(2330 S. K. m. 1, 10) (Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik m. 19)
Davacı vekili 13.2.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği 7.5.1996 tarihinde kayda geçen cevap layihasında özetle; müvekkilinin teröristlerin su deposuna yaptıkları silahlı baskın sonucunda cephe istikametinden muhtelif nahiyelerine dört kurşun alarak ağır şekilde yaralandığını, nakdi tazminat talebinin teröristlere müdahale için ateş açmayıp kaçarken yaralandığı gerekçesiyle reddedildiğini, müvekkilinin nöbette uyumadığını, kaçmadığını, aynı olayda şehit olanların mirasçılarına nakdi tazminatların ödendiğini, bu durumun çifte standart teşkil ettiğini, olay yerinde köpek kulübesi bulunmadığını, dava konusu işlemin sebep ve amaç yönünden hukuka aykırı olduğunu açıklayarak tesis edilen işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, 7.6.1994 tarihinde P.Er ................, P.Er. ................ ve P.Er ................ ile birlikte Gaziler 8 nci Hd.Tb.Su Deposu nöbetçisi olan davacının, nöbet sırasında teröristlerce yapılan baskın sonucunda ağır şekilde yaralandığı, diğer nöbetçilerden P.Er ................ ile P.Er ................'nın çıkan çatışmada öldükleri, P.Er ................'nin ise yara almadan kurtulduğu, davacının nakdi tazminat isteminin M.S.B. lığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 5.1.1995 gün ve 110 sayılı kararıyla olayın, davacının nöbet yerinde uyuması ve uyandığında teröristlerle olan çatışmaya müdahale etmeksizin kaçmaya teşebbüs etmesi sonucunda meydana geldiği gerekçesiyle reddedildiği, aynı olayda ölen iki erin kanuni yakınlarına ise nakdi tazminat ödendiği anlaşılmıştır.
Nakdi Tazminatın ödenme usul ve esasları, 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelikte düzenlenmiştir.
3.11.1990 tarih ve 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun Amaç başlığı altındaki 1 nci maddesinde, bu kanunun amacı Barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas yöntemlerinin düzenlenmesidir. şeklinde belirtilmiştir.
Kanununun ikinci maddesinde ise, iç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkikle görevlendirilen personelle kimlerin amaçlandığına açıklık getirilerek kanun kapsamında bulunan personel sayılmıştır.
Aynı Kanunun 10 ncu maddesinin 1 nci fıkrasında; Kanuna göre verilecek Nakdi Tazminatların ödeme şekli ile 3 ncü maddenin (b) bendi uyarınca ödenecek tazminatların tutarları ile bu kanunla ilgili diğer hususların hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
Yasa uyarınca çıkartılan Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik 20 Mayıs 1981 gün ve 17345 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmak suretiyle yürürlüğe girmiş, bilahare yapılan değişikliklerle bu yönetmelik yürürlükten kaldırılarak 18 Ocak 1993 gün ve 21469 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik yürürlüğe konulmuştur.
Söz konusu yönetmeliğin olay tarihinde yürürlükte bulunan 19 ncu maddesinde, bu yönetmeliğin nakdi tazminat ödenmesi, aylık bağlanması, öğretim ve sağlık yardımlarıyla ilgili hükümlerinin, ölüm sakatlanma ve yaralanmanın görevin sebep ve tesiriyle olmayıp da görevli kişinin kendi kusuru sonucu meydana geldiğinin idarece saptanması halinde uygulanmayacağı öngörülmüştür.
Bilahare Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin 19 ncu maddesinde 13 Şubat 1996 gün ve 22553 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmak suretiyle yapılan değişiklikle bu yönetmeliğin nakdi tazminat ödenmesi, aylık bağlanması, öğretim ve sağlık yardımları ile ilgili hükümlerinin ölüm, sakatlanma ve yaralanmanın görevli kişinin kendi kastı sonucu meydana geldiğinin idarece saptanması halinde uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
Olayın oluş tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre Nakdi Tazminat ödenebilmesi için: İç güvenlik ve asayişin korunması, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki konularında görevli olunması, ölüm, sakatlanma ve yaralanmanın görevin sebep ve tesiriyle meydana gelmiş olması, ölüm, yaralanma veya sakatlanmanın oluşumunda görevli kişinin kendi kusurunun bulunmaması koşullarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Olay tarihinde su deposu nöbetçisi olarak güven ve asayişi korumakla görevli olan davacının teröristlerce açılar ateş sonucu yaralandığı sabit olup bu konuda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı idarece, davacının yaralanması neticesini doğuran olayın teröristlerin baskını sırasında nöbet mahallinde uyumakta olan davacının teröristlerle çıkan çatışmaya müdahale etmeksizin kaçmaya teşebbüs etmesi sonucu meydana geldiği gerekçesiyle nakdi tazminat ödenmemesine karar verilmiş ise de; mevcut delillerden ve dosya içeriğinden davacının kaçarken yaralandığı kesin olarak tesbit edilemediği gibi, aynı olayda öldürülen ve davacıyla birlikte olay saatinde su deposu nöbetçisi olan iki erin yakınlarına da nakdi tazminat ödendiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yaralanma olayının teröristlerin ateşi sonucunda, görevin sebep ve tesiriyle meydana geldiği maddi bir vakıa olan davacıya nakdi tazminat ödenmesi için mevzuatta öngörülen şartlar gerçekleşmiş olduğundan, idarece tesis olunan işlem hukuken uygun bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, görevden dolayı ve görevi nedeniyle yaralandığı anlaşılan davacıya nakdi tazminat ödenmemesi işlemi neden unsuru yönünden hukuka aykırı bulunduğundan İŞLEMİN İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy