumu itibariyle askerliğe elverişli olmadığı anlaşılan davacı hakkında düzenlenmiş bir rapor bulunmamasından dolayı davanın süresinden önce açıldığına ilişkin usulü itiraza iştirak edilmemiştir.
Davacının 54 ncü Mekanize Tugaya bağlı 2 nci Hudut Taburu 4 ncü Bölükte askerliğini yapmakta iken, bölüğe bağlı hudut karakolu ile bölük arasındaki arızalı askeri telefon hattının tamiri için çıktığı direğin devrilmesi sonucu yaralanması nedeniyle 3 ncü Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan adli soruşturma sonunda 12.11.1996 gün ve 1996/772-270 Esas ve Karar sayısı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan kararda Sanık .........'un Edirne 54 ncü Mekanize Piyade Tugay 2 nci Hd.Tb.4.Hd.Bl.K.lığında görevli iken 19.07.1996 tarihinde verilen emirlere aykırı hareketle tek başına hat tamirine çıkarak telefon direğinden düşüp isnat olunan suçu işlediği iddia olunmuş İse de, sanığın olay tarihinde hat çekme bakım onarım ekibinde olduğu, bu işle ilgili sivilden tecrübeli olup, olay günü onarım için emir ve izin alması gereken posta komutanının izinli olması nedeniyle, bölüğü bağlı Oğuz Karakolu ile ilgili kopuk hattı onarıma çıktığı olayda suç işleme kastı olmadığı, olay tarihinde sanığın terhise az bir süre kaldığı ve sanığın tüm görev süresince başarılı disiplinli bir çalışma gösterdiği, olay yerindeki direklerin olumsuz tüm koşullar nedeniyle bu tür olaylara sebebiyet verecek konumunda olmaları da nazara alınarak, sanık hakkında oluşmayan emre itaatsizlikte Israr suçu ile ilgili 353 Sayılı Kanunun 105 nci maddesi gereğince İTİRAZI kabil olmak üzere KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR verildi. denilmektedir.
Kararda açıklandığı üzere yaralanma olayının bir hizmetin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğu için, bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de; bir kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden neşet eden eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi gereğince davacının uğradığı zararın davalı idarece, karşılanmasının gerekeceği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C.Emekli Sandığı İştirakçisi olmayan bir kimsenin kamu hizmetinin ifası sırasında sakatlanması halinde T.C.Emekli Sandığınca bağlanan vazife malûllüğü aylıkları ve ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edildiğinden bu husus araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 14.12.1998 gün ve 75.884.014 sayılı yazısında, genel müdürlüğün 4.12.1998 gün ve 148920 sayılı işlemi ile davacıya 17.2.1998 tarihini takip eden aybaşı olay 1.3.1998 tarihinden itibaren 58.807.000.TL. aylık bağlandığı, aylıklarının memur maaş katsayısı artışlarına bağlı olarak artmaya devamla son olarak 1.12.1998 tarihinden 82.702.000. TL. ye yükseltildiği; ayrıca 3480 Sayılı Kanun uyarınca 1998 yılı için (10 aylık) tütün ikramiyesinin 1.1.1999 tarihinden belirlenecek memur maaş katsayısına göre saptanarak ödeneceği bildirilmiştir.
Davacının olay nedeniyle uğradığı maddi zararın sağlanan yararlarla karşılanmış olup olmadığının tesbiti amacı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Kurulumuza İbraz olunan 2.3.1999 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 8.520.274.240.TL. maddi zararına karşılık 27.722.614.024.TL. maddi yarar sağlamış olup, maddi tazminat hakedişinin bulunmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir.
Davacının olay nedeniyle yaralanıp sakat kalması dolayısıyla duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdıraba karşılık olmak üzere kendisine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Bu itibarla, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacının MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
2- Davacıya takdiren 350.000.000.TL. (ÜÇYÜZ ELLİ MİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi 19 Temmuz 1996 tarihinden 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (OTUZ), 1 Ocak 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar %50 (ELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Davacı tarafından peşin yatırılan 24.426.000.TL.(YİRMİDÖRTMİLYONDÖRTYÜZ YİRMİ ALTI BİN TL.) harcın istek halinde davacıya İADESİNE,
5- Davacı tarafından peşin yatırılıp sarfedilen ve sarfedilecek olan 9.425.000.TL. (DOKUZMİLYONDÖRTYÜZYİRMİBEŞBİN TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 10.000.000.TL. bilirkişi ücretinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7- Hükmedilen manevi tazminat miktarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nisbi olarak hesabedilen 27.000.000.TL.(YİRMİ YEDİ MİLYON TL.) vekalet ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesabedilen 14.000.000.TL.(ONDÖRT MİLYON TL.) vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
9- Davacıya davanın açılmasından uzun zaman sonra aylık bağlanmış bulunması karşısında reddedilen maddi tazminat istemi bakımından davacı aleyhine vekalet ücreti takdirine mahal OLMADIĞINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy