(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 3 Nisan 1997 tarihinde İstanbul 5. İdare Mahkemesine verdiği ve 14 Nisan 1997 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğulluğu ve kardeşi olan J.Er Mehmet Açlan'ın askerlik hizmetini ifa ederken 5.3.1996 tarihinde şehit olduğunu, bu olaydan dolayı büyük acı ve ızdırap duyduklarını, ömür boyu duymaya devam edeceklerini, bu hususta idareye yaptıkları başvurunun reddedildiğini, belirterek toplam 300.000.000.TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal ve temerrüt faizi ile birlikte hüküm altına alınmasın talep ve dava etmiştir.
Davacıların oğulluğu ve kardeşi olan J.Er Mehmet Açlan'ın bir kamu hizmeti olduğu hususunda şüphe bulunmayan askerlik görevini Malatya İl Jandarma K.lığı emrinde ifa etmekte iken 8.3.1996 tarihinde yasa dışı terör örgütü mensuplarıyla çıkan silahlı çatışmada şehit olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bilindiği gibi Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşan terör eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiştir. Olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve asker kişi şehit olmuştur.
Taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden dolayı meydana gelen zarardan idarenin sorumlu tutulup tutulmayacağı, idare sorumlu tutulacak ise sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
İdarenin sorumluluğunu düzenleyen Anayasanın 125 nci maddesinin son fıkrası İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararın ödemekle yükümlüdür denilmektedir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiştir. Esasların belirlenmesi ve meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır.
İdare, Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da güvenliği sağlamak amacıyla kamu hizmetini yoğun şekilde ifa etmeye çalışmakta ve bu hizmeti ajanları vasıtasıyla yerine getirmektedir. İdarenin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığından mücbir sebep olarak kabul edilemez. Bu faaliyetler sırasında kamu hizmetini ifa ederken idare ajanının zarara uğraması ile hizmet arasında nedensellik bağının bulunduğu açıktır.
Zararın meydana gelmesinde idarenin bir kusuru bulunmadığından, davacıların zararının doktrin ve mahkeme kararlarıyla gelişen Kusursuz Sorumluluk ilkesine göre davalı idarece karşılanması gerektiği Kurulumuzca kabul görmüştür.
Davalı idarece davacılardan üvey anneye manevi tazminat ödenmemesi gerektiği ileri sürmüş ise de dava dosyasında mevcut nüfus kaydından, üvey anne Selver Açlan'ın 1961 doğumlu olup 31.1.1985 tarihinde müteveffa on bir yaşında iken müteveffanın babası ile evlendiği, olay tarihi olan 8.3.1996 tarihine kadar on bir sene süreyle aile birliği içinde bulundukları, bu süre zarfında üvey annenin ölene bir anne gibi katkısının olduğu, bu durumun dava dosyasında mevcut müteveffanın ailesine yazdığı mektuptan da anlaşıldığı, bu halde üvey annenin müteveffanın ölümünden dolayı acı ve ızdırap duyduğu, ömür boyu duymaya devam edeceği kabul görmüş, davalı idarenin savunmasına itibar edilmeyerek kardeşlerle birlikte davacı üvey anneye de duydukları ve duymaya devam edecekleri acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa telafi edilebilmesi amacıyla takdir olunan miktarlarda manevi tazminat verilmiştir.
Davacılar vekili manevi tazminata olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isteminde bulunmuş ise de; Kurulumuzca takdir edilen manevi tazminat miktarları paranın karar sırasındaki alış gücü esas alınarak tesbit edildiğinden bu istem kabul edilmemiş, ancak hükmedilen manevi tazminatlara karar tarihinden ödemiş tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacı üvey anne Selver Açlan'a takdiren ye istemi gibi 100.000.000.TL (yüzmilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
2- Davacı kardeşler Özge Ağlan ve Uğur Açlan'a takdiren ve ayrı ayrı 80.000.000.'er TL. (seksenermilyon TL) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy