(2709 S. K. m. 120, 125) (2330 S. K. m. 6)
Davacı vekilinin 3 Ocak 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 24 Şubat 1997de kayda geçen savunmaya karşı cevap layihasında; davacının muvazzaf askerlik hizmetini yaparken terörle mücadele faaliyeti esnasında, teröristlerce tuzaklanmış mayına basarak her iki bacağının diz üstünden, sol kolunun dirsek üstünden kesilerek hakkında GATA tarafından D/57 F.1 Askerliğe Elverişli Değildir: Hali (120) gün iş ve gücüne manidir. Hayati tehlike geçirmiştir. Uzuv kaybı mevcuttur. Çalışma gücü kaybı % 80 + % 50dir. Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilir kararının verildiği, askerden önce metal kaynak işçisi olarak çalışan müvekkilinin maddi ve manevi her yönüyle mağdur duruma düştüğü, zararlarının telafisi için 14 Ekim 1996da davalı idareden yapılan maddi ve manevi tazminat taleplerine 6 Aralık 1996 tarihinde olumsuz cevap verilmesi sonucu, müvekkilinin karşılanmamış olan 10.000.000.000. TL. maddi ve 300.000.000. TL. manevi zararının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu tam yargı davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden; davacının YÜKSEKOVA 2 nci Jandarma Sınır Tb.K.lığında askerlik hizmetini yaparken 3 Mart 1996 tarihinde terörle mücadele faaliyeti esnasında bastığı teröristlerce tuzaklanmış mayının patlamasıyla yaralandığı, yapılan tedavileri sonucu her iki bacağının diz üzerinden, sol kolunun dirsek üzerinden kesilerek sakat kaldığı, GATA Sağlık Kurulunun 29 Aralık 1995 gün ve 20365 sayılı raporu ile hakkında Askerliğe Elverişli Değildir raporu verildiği, davacıya 1.572.788.000.TL. nakdi tazminat ödendiği, 1 Şubat 1996 tarihinden itibaren vazife malûllüğü aylığı bağlandığı görülmüştür.
Davacının bir kamu hizmetini yerine getirdiği sırada yaralandığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadoluda yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi sakat kalmış veya şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememizin gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan umulmadık haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağan dışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece tazmini gereken bir zarar olarak kabul edilmiştir.
Bölücü eşkiya ile mücadelede görevlendirilen davacının bir kamu hizmetinin ifası sırasında yaralanarak sakat kalması nedeniyle maruz kaldığı zararın kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik kararlarıyla T.C. Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan malûliyet aylığı ve ödenen tütün ikramiyeleri davacının tespit edilen maddi zararlarından düşülmektedir. Davacıya nakdi tazminat ödendiği için ve ödenen nakdi tazminat maddi ve manevi zararlarının karşılığı olarak verildiğinden davacıya ödenen bu nakdi tazminatın ne kadarının maddi zararını karşıladığı ve ne kadarının manevi zararının karşılığı olarak kaldığının tespit edilebilmesi için davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, T.C. Emekli Sandığı Genel Md. lüğünün 8.7.1997 tarih ve 74.735.022 sayılı yazılarından, Genel Müdürlüğün 19.4.1996 tarih 78672 sayılı işlemi ile davacıya 1.2.1996 tarihinden itibaren vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, aylığın memur maaş katsayısındaki artışlara paralel olarak yükseltildiği, ayrıca 1996 yılı için 11 aylık 69.892.000. TL. tütün ikramiyesi ödendiğinin bildirildiği görülmüştür.
2330 Sayılı Kanun gereğince davacıya 15 Temmuz 1996 tarihinde 1.582.217.000.TL. nakdi tazminat ödenmiştir. Aynı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminat, nakdi tazminatı alanın maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacının maddi zararının tespiti maksadıyla resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 15.8.1997 tarihli bilirkişi raporuna, davacı vekilince malûliyet oranının eksik hesap edildiği gerekçesiyle itiraz edilmiş, Kurulumuzca da bakıcı ücreti oranının hatalı kullanıldığı anlaşıldığından bilirkişiye ek rapor tanzim ettirilmiş, 19.11.1997 tarihli ek rapora da davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranının hesaplanmasında yürürlükten kalkan eski SSK. cetvellerinin kullanıldığı belirtilerek tekrar itiraz edilmiş, yapılan inceleme sonucu itiraz yerinde görülerek ek bilirkişi raporu Bakanlar Kurulunun 85/9529-31.05.1985te yayımladığı değişik yeni listelere göre yeniden hazırlanmıştır. Hazırlanan 9.2.1998 tarihli ikinci ek bilirkişi raporu uyarınca, davacıya sağlanan vazife malûllüğü aylığı, tütün ikramiyesi ve nakdi tazminat yararlarının tahsilinden sonra karşılanamayan maddi zararının 10.161.687.258.TL. olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen ikinci ek bilirkişi raporuna davacı vekilince itiraz edilmemiş, davalı idarenin ise tüm bilirkişi raporlarına yaptığı, hesaplamanın 65 yerine 66 yaş sonuna kadar yapılması ve davacının kıdem tazminatı alarak işinden ayrılacağına dair hesaplamanın iptali yönündeki itirazlarına, Mahkememizin yerleşik uygulamaları gereğince, uğranan zararın hesabı davacının olay tarihi itibariyle PMF tablosundan bulunan kalan ömrü üzerinden yapıldığından, ayrıca, iş kanunlarımız işinden ayrılan çalışana kıdem tazminatı ödenmesini amir bulunduğundan, söz konusu itirazlara itibar edilmemiş, ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan ikinci ek bilirkişi raporu Kurulumuzca da kabul edilerek rapor doğrultusunda işlem yapılmıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ileride duyacağı acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, ancak, davacı vekilinin manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ilişkin istemi, Dairemizin manevi zarar karşılığı takdir ettiği tazminat miktarı, paranın karar tarihindeki alım gücü esas alınarak tespit edildiğinden kabul edilmeyerek karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı ...............ye 10.0000.0000.000.TL. (ONMİLYAR TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Davacıya, takdiren ve istemine bağlı kalınarak 300.000.000.TL. (ÜÇYÜZMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına, T.C.Emekli Sandığınca maaş bağlanma tarihi olan 01 ŞUBAT 1996 tarihinden itibaren 31 ARALIK 1997 tarihine kadar % 30 (YÜZDE OTUZ), 01 OCAK 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (YÜZDE ELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına, olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin REDDİNE, ancak, karar tarihi olan 18.03.1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (YÜZDE ELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
5. Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
6. Davacı tarafından peşin yatırılan 93.433.000 TL. (Doksanüçmilyondörtyüzotuzüçbin TL.) harcın istek halinde DAVACIYA İADESİNE,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan, sarf edilen ve sarfedilecek olan 6.000.000. TL. (Altımilyon TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 3.000.000. TL. (Üçmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
9. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 84.000.000. TL. (Seksendörtmilyon TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy