(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20, 21, 44, 45) (2247 S. K. m. 19, 29, 36)
Davacıların vekilleri tarafından verilerek 18 Temmuz 1997 günü kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Davacıların yakının J.Er .......... tarafından öldürülmesi üzerine Van İkinci Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açtıklarını, davanın mahkemece görev yönünden reddedildiğini, hükmün temyizi üzerine Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinin 31 Ekim 1996 gün ve E.1996/8564, K.1996/10517 sayılı ilamında davalı idare yönünden davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek, görev yönünden bozulduğunu, bunun üzerine Van İkinci Asliye Hukuk Mahkemesinin 22 Mayıs 1997 gün ve 1997/51, K.1997/168 sayılı kararıyla davalı idare yönünden açılan davanın görev yönünden reddedildiğini, bu yüzden Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmak zorunda kalındığını, 5.200.000.000. TL. destekten yoksunluk tazminatının olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davanın esasına girilmezden önce, davanın görüm ve çözümünün askeri idari yargının görevine girip girmediği tartışılmalı ve şu aşama itibariyle dava hakkında ne işlem yapılacağı irdelenmelidir.
Bunun nedeni görev sorununun kamu düzeninden sayılması ve 1602 Sayılı Kanunun 44 ncü maddesinde, açılan iptal davalarının öncelikle görev noktasından incelenecek olması ve aynı Kanunun 45 inci maddesinin (A) bendinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girmeyen davaların görev yönünden reddedileceğinin hükme bağlanmış olması ve 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19 uncu maddesinin amir hükmüdür.
1982 Anayasasının 157 nci maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu hükme bağlanmış, aynı hükme 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinin ilk fıkrasında da yer verilmiş, maddenin ikinci fıkrasında ise Kanunun uygulanması bakımından asker kişilerin kimler olduğu sayılmış, bunların Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan ya da hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar olduğu belirtilmiştir.
Yasal düzenlemeler karşısında bir uyuşmazlığın askeri idari yargı yerinde görülebilmesi için idari işlem ya da eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunmaları, bu iki koşulun o uyuşmazlık yönünden birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birisi veya her ikisi bulunmayan uyuşmazlıklara Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılamaz.
Her şeyden önce davacıların, 1602 Sayılı Kanunun 20/2 nci maddesinde sayılan asker kişilerden olmadıkları görülmektedir. Kanun davacılar açısından asker kişi olma koşulunu gerekli saydığına, davacılar ile eylem sonucu kaybettikleri yakınları olan Ömer ASLAN asker kişi statüsünde kabul edilecek kişilerden olmadıklarına ve haliyle uyuşmazlığın askeri idari yargı yerinde görümü için yasal koşul sayılan eylemin asker kişiyi ilgilendirme koşulunun bu dava yönünden gerçekleşmediğine göre, davaya bakma görevinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ait olduğu söylenemez.
Zararı doğuran eylemin asker kişi tarafından yapılmış olmasının görevli yargı yerinin belirlenmesinde hiç bir önemi bulunmamaktadır. Görevli yargı yerinin tayininde kanunda öngörülen ölçüt: eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin olmasıdır. Nitekim 1602 Sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ilk fıkrasında, 20 nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilenlerin açacakları tam yargı davalarının Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümleneceği hükme bağlanmıştır.
AYİM. İkinci Dairesince Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19 uncu maddesi uyarınca görevli yargı merciinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğu Uyuşmazlık Mahkemesi ise 6.7.1998 gün ve 1998/12-15 esas ve karar sayılı kararı ile davanın genel idare yargı yerinde görülmesi gerekliğine karar verdiği anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi 2247 sayılı Kanunun 29 uncu maddesine göre Uyuşmazlık Mahkemesinin kararları kesin olup aynı Kanununun 36 ncı maddesinde öngörülen ayrık hüküm dışında tüm yargı yerleri için bağlayıcıdır.
Bu itibarla, göreve ilişkin sorun Uyuşmazlık Mahkemesince çözümlenmiş bulunduğundan anlaşmazlığın niteliğine göre davanın çözümü genel idari yargının görev alanına girdiğinden DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy