(2926 S. K. m. 3, 11) (926 S. K. m. 26) (Subay Meslek Programları Yönetmeliği m. 13)
Davacı, 25 Temmuz 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Hv.K.K. lığınca 1 Mayıs 1997 gün ve HRK.1700-237-97/(Uç.Eğt.1) sayılı jet, ulaştırma ve helikopter pilotlarının ayrı ayrı yetiştirilmesine ait uygulama emrinin (c) fıkrasında uygulamaya ilk deneme olarak temel eğitimlerini 27 Haziran 1997 tarihinde tamamlayacak olan 1996-A devresinden itibaren başlanacağının açıklandığını, uygulama emrinin kendisine de uygulanması için yaptığı başvuruya olumsuz cevap verildiğini, kendisinin 1992 yılının Haziran ayında başladığı uçuş eğitiminin başlangıç ve temel safhalarını başarı ile tamamladıktan sonra 1993 yılı Ekim ayında tekamül safhasında uçuştan ayrılmış bir pilot adayı olduğunu, idarenin daha önceki yıllarda temel uçuş eğitimini başarıyla tamamlayan pilot adaylarını kapsam dışı bırakarak uygulamayı uçuş eğitimlerini 27 Haziran 1997 tarihinde tamamlayacak olan 1996/A devresinden itibaren başlatılmasının haksız olduğunu ileri sürerek uygulama emri kapsamına dahil edilmesini dava ve talep etmiştir.
Davanın konusunu, uçuş eğitiminin başlangıç ve temel safhalarını tamamladıktan sonra 1993 yılında tekamül safhasında yeterli görülmeyerek pilot sınıfından seyrüsefer sınıfına geçirilen davacının, jet, ulaştırma ve helikopter pilotlarının ayrı ayrı yetiştirilmesi ve uygulamaya ilk deneme olarak temel uçuş eğitimlerini 27 Haziran 1997 tarihinde tamamlayacak 1996/A devresinden başlanacağına ilişkin Hava Kuvvetleri Komutanlığının 1 Mayıs 1997 gün ve HRK.1700-237-97/(Uçş. Eğt. 1) sayılı emri kapsamına dahil edilmemesi işleminin iptali istemi oluşturmaktadır.
2629 Sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu ve 926 Sayılı TSK. Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3 ncü maddesinin (a) bendinde; pilot ve pilot adayı: Türk Silahlı Kuvvetleri uçuş eğitimi teşkillerinden veya yabancı bir devlet uçuş okul v eya kurslarından pilotluk diploması alan ve diploması usulüne göre onaylanan kimseye pilot, pilot olmak için sayılan yerlerde fiilen uçuşa başlayanlara pilot adayı denir şeklinde tanımlanmıştır.
Kanunun aynı maddesinin (b) bendinde silah sistem operatörü ve silah sistem operatör adayı: Türk Silahlı Kuvvetleri uçuş teşkillerinde veya yabancı bir devlet uçuş okulu veya kurslarından silah sistem operatörü diploması alan ve diploması usulüne göre onaylanan, pervanesiz jet uçağında, darbe, av bombardıman, av-önleme ve hafif keşif görevleri yapılması için pilotla birlikte uçarak uçaktaki silah sistemlerini kullanan kimseye silah sistem operatörü, silah sistem operatörü olmak için jet uçağında uçuşa başlayanlara, silah sistem operatörü adayı denir diye tanımlanmıştır.
Kanunun 11 inci maddesinde ise; Silahlı Kuvvetlerde uçucuların, paraşütçülerin ve denizaltıcıların bu hizmetleri yapacakları uçak (sabit veya döner kanatlı) ve gemi tipinin görev ve ihtiyaca göne Kuvvet Komutanlıklarınca saptanacağı öngörülmüştür.
926 Sayılı TSK. Personel Kanunu'nun 26 ncı maddesinde, subayların yurt içinde veya yurt dışında yetiştirilmeleri, her rütbe ve kendi sınıfı içinde yeterliklerinin geliştirilmesi ve sınıf ayrılıklarına göre kıta veya diğer görevlerde kullanma süre ve sırasının yeterlik derecelerine göre Meslek Programları Yönetmeliği ile düzenleneceği hükme bağlanmış ve bu hükme göre çıkarılan 8.8.1968 gün ve 12971 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Subay Meslek Programları Yönetmeliği'nin 13 üncü maddesinde subayların meslek programlarının mesleki gelişim devrelerine göre nasıl yapılacağı açıklanmıştır.
Davacı, 1992 yılında tabi tutulduğu subay temel uçuş eğitimi sonrasında pilot statüsüne geçirilmeyip, silah sistem subayı branşına ayrılarak seyrüsefer sınıfında sınıflandırılmıştır. 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Subay Meslek Programları Yönetmeliği'nin amir hükümleri karşısında yetiştirileceği sınıf bundan böyle seyrüsefer sınıfı olup davacının jet pilotu olarak yetiştirilmesi için idarenin hukuki bir yükümlülüğünün bulunduğu söylenemeyeceği gibi esasen, pilot statüsünde olmayan davacının pilot yetiştirilmesine de olanak bulunmamaktadır.
Kaldı ki, hazırlanan mesleki eğitim programlarına göre her yıl çok sayıda personel kendi sınıflarında çeşitli mesleki eğitime tabi tutulmaktadır.
İdarenin üstlendiği kamu hizmetlerinin en iyi ve en etkin biçimde yürütülebilmesi için, hizmetin gerektirdiği personel ve araçların temini, personelin yetiştirilmesi ve yetiştirilecek personelin seçimi konularında takdir yetkisine sahip bulunduğu da açıktır.
Takdir yetkisi genellikle belirli olaylar karşısında idari makamların şu veya bu kararı almakta özgür olduğu ve bu kararlar arasında seçim hakkına sahip bulunduğu şeklinde açıklanmaktadır. Ancak kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurulması zorunluluğu takdir yetkisinin sınırını oluşturmaktadır. Takdir yetkisinin idarece takip edilen amaca uygun olarak kullanıldığı, duygusal değerlendirmelerden kaçınıldığı, objektif ve gerçek kıstaslara bağlı kalındığı sürece yargı denetimi dışında tutulması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Dava konusu olaya dönüldüğünde Hava Kuvvetlerinin kazanmakta olduğu yeni kuvvet yapısı, ulaştırma pilotu ihtiyacındaki artış, 24 saat esasına göre yürütülecek arama-kurtarma hizmetleri, uçuş eğitim takvimindeki yığılmalar ve azalan bütçe imkanları nedenleriyle pilot yetiştirme sisteminde değişiklik yapılarak jet, ulaştırma ve helikopter pilotlarının ayrı ayrı yetiştirilmesi ve ilk deneme olarak temel uçuş eğitimlerini 27 Haziran 1997 tarihinde tamamlayacak olan 1996/A devresinden başlanmasına yönelik uygulamanın kamu yararına aykırılığının bulunmadığı, idarenin takdir yetkisini yerinde kullandığı, öngörülen şartı taşımayan davacının isteminin reddolunmasında hukuka ve mevzuata aykırı bir cihetin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy