(2709 S. K. m. 120, 125) (3480 S. K. m. 1) (2330 S. K. m. 1, 3) (3713 S. K. m. 21) (5434 S. K. m. 1) (818 S. K. m. 43, 44)
Davacının vekili tarafından verilerek 09 Ocak 1998 günü kayda geçen dava dilekçesinde özetle; teröristlerle girişilen silahlı çatışmada yaralanan ve % 98 oranında çalışma gücünü yitirecek, bir başkasının bakım ve yardımına gereksinme duyacak şekilde sakatlanan davacının, bu olay nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiğini iddia ederek, 11.500.000.000.TL. maddi ve 500.000.000.TL. manevi zararının olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Elazığ İl Jandarma K.lığında görevli Jandarma Uzman Çavuş olan davacının; 2 Ağustos 1995 günü iç güvenlik ve asayiş görevi ifa edildiği sırada teröristlerle girişilen silahlı çatışmada yaralandığı, tıbbi tetkik ve tedavileri sonrasında GATA Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen 16 Ekim 1996 gün ve 6669 sayılı raporda Calda Eguina Lezyonu tanılanıp, 1. D/10 F.1 TSK. de görev yapamaz, 2. Doksan gün iş ve gücünden kalmıştır, 3. Mevcut fonksiyon kaybı uzuv tadili niteliğindedir, 4. Hayati tehlike geçirmiştir, 5. Vücut fonksiyonundaki kayıp oranı % 48 (Yüzde Kırksekiz) dir, 6. Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan yoksun, yaşamını bir başkasının yardım ve desteği ile sürdürecek şekilde malûldür... kararı verildiği, davacının yaralanması sonucu sakat kaldığının böylelikle kanıtlandığı dava dosyasında mevcut belgelerden anlaşılmıştır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda müteveffanın hiç bir kusurunun olmadığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık olmamakla birlikte olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eyleminden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadoluda yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve asker kişi şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememiz gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve Yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağandışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece tazmini gereken bir zarar olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle davacının zararlarının davalı idarece karşılanması sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının yaralanıp sakatlanması ve vazife malûlü olması nedeniyle uğradığı maddi zararın boyutunun saptanması davada önem kazandığından, bu zararının yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi gerekmektedir.
Bilirkişi incelemesine ve maddi zararın hesabına esas olmak üzere davacıya sağlanan maddi yararların ne olduğunun bilinmesi zorunludur. Bu amaçla davacının hizmet safahat çizelgesi, son aylığını gösteren maaş bordrosu, T.C.Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünce bağlanan aylıklarla ilgili belge, Nakdi Tazminat ödendiğini gösteren banka dekontu celbedilmiştir.
Davacının maddi zararı: Silahlı Kuvvetlerde göreve devam etse idi alacağı aylıklar ve bu görevden emekli edileceği tarihten sonra bağlanacak emekli aylığı ile sakatlanması nedeniyle T.C.Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünce bağlanan Silahlı Kuvvetler vazife malûllüğü aylığı arasındaki farktan oluşacağı gözetilerek, T.C.Emekli Sandığınca bağlanan aylığın, ödenen tütün ikramiyesi, emeklilik ikramiyesi ve şayet vazife dışında bir nedenle sakatlansa idi iştirakçilik süresi itibariyle adi malûllük aylığı bağlanıp bağlanmayacağı, bağlanacak ise miktarı ödenecek ikramiye tutarı araştırılmıştır.
T.C.Emekli Sandığı Gn. Md. lüğü 16 Şubat 1998 gün ve B.07.1.EMS.0.10.01.01 /71.800.029 sayıları yazılarında: 4 Kasım 1997 gün ve 138337 sayılı işlemle 15 Eylül 1997 gününden geçerli olmak üzere davacıya 1 nci derece Türk Silahlı Kuvvetleri malûllük aylığı olarak 63.030.000.TL. bağlandığını, 3.142.032.000. TL. ikramiye tahakkuk ettirildiğini ve bağlanan aylığının 1 Ocak 1998 günü 81.912.000.TL. ye yükseltildiğini, ayrıca 3480 sayılı Kanun gereği 1997 yılında üç buçuk aylık karşılığı 39.043.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiğini, görevi dışında ve görevle ilgisi olmayan bir nedenle aynı biçimde sakatlansa idi 3 yıl 7 ay fiili hizmeti, 10 ay 23 gün fiili hizmet zammı toplamı, 4 yıl 5 ay 23 gün hizmeti bulanacağından davacıya adi malûl aylığı bağlanamayacağını ve sadece bir defaya mahsus olmak üzere toptan ödeme yapılmakla yetinileceğini açıklamışlardır.
Davacıya yaralanıp sakat kalması nedeniyle 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca 30 Haziran 1997 günü 775 sayılı kararıyla 17 Temmuz 1997 günü 3.149.200.000.TL. nakdi tazminat ödendiği davalı idarenin 23 Mart 1998 gün ve AD. MÜŞ.1996-244/73149-98Z.Ş. Huk. İş. sayılı yazılarıyla bildirilmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinde Bu kanun hükümlerine göre ödenecek Nakdi Tazminat .... uğranılan maddi ve manevi zararlar karşılığıdır.
Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu Kanun hükümlerine göre ödenmiş nakdi tazminat ... göz önünde tutulur.... hükmü yazılıdır.
Davacı 5 Haziran 1997 günü kayda geçen dilekçesinde 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 nci maddesi uyarınca Devletçe sağlanan on yıllık kira yardımından yararlanmayacağını, bu hakkını kullanmayacağını bildirmiştir.
Resen seçilen bilirkişi tarafından elde mevcut verilere dayanılarak hazırlanan 24 Nisan 1998 günlü bilirkişi raporunda, davacının 245.641.916.TL. olan maddi zararına karşılık 4.629.324.000.TL. nakdi tazminat yararı sağladığı ve maddi tazminat hakedişi bulunmadığı vurgulanmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna karşı davalı idare itirazda bulunmamıştır. Davacı vekili tarafından verilerek 1 Mayıs 1998 günü kayda geçen dilekçesinde: davacının bir başkasının bakımına ve yardımına muhtaçlık oranının 1/4 olarak kabul edilip, bu oran üzerinden bakıcı ücreti hesap ettirilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, Mahkemenin böyle bir yetkisinin bulunmadığı, zira ilgili mevzuatta bakıcıya muhtaçlık konusunda böyle bir derecelendirme ya da oranlama yapılarak bakıcı ücreti hesaplanacağının öngörülmediği, şayet yasa koyu böyle bir derecelendirme yapılmasına gereksinme duysa idi pekâlâ 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ya da 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda bakıcıya muhtaçlık derecelerini öngörebileceği, kanunda yapılmayan bir derecelendirmeyi Mahkemenin de kendiliğinden yapamayacağı, bu nedenle Mahkemenin yetki aşımında bulunduğu ve yetkisinde olmayan hususta aldığı kararla kendisini bir bakıma sağlık kuruluşları yerine koyduğu, bakıcıya muhtaçlık oranını olsa olsa sağlık kurullarının belirleyebileceği, Mahkemenin mevcut kurallar karşısında bakıcı tazminatını tam olarak hesap ettirmesi gerektiği ve davacıların bazı yetenekleri kazanabileceğini gözeterek tam olarak hesap ettirilen bakıcı tazminatından Borçlar Kanunun 43 ve 44 ncü maddelerine göre halin icabına, hakkaniyete ve nesafete uygun olarak indirime gidileceği, aksi takdirde aynı durumda olan davacılar arasında izahı ve kabulü olanaksız haksızlıklara neden olacağı, bunun yanında 4 Nisan 1998 günü yürürlüğe giren 4356 sayılı Yasa ile değişik 2330 sayılı Yasanın 3/b maddesi uyarınca, sakatlananlara en yüksek Devlet memuru aylığının brüt 200 katı tutarında Nakdi Tazminat ödenmesinin kabul edildiği, buna göre en yüksek Devlet memuru olan Başbakanlık Müsteşarının aylık ve ek göstergeleri toplamı 9500 rakamının 5820 olan memur aylığı katsayısıyla çarpımından bulunacak rakamın 200 katıyla çarpımı sonucu 11.058.000.000. TL. nakdi tazminat ödenmesine olanak sağlandığı, davacının faizlendirilmiş tutarıyla bugüne dek toplam 4.629.324.000.TL. nakdi tazminat yararı sağladığı esas alınarak, Mahkemece hiç olmazsa bakıcı ücretinin tam olarak hesap edilip Borçlar Kanununun 43 ve 44 ncü maddeleri karşısında indirime gidilmesinin hakkaniyete nesafete ve halin gerekliliklerine uygun düşeceği, yoksa davacıya hiç tazminat verilmemesinin bariz bir adaletsizliğe yol açacağı dile getirilerek itiraz edilmiştir.
Davacının mevcut sağlık kurulu raporunda, şuurunun açık olduğu, sol kalça fleksiyonunun 3+, sağın ise 3 kas gücünde, sol kalça ekstansiyonunun 2, sağın 3 kas gücünde her iki diz fleksörlerinin 2 kas gücünde, olduğu iki ayak bileğinde aktif hareket bulunmadığı, çift kanadiyenle mobil olduğu tanımlanmıştır.
Hiç kuşkusuz, tazminat hukukunda asıl olan kişilerin uğradığı zararların gerçek boyutlarıyla saptanması ve bulunan zarar miktarının tarafların durumlarını da gözeterek, hakkaniyet, nesafet ve halin gerekliliklerine göre tazminidir. Zararın hesap edilmesi için kullanılan yöntemle güdülen amaç, gerçek zararın boyutuyla saptanmasıdır. Bu bağlamda, yöntem, görülen zararın gerçekte ne miktarda oluştuğunu bulmaya elverişli olmalıdır. Zararın hesaplanmasında zafiyet doğuran usul ve yöntemlere başvurulmamalıdır. Gerçi tazminat hukukuna ilişkin kurallarda zararın saptanmasında takip edilecek usul yöntemler düzenlenmemiştir. Zararın hesaplanmasında güdülecek yolun uygulamaya bırakıldığı görülmektedir.
Bunun yanında bakıcı ücreti maddi zarar kavramına dahil, kişinin günlük yaşamını devam ettirebilmesi için üçüncü bir kişinin yardımına, bakımına, duyduğu gereksinmeden ötürü, sağlanan desteğe karşılık ödenen parasal gideri ifade eden bir kavramdır. Bu bağlamda üçüncü kişice sağlanan yardımın ücreti olarak bakıcıya gereksinim duyanın malvarlığından çıkan bir gider ve haliyle bir zarar olduğuna göre, maddi zararın bünyesinde diğer kalemlerle birlikte ele alınıp kül olarak bilirkişice hesap edilmesi gerekir.
Günlük yaşamda bir fiil sonucu yaralanan, sakatlanan kişilerin sakatlık oranları tıbben aynı nitelik ve derecede olmayacağı gibi uğranılan zararın parasal değeri de genellikle farklılıklar gösterebilmektedir. Kişisel yeti ve kabiliyetlerdeki ayrılıklar, sosyal durumlardan kaynaklanan bazı değerlerin tazminat hukukunda kazandığı önem sakatlanan kişiler arasında aynı sakatlık derecelerinde, hatta daha hafif sakatlıklarda bile bir diğerine nazaran zararın miktarca daha fazla çıkmasına yol açabilmektedir. Davacı hakkındaki sağlık kurulu raporunda tıbbi tanı ve kararına göre durumu ele alındığında, çalışma gücünü tamamen yitirmediği, bu yönüyle de gerçek maddi zararının, çalışma gücünü tamamen kaybeden ve yatalak kişi durumunda gerçekleşmeyeceği, vücut fonksiyon kayıp oranının % 48 olduğu ve bakıcıya ancak fonksiyon kayıp oranıyla ölçülü biçimde gereksinme duyacağı, o nedenle de bakıcı ücretinin vücut fonksiyonunu tamamen yitirerek yatalak hale gelen ve günün her saatinde bakıcıya gereksinimi olana nazaran dana az miktarda oluşacağı yadsınamaz. Davacının sağlık durumu fonksiyon kaybı tam olanla eşit düzeyde kabul edilemeyeceğine göre, maruz kaldığı fiil sonucu uğradığı zararın ve bakıcı desteğinin tam olarak hesap edilmesi de işin mantığı ve doğasıyla bağdaşmaz. Davacının sağlık açısından sahip bulunduğu yetileri esas alınarak durumu, vücut fonksiyonunu tamamen yitirmiş kişinin sakatlık derecesinin ve onun gereksinme duyduğu bakıcı desteğinin 1/4 oranında olduğunun takdiri ile buna göre gerçek zararının hesap edilmesi yönteminin benimsenmesi kanuna hakkaniyet, nesafet ve halin gereklilikleri ilkesine aykırı bir bulunmadığından, öne sürülen iddialar kabule değer görülmeyerek reddedilmiştir. Mahkememizin istikrar bulmuş kararlarında da aynı yöntem benimsenmiş bulunmaktadır.
Bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşik içtihatlarında kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere uygun bulunmuş, bilirkişi raporu doğrultusunda karar kurulmuştur.
Davacıya ödenen nakdi tazminat miktarının işleyen faizleriyle birlikte toplam 4.629.324.000.TL. olduğu bilirkişi raporuyla bellidir.2330 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca maddi zarar dışında kalan bu miktarın, manevi zarardan düşülmesi yasal bir zorunluluktur. Benzer yaralanma ve sakatlanmalara Mahkememizin takdir ettiği manevi tazminat miktarının, davacıya ödenen nakdi tazminat tutarının altında kaldığı ve haliyle ödenen nakdi tazminatın davacının manevi zararını fazlasıyla karşılandığı sonucuna varılmıştır.
Açıklandığı üzere;
1. Bilirkişi raporu ve ödenen Nakdi Tazminat miktarı göz önünde tutularak davacının MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2. 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, davacı tarafından peşin yatırılan 108.650.000.TL. harçtan 649.700. TL. (altıyüzkırkdokuzbin yediyüz TL.) başvurma, 870.000.TL. (Sekizyüzyetmişbin Tl.) ilam harcı toplamı olan 1.519.700.TL. (Birmilyonbeşyüzondokuzbinyediyüz TL.) düşüldükten sonra arta kalan 107.130.300.TL. (Yüzyedimilyonyüzotuzbinüçyüz TL.) harcın Harçlar Kanununun 31 nci maddesi uyarınca istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
3. Davacı tarafından peşin yatırılan ve harcanan 9.000.000. TL. (dokuzmilyon TL.) bilirkişi ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4. Davacı tarafından peşin yatırılan ve harcanan toplam 6.350.000.TL. (Altımilyonüçyüzellibin TL.) posta ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy