(818 S. K. m. 41, 43, 47, 49) (2709 S. K. m. 125) (492 S. K. m. 13)
Davacılar vekilleri, 06 HAZİRAN 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile idarenin savunmasına karşı verdikleri cevap dilekçesinde özetle; Ord.Tğm ................ün 22.06.1996 günü görevli bulunduğu birlik içerisinde ihtiyacını gidermek için girdiği Sb.- Astsb. tuvaletinde kılıfı içerisindeki zati tabancanın horoz tertibatının üzerine yere düşmesi neticesinde namluda bulunan merminin patladığını, mermi çekirdeğinin tuvaletin fayans duvarına çarparak sekip kafasına isabet ettiğini, yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen 03.07.1996 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın emir gereği her durumda silah taşımak zorunda olduğunu, içinde bulunduğu koşullar nedeniyle 24 saat esasına göre görev yaptığını, 211 sayılı İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği mucibince kendisine tahsis edilen zati tabancanın mekanik arızasının da dolaylı etkisi ile olayın meydana geldiğini belirterek davacı anne ............... için 1.000.000.000.TL. maddi, 250.000.000.TL. manevi, davacı baba ............... için 750.000.000.TL. maddi, 250.000.000.TL. manevi, davacı kardeş ............... için 100.000.000.TL. olmak üzere toplam 2.350.000.000.TL. tazminatın hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Olayı müteakip yapılan adli tahkikat sonunda, 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca verilen 06.12.1996 tarih ve 1996/1591 - 1176 Esas ve Karar sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararının tetkikinden; Ergani 52071 nci Mühimmat Bölük Komutanlığı emrinde görev yapmakta olan Ord.Tğm................ün 22.06.1996 günü saat 19.15 sıralarında ihtiyacını gidermek için girdiği subay - astsubay helasında kılıfı içerisindeki 118961 seri numaralı Wzör marka zati tabancasını horoz tertibatının üzerine yere düşürmesi ve silahın tetik tertibatının arızalı olması nedeniyle patlaması akabinde namludan çıkan mermi çekirdeğinin fayans duvarına çarparak sektiği ve kafasının sol tarafına isabet ettiği, yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 03.07.1996 günü GATAda vefat ettiği, ölümünde hiç kimsenin kasıt, ihmal ya da kusurunun bulunmadığı, olayın tamamen kazaen meydana geldiği, ekspertiz raporuna göre horoz kurulu pozisyonda iken silah emniyete alındığından düşen horozun fişek yatağında mevcut fişeği patlatmaması gerekirken patlattığı, bunun dışında mekanik bir arızasının bulunmadığı belirtilerek Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Anayasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir olması, zararla eylem arasında nedensellik bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez ise de, müteveffanın da mensubu bulunduğu 7 nci Kor.K.lığı ve bağlı birliklerinde görevli personelin kişisel güvenlik açısından 7 nci Kor.K.lığının emri uyarınca sivil veya resmi iken her durumda (çarşıda, seyahatte, görevde v.s.) silah taşımak zorunda olduklarının, bulunulan zaruri koşullar nedeniyle personelin 24 saat esasına göre görev yaptıklarının, ölüm olayının da birlik helasında görev sırasında meydana geldiğinin dosya içeriğiyle belirlenmesi karşısında hizmet ile zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, kanaatine varılmıştır.
Gerek öğretide, gerekse yargı kararlarında kabul edildiği üzere özellikle Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen bazı hizmetlerle, hizmetin ifasında kullanılan silah, bomba, mayın gibi araç ve gereçler yapıları gereği hem ilgililer hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. İşte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerde araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl bunların sahibine ait oluyorsa, doğan zararlar da onların sahibine ait olmalıdır şeklinde ifade edilebilecek olan risk ilkesinin bir gereği olarak davacının uğradığı zararın kendi üzerinde bırakılmayarak hizmetin sahibi idarece giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış ancak olayın oluşumuna müteveffanın tedbirsiz ve dikkatsiz davranışının etken olması müterafik kusur olarak kabul edilmiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacıların gerçek maddi zararlarının boyutunun belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinden, olay nedeniyle davacılara sağlanan yararlar bulunup bulunmadığı araştırılmıştır.
T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 05.05.1997 gün ve 73.425.018 sayılı yazısından; ölüm olayında görevin neden ve etkisinin bulunmadığı sonucuna varılarak davacılara aylık bağlanmadığı, söz konusu işlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan davanın AYİM 2.D.nin 31 MART 1998 gün ve 1997/482 - 384 Sayılı kararı ile anaya vazife malûllüğü aylığı bağlanması için gerekli olan dul ve muhtaç olma, babaya aylık bağlanabilmesi için gerekli olan muhtaç ve 65 yaşını bitirmiş olma şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedildiği, davacılara devletçe sağlanmış bir yarar bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacıların maddi zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 07 EYLÜL 1997 tarihli bilirkişi raporunda, davacı anne ...............ün 2.419.659.589.TL., davacı baba ...............ün 1.703.202.934.TL. maddi tazminat hakedişlerinin bulunduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına, mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmış, müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacı anne ve babaya maddi tazminat hükmedilmiştir.
Davacıların olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla tüm davacılara müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacı baba ...............e istemi gibi 750.000.000.TL. (YEDİYÜZELLİMİLYON TL.), davacı anne ...............e istemi gibi 1.000.000.000.TL. (BİRMİLYAR TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacı baba ............... ile davacı anne ...............e ayrı ayrı 250.000.000ar TL. (İKİYÜZELLİŞERMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacı kardeş ...............e 80.000.000.TL. (SEKSENMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
4. Davacılar tarafından peşin yatırılan 21.820.000.TL. (YİRMİBİRMİLYONSEKİZYÜZ YİRMİBİN TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
5. 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YEROLMADIĞINA,
6. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 9.000.000.TL. (DOKUZMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
7. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 3.000.000.TL. (ÜÇMİLYON TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
8. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 106.550.000.TL. (YÜZALTI MİLYON BEŞYÜZ ELLİBİN TL.) Avukatlık Ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
9. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 2.000.000.TL. (İKİMİLYON TL.) Avukatlık Ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy