(5434 S. K. m. 12) (492 S. K. m. 13)
Davacı vekili 20 Mart 1997 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkilinin askerlik hizmetini ifa ederken 6.1.1995 tarihinde arkadaşının silahından çıkan kurşun nedeniyle yaralandığı, uzun süreli tedaviler görüp bir kaç kez ameliyat olması nedeniyle büyük acılar duyduğunu, maddi yönden de büyük zarara uğradığını belirterek 800.000.000. TL. maddi 300.000.000. TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dosyada mevcut belgeler ve özellikle 7.Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.4.1995 gün ve E.1996/138 K.1996/233 sayılı hükmü incelendiğinde, olay günü sanıklardan ...........in sevk ve idaresindeki minibüs aracı ile araç muhafızı sanık ...............le beraber personeli kışlaya getirdikleri, servis bittikten sonra emir gereği araçta bulunan tabancaları araçta bulunan kilitli sandığa bırakarak muhafaza etmeleri gerekirken araçta korumasız olarak bıraktıkları, sanık ..........ın aracın benzin ikmalini yaptıktan sonra araç görev belgesini hazırlamak üzere garaj odasına gittiği, bu esnada aynı birlikte görevli diğer sanık ...............ın radyo dinlemek üzere aracın şoför mahalline bindiği, radyo dinlediği esnada garaj odasından çıkan davacıyı araca çağırdığı, davacının da gelerek araca bindiği, bir süre radyo dinleyerek sohbet ettikleri, daha sonra davacının motor kaputu üzerine bırakılan 9750 seri nolu MP-5 makinalı tabancayı görerek eline alıp oynamaya başladığı, silahın şarjörünü çıkardığı, emniyette olan tabancadan şarjörü çıkardığı, şarjördeki mermileri sanık ...........a göstererek, Bu mermiler yeterince sivri değil, nasıl oluyor da adam öldürüyor dediği, daha sonra tabancanın emniyetini açıp kurma kolunu çektiği ve namlu aracın tavanını gösterir şekilde tetik düşürdüğü, silahı emniyete alarak şarjör ayrı tabanca ayrı biçimde kaputun üstüne bıraktığı, radyoda çalan bir şarkı nedeniyle sanık ...........ın efkarlanarak motor kaputu üzerinde bulunan tabancayı alarak şarjörünü taktığı, namlu havayı gösterir şekilde kurma kolunu çekip bırakmak suretiyle tabancayı kurduğu ve davacıya silahın namlusuna mermi alıp almadığını sorduğu, davacının namluda mermi olduğunu beyan ettiği, sanık .........ın efkarlı bir şekilde namluyu kendi şakağına dayadığı, davacının kaza olabileceği yönündeki ikazı üzerine silahın namlusunu ağır ağır indirerek davacıya doğru çevirdiği, sanık.......ın şaka yapmayı sevdiğini bilen davacının telaşlanarak sanık ....i engellemeye çalıştığı, ellerini uzattığı sırada silahın ateş aldığı ve silahtan çıkan 2 merminin davacının batın bölgesinden girerek sırt bölgesinden çıktığı, yaralanan davacının olayda bir kusurunun bulunmadığı, olayda sanıklardan .......ın silah ve cephanesi hakkında dikkatsizlik ve tedbirsizlikle emir ve talimatlara riayetsizlik dolayısıyla yaralamak suçundan, diğer sanıklar Rıdvan .............. ve ............in emre itaatsizlikte ısrar suçlarından cezalandırıldıkları, tedavileri sonucunda davacı hakkında GATAnce düzenlenen 28.8.1995 gün ve 13413 sayılı raporu ile B/45 F.10 askerliğe elverişli değildir kararı verildiği anlaşılmıştır.
İdarenin eyleminden dolayı tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın doğmuş olması, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması ve zararla eylem arasında uygun bir nedensellik bağının mevcudiyeti gereklidir.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten davalı idarenin halin icaplarına ve ihtiyaca göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arzetmesi, kamu hizmetini yürütürken kimsenin zarara uğramaması için gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gerektiği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin kanıtıdır. Nitekim olay tarihinde idarenin ajanları er ........... ve ..........in MP-5 silahını araçta bulunan sandığa kilitleyerek muhafaza altına alınmasını sağlamaları gerekirken bu hususta kendilerine tebliğ edilen emirler hilafına silahı aracın kaputu üzerine bırakarak araçtan ayrıldıkları, diğer er ...........ın yine emir ve talimatlara hilafına silahı kurcalamaması ve canlı hedeflere çevirmemesi gerekirken tam dolduruşa getirdiği tabancayı davacıya yönelttiği ve silahın ateş alması sonucunda davacının askerliğe elverişsiz hale gelecek şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.
Bu durum idarenin ajanını hizmeti yürütürken kimseye zarar vermemesi için özenli ve dikkatli davranması hususunda tam ve hizmet gereklerine ehil tarzda yetiştiremediğini gösterir. Eğitim eksikliği nedeniyle ajanın hizmeti yürütmede gösterdiği zafiyet sonucunda yaralanma olayı meydana gelmiştir. Kamu hizmetinin ayrılmaz unsurları olan ajanları idarenin yürüttüğü hizmetten soyutlamak mümkün değildir.
Bu nedenle davacının yaralanarak sakat kalması neticesinde uğradığı zararların davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacıya T.C.Emekli sandığınca ödenecek aylık ve tütün ikramiyesi miktarı yarar olarak kabul edilmektedir. Zira davacı askerlik hizmetini ifa ederken meydana gelen bu olay nedeniyle 5434 Sayılı Kanunun 12. maddesi 2. fıkrasının (k) bendi uyarınca daha öncesinde hiç bir ödemede bulunmadan iştirakçilik sıfatını kazanmaktadır. Davacının durumu kamu çalışanlarından farklı olduğunda bu husus araştırılmış T.C.Emekli Sandığının 26.8.1997 gün ve 73.566.072 sayılı yazısında davacıya Genel Müdürlüğün 19.12.1996 gün ve 184152 sayılı işlemi ile 1.5.1996 tarihinden itibaren 14.554.000. TL. aylık bağlandığı, aylığın en son 1.1.1997 tarihinden itibaren 43.079.000.TL. ya yükseltildiği, 3480 sayılı Kanun uyarınca 1996 yılı için 22.100.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacının uğradığı zararların tespiti için resen seçilen, Mahkemenin yerleşik uygulamaları ve tespit edilen kıstaslar doğrultusunda talimat verilen bilirkişinin hazırladığı 8.1.1998 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden davacının 6.443.895.083.TL. olan toplam zararının sağladığı 13.225.381.858.TL. yararlarla tamamiyle ve fazlasiyle karşılandığı görülmektedir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş, Mahkememizin yerleşik kararlarına, tespit ettiği kıstaslara, içtihatlarına ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacının tüm zararlarının sağlanan yararlarla tamamiyle ve fazlasıyla karşılandığı anlaşıldığından maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acıları kısmen de olsa karşılayabilmek için, kendisine takdir edilen uygun miktarda manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacılar vekili dava dilekçesinde manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de, Kurulumuzca davacıların olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı karşılamak üzere takdir edilen manevi tazminat miktarları paranın karar sırasındaki alım gücü dikkate alınarak tespit edildiğinden, davacı vekilinin dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi talebinin reddi cihetine gidilmiş, ancak takdir olunan manevi tazminat miktarları için karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Bu itibarla, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı ...............ın maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2- Takdiren ve istemi gibi davacıya 150.000.000.TL. (yüzellimilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarına karar tarihi olan 18 Şubat 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (yüzde elli) yasal faiz yürütülmesine, davacı vekilinin olay tarihinden itibaren yasal faiz isteminin REDİNE,
4- Davacı tarafından peşin yatırılan 10.324.000. TL. (Onmilyonüçyüzyirmidörtbin TL.) istek halinde davacıya İADESİNE,
5- 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YEROLMADIĞINA,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 6.000.000.TL. (altımilyon TL.) bilirkişi ücretinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 3.400.000.TL. (Üçmilyondörtyüzbin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca nisbi olarak hesap edilen 14.000.000.TL. (ondörtmilyon TL.) Avukatlık Ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy