(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20) (353 S. K. m. 10)
Davacı vekilleri 16 Aralık 1996 tarihinde kayda geçen üç sayfadan ibaret dava dilekçesinde davalarını gerekçeleriyle birlikte anlattıktan sonra sonuç olarak davalı idarenin 1996/979 E., 1996/1 K, sayılı ve 16.10.1996 tarihli 5 gün süreyle hücre hapis cezasının iptali, müvekkillerinin manevi olarak uğradığı zararın karşılığı olarak 500.000.000. TL. manevi tazminata hükmedilmesi, müvekkillerinin cezasına dayanak olarak ileri sürülen Askeri Ceza ve Tutukevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Yönetmeliğin 67, 71, 75, 80 maddelerinin Anayasanın 17. maddesine aykırı olduğundan iptaline karar verilmesini dava ve talep ettikleri anlaşılmaktadır.
1602 Sayılı Kanuna göre, davanın görevli yargı yerinde açılıp açılmadığı ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Zira görev kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir. Bu nedenle işin esasına girilmeden davanın görevli yargı yerinde açılıp açılmadığı hususu Kurulumuzca incelenmiştir.
Anayasanın 157. maddesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiştir. 1602 sayılı kanunda değişik 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş bulunması gereklidir.
1602 Sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Davacının halkı askerlikten soğutmak suçundan tutuklandığı hakkında hücre cezası verildiği tarihte sivil kişi olduğu ve 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde sayılan asker kişilerden olmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmektedir. Öte yandan 353 Sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 10/f maddesinde askeri yargı organlarınca tutuklanmış kişilerin asker kişi sayılacakları öngörülmüş ise de; bunun sadece anılan kanunun uygulanması yönünden olduğunun aynı maddesinin birinci fıkrasında ifade edilmesi cihetiyle, 1602 Sayılı Kanunun uygulanması yönünden tutuklu sivil kişilerin asker kişi sayılmaları mümkün bulunmamaktadır.
Bu nedenle davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görüm ve çözümü için gereken asker kişi olması koşulu gerçekleşmediğinden davanın görüm ve çözümünün genel idari yargının görevine girmekte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy