(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin 06 Mayıs 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 23 Ekim 1997 tarihinde davacının askerlik görevini yaptığı sırada 1994 yılında rahatsızlandığını ve şikayetlerini dile getirerek defalarca viziteye çıktığını, 1995 yılı başında izine gönderildiğini izinde iken rahatsızlığının artması nedeniyle 06.01.1995 tarihinde acilen Sivas Cumhuriyet Üniversitesine kaldırıldığını burada hemen omurilik tümöründen ameliyat edildiğini akabinde rehabilitasyon için gönderildiği GATA Hastanesi Sağlık Kurulunca bakıcıya muhtaç derece felç olduğu yönünde rapor verildiğini, davacının askere tam sağlam gittiğini, 1994 yılı ortalarından itibaren devamlı olarak ağrı şikayetleri ile defalarca birlik revirine ve Askeri Hastaneye sevk edildiğini, ancak kendisi ileri tetkik ve tedaviye tabi tutulmayarak basit tedavilerle geçiştirildiğini, zamanında ve başlangıçta teşhis ve tedavisi mümkün iken yapılmadığını, sonuçta omurilikteki tümör büyüyerek bakıcıya muhtaç olacak şekilde sakat kaldığını, davacıdaki tümörün iyi huylu tümör olup başlangıçta teşhis ve tedavisinin yapılması halinde sağlığına kavuşabileceğinin kesin olduğunu, davacının idarenin ağır hizmet kusuru nedeniyle felç ve sakat kaldığını, davacının terhis mahiyette izinli iken rahatsızlanıp ameliyat olduğunu, davacının ameliyattan önce 7-8 kere viziteye çıktığını, emekli aylık bağlanması isteminin red edildiğini, 9500.000.000.TL maddi - bakıcı ve 500.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının 01 Ocak 1995 tarihinde terhis mahiyetinde izine gönderildiği, bu iznine devam ederken 05 Ocak 1995 tarihinde açılan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesine kaldırılarak omurilik tümöründen ameliyat edildiği ve akabinde rehabilitasyon için GATAya sevk edildiği ve GATA tarafından uzunca bir müddet tedavi edildikten sonra 07.02.1997 tarih ve 1465 Sayılı rapor ile askerliğe elverişli değildir kararı verildiği ve bu raporun 14.03.1997 tarihinde onanarak kesinleşmesi nedeniyle, daha rapor kesinleşmeden 28.02.1997 tarihli müracaat üzerine idarenin cevap vermemesi üzerine 06 Mayıs 1997 tarihinde açılan davanın süresinde açıldığı anlaşıldığından davalı idarenin sürenin geçirildiği yolundaki itirazına itibar edilmeyerek davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyası ile celbedilen birliğinin vizite defterleri, Cumhuriyet Üniversitesinin ameliyatla ilgili filmleri de dahil tüm tedavi evrakları ile GATA Hastanesinin davacının tedavisi ile ilgili tüm bilgi ve belgeleri ile Askerlik dosyasının tetkikinden; 05.06.1993 tarihinde askere sevki yapılan davacının 08.06.1993 tarihinde eğitim birliğine katıldığı, temel eğitimini tamamladıktan sonra dağıtımının yapıldığı 1 nci Hdt. Tb. 2 nci d. Bl.K.lığı Kantar - Nusaybine 06 Eylül 1993 tarihinde katıldığı askerlik hizmetine devam ederken 1994 yılında rahatsızlandığı şikayetlerini dile getirerek 27.04.1994, 01.09.1994, 09.09.1994, 19.09.1994, 22.09.1994, 07.11.1994 ve 21.11.1994 tarihlerinde viziteye çıktığı 01 Ocak 1995 tarihinde terhis mahiyetinde izinli gönderildiği ve bu iznine devam ederken 05 Ocak 1995 tarihinde Tokat Merkez Komutanlığınca önce 30 Yataklı İaşeli Revire sevk edildiği, adı geçen Revirce davacının Askeri Hastaneye sevkinin uygun görülmesi üzerine aynı gün tekrar Tokat Merkez Komutanlığınca davacının Sivas Askeri Hastanesine sevk edildiği, Askeri Hastanede yapılan muayenesi üzerine aynı gün Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesine sevki yapılan davacının 05 Ocak 1995 günü Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesine Acil Servisine yatırıldığı, gerekli tetkikleri yapılarak 07.01.1995 tarihinde omurilik tümöründen (ıntramedüller tümör + tetrepleji tespit edilerek C 3/7 total lominektomi + tümör eksizyon operasyonu yapıldığı) ameliyat edildiği, ameliyat sonrası meydana gelen felç durumu nedeniyle rehabilitasyon için GATAya sevk edildiği ve 17.01.1995 tarihinde GATA Hastanesine yatırılarak yapılan tedaviler sonunda GATA Sağlık Kurulunun 07.02.1997 tarih ve 1465 Sayılı raporu ile C 4 Tetrepleji teşhisi konularak Askerliğe Elverişli Değildir hayatı boyunca bir başkasının bakımına muhtaçtır. kararı verildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki iddiası davacının defalarca ağrı şikayetleri ile viziteye çıkmasına rağmen kendisinin ileri tetkik ve tedaviye tabi tutulmayarak basit tedavilerle geçiştirildiği için hastalığının zamanında ve başlangıç aşamasında teşhis ve tedavisi mümkün iken bunun yapılamaması nedeniyle omuriliğindeki iyi huylu tümörün büyüyerek davacının ömür boyu bir bakıcıya muhtaç olacak şekilde felç olduğunu, davacıdaki tümörün iyi huylu tümör olup başlangıçta teşhis ve tedavisinin yapılmış olması halinde sağlığına kavuşmasının kesin olduğu yolundadır.
Davacı vekilinin bu iddiasının doğru olup olmadığının belirlenebilmesi için davacının birliğinin vizite defterleri Cumhuriyet Üniversitesinin ameliyatla ilgili filmlerde dahil tüm tedavi evrakları ile GATA Hastanesinin davacının tedavisi ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin getirtilerek bu bilgi ve belgelerin ışığında davacı vekilinin yukarıda belirtilen iddiasının doğru olup olmadığı hususunda bilirkişi dinlenmesine karar verilmiş, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. ..........., Prof. Dr. ............, Prof. Dr. .............., bilirkişi olarak tayin edilmişlerdir.
Dava dosyası ve yukarıda sayılan ekleri bilirkişilere gönderilmiş, bilirkişilerin tanzim ettikleri 09 Temmuz 1998 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden;
................nın dosyalarından kendisinin er olarak görev yaptığı sürede 1994 yılından itibaren boyun ağrısı nedeniyle defalarca revire başvurduğu ve omurilik bası bulgularının bulunmaması nedeniyle de daha ileri tetkiklerin yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı, ancak, 1995 yılı Ocak ayında izinli olduğu dönemde genel durumunun bozulması üzerine Cumhuriyet Üniversitesi tıp Fakültesine kaldırıldığı öğrenilmiştir.
Hastanın 07.01.1995 günü başvurusu sırasında genel durumunun kötü, solunum yüzeyel ve siyanotik olduğu, alt ekstremitelerin plejik üst ekstremitelerinin paretik olduğu ve tetkikleri yapılırken durumunun daha da bozulduğu, acil olarak servikal intramedüller tümör tanısı ile ameliyata alınarak laminektomi ve subtotal tümör eksizyonu yapılarak, postoperatif döneminde rehabilitasyon için Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Fizik tedavi Rehabilitasyon bölümüne nakledildiği öğrenildi.
Revire müteaddit müracaatlarında myalji, ankilozon spondilit gibi tanılar konularak, 1994 yılı içinde takibi yapılmış olan hastanın Ocak 1995 tarihinde izinli olduğu dönemde durumunun bozulması ve konulan tanı ile ameliyat edilmesi her ne kadar ilk bakışta tanı konulması gecikmiş gibi gözükmekte ise de epandimom gibi bir tümörün uzun yıllar içerisinde gelişmesi bilinen bir gerçektir.
................nın müracaatında boyun ağrısı şikayeti toplumun pek çoğunda olan ve adale ve zorlanmalarına bağlı incinmelerle görülebilecek olağan şikayetlerdir. Bu dönemde spinal bir tümörden şüphe etmek en son ihtimaldir. (Intramedüller spinal tümörler; bu şekildeki boyun ağrılarını yapmalarından daha çok, medulla spinalis basısına ait bulgularla kendilerinden şüphe ettirirler). Dolayısı ile bu hastada tümör bulgularının son beş günde gelişmiş olduğu ve gerekli önlem ve ameliyatların anında yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mevcut patolojiye gelince intramedüller epandimomalar gerek lokalizasyonu (yerleşimi) gerekse tümörün tabiatı nedeniyle habis tümörler kabul edilebilir. Bu bölgede radikal bir cerrahi müdahale genellikle mümkün değildir. Bu bakımdan erken veya geç tanı konulması, tedavinin erken veya geç yapılması üzücü akibeti engellemez.
Yukarıdaki nedenlerle gecikmenin söz konusu olmadığı ve hastada bu tümörün varlığının sonucu değiştirmeyeceği kanaatinde olduklarını belirttiklerinden davacının tedavisinde davalı idarenin bir kusurunun bulunmadığının açıklandığı görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekilince süresinde yapılan itirazda bilirkişilerin raporunu habis tümör varsayımından hareketle tanzim ettiklerini oysa davacıdaki tümörün habis olmayıp iyi huylu tümör olduğunu, bilirkişiler meslektaşlarının sorumlu tutulacağı, kaygısı ile bilim ve mantığa aykırı rapor verdiklerini, bu nedenle konunun başka bir bilirkişi heyetine incelettirilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; bilirkişilerin yukarıda izah edilen bilirkişi raporu çok açık olarak hastada tümör bulgularının son beş günde gelişmiş olduğu ve gerekli önlem ve ameliyatların anında yapıldığı, bu bölgelerde radikal bir cerrahi müdahalenin genellikle mümkün olmadığı, bu bakımdan erken veya geç tanı konulmasının, tedavinin erken veya geç yapılmasının üzücü, akıbeti engelleyemeyeceğinden gecikmenin söz konusu olmadığının belirtilmesi nedenleriyle davacı vekilinin itirazlarına itibar edilmemiştir.
İdare Hukuku İlkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için;
1. Bir zararın varlığı,
2. Zararı doğuran işlem ve eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması,
3. Zararlı sonuçla işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması,
Şartlarının birlikte tahakkuku gerekmektedir. Bu şartlardan birinin yokluğu, idarenin sorumluluğunu kaldırır. Bu nedenle, ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem veya işlemle ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illetini teşkil etmiyorsa, arada illiyet bağı mevcut değilse idarenin tazmin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır. Ortada bir zarar mevcut olmakla birlikte, davacının zararının idareye izafe edilebilecek herhangi bir kusurundan kaynaklanmadığından davalı idarenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE,
2. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 27.000.000.TL. (YİRMİYEDİMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
3. Davacı tarafından peşin yatırılan 90.650.000.TL. harçtan 649.700.TL. başvurma harcı ile 870.000.TL. ilam harcının toplamı olan 1.519.700.TL. (BİRMİLYONBEŞYÜZ ONDOKUZBİNYEDİYÜZ TL.) harcın mahsubu ile arta kalan 89.130.300.TL. (SEKSENDOKUZMİLYON YÜZOTUZBİNÜÇYÜZ TL.) harcın istek halinde DAVACIYA İADESİNE,
4. Sarf edilen ve edilecek olan posta pulu masraflarının DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
5. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 77.500.000.TL. (YETMİŞYEDİMİLYONBEŞYÜZBİN TL.) Avukatlık Ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy