(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin 12 Haziran 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde Dz.Kd.Ütğm. ................'nin Sualtı Taarruz Grup Komutanlığında görevli iken 15 Nisan 1993 günü TCG Doğanay denizaltısı ile katıldığı SAT denizaltı müşterek eğitimi yaparken kaybolduğunu, cesedinin bütün aramalara rağmen bulunamadığını, Medeni Kanunun 42 nci maddesi gereğince nüfus kaydına 15.04.1993 tarihinde öldüğü kaydının düşüldüğünü, 25.05.1993 tarihli Genelkurmay Başkanlığınca yapılan yazı ile gaip olduğunun bildirildiğini, müteveffanın askeri bir eğitim sırasında cesedi bulunamayacak şekilde öldüğünü davacı eş için 1.000.000.000.TL. maddi, 150.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasında mevcut ayrıntılı kaza raporu ve kaza sonuç raporlarının tetkikinden; 15 Nisan 1993 günü TCG Doğanay Denizaltısı ile yapılan SAT Dezinaltı eğitimi esnasında üstüvaneden personelin serbest çıkması için gerekli olan yedekleme şamandırası ve ara halatının denizaltının yelkenine bağlanması için Dz.Kd.Ütğm. ................ ile Astsb.Kd.Çvş. ................'in görevlendirildiği bu görev nedeniyle her ikisinin de üstüvaneye girdikleri, periskop utkundaki denizaltı üstüvane üst kaportası açıldığında müteveffanın görevine başladığı, şamandıranın satha çıktığı, satıhta ve emniyet botlarında bulunan personel tarafından, müteveffanın şamandırada görüldüğü, daha sonra sualtı feneri ile tekrar daldığının görüldüğü, ancak denizaltı üstüvanesine girmediği, müteveffanın denizaltıya girmediğinin muhabere zafiyeti nedeniyle takriberk 2530 dakika sonra anlaşılabildiği derhal aramalara rağmen bulunamadığı, bölgedeki derinliğin 50 metreden fazla olması nedeniyle sualtı aramalarının yapılamadığı, müteveffanın bilinmeyen bir nedenle dalış sırasında rahatsızlanarak boğulmuş vaziyette sualtında olabileceğinin değerlendirildiğini, müteveffanın eğitime büyük bir istekle katıldığı eğitim esnasında şamandıra kılavuz halatını elinden kaçırmak gibi bir hatayı kendi gayretiyle giderme çabasına girebileceği ve görev heyecanıyla kendi emniyetini ihmal edebileceğinin düşünüldüğünün bildirildiği anlaşılmıştır.
İdarenin, eylemlerinden dolayı tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın bulunması, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Nedensellik bağının kesilmiş sayılması içinde, zararın tümüyle idare tüzel kişiliğine ve hizmete yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Yukarıda izah edilen olayın meydana gelmesinde idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Yine dava dosyasındaki bilgilerden müteveffa ................'nin de olayda bir kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Ancak, olayın bir kamu hizmeti sırasında meydana geldiği göz önüne alındığında, hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerek öğretide ve gerekse yargı kararlarında kabul edildiği üzere, özellikle Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen bazı hizmetlerle, hizmetin ifasında kullanılan uçak, helikopter, denizaltı, silah, top, bomba, mayın gibi araç ve gereçler yapıları gereği hem ilgililer hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. Bunların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir alarak önlemek mümkün olamaz, işte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerle araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl ki bunların sahibine ait oluyor ise, doğan zararlarda onların sahibine ait olmalıdır, şeklinde de ifa edilebilecek olan risk ilkesinin bir gereği olarak davacının uğradığı zararların hizmetin sahibi idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş kararlarıyla T.C. Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan maluliyet aylığı ve ödenen tütün ikramiyeleri davacıların tesbit edilen maddi zararlarından düşüldüğünden, maddi tazminat isteyen davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 18.07.1994 tarih ve 767/7 sayılı işlemi ile davacı eş'e 15.05.1994 tarihinde 6.329.000.TL ye yükseltildiği, 3997 Sayılı Kanun uyarınca müteveffanın anne ve babasına 01.07.1994 tarihinde aylık bağlanması üzerine eşin aylığının 01.07.1994 tarihinden itibaren 5.063.000.TL. anne ve babanın aylıklarının ayrı ayrı 1.266.000.TL. olarak tadil edildiğini, 4049 sayılı Kanun gereğince anne ve babanın aylıklarının 01.01.1996 tarihinde 19.474.000. TL. ye yükseltildiği, davacı eş'e 1993, 1994, 1995 yılları ile toplam 47.711.000. TL. anne ve babaya 1994 yılı için ayrı ayrı 3.277.500'er TL. tütün ikramiyesi ödendiği ayrıca eşine toplam 43.832.000TL. emekli ikramiyesi ödendiği, şayet müteveffanın görevi dışında bir sebepten vefat etmesi halinde müteveffanın 13 yıl 10 ay 18 günlük hizmeti nedeniyle eşine 15.05.1993 tarihinden itibaren 1.576.000. TL. adi malûl aylığı bağlanabileceğini ve bu aylığın 15.11.1995 tarihinde 10.299.000. TL. ye yükseltileceğinin bildirildiği görülmüştür.
Davacı eş'e 23.06.1996 tarihinde 2629 sayılı Kanun gereğince 196.040.000. TL. anneye ve babaya ayrı ayrı 42.580.000'er TL. maddi ve manevi zararlarının karşılığı olarak tazminat ödediği anlaşılmıştır.
Davacının maddi zararının tespiti için resen seçilen bilirkişinin 25.2.1997 tarihinde tanzim ettiği bilirkişi raporunun tetkikinden davacı eş ................'nin bağlanan aylıklar, ödenen tütün ikramiyeleri ile 2629 sayılı kanunca ödenen şehitlik tazminatının tamamının mahsubuna rağmen karşılanmayan maddi tazminat hak edişinin 1.534.629.715. TL. olduğu bildirilmiş, bu bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmesi üzerine davalı idarece, davacı eşin evli iki çocuklu olacağı dikkate alınarak yapılan hesaplamada iki çocuklu iken eşinden alacağı payın %30 olması gerekirken %40 üzerinden hesaplama yapıldığı, peşin ödeme katsayısının 12.4622 olarak alınması gerekirken 12.8212 olarak alınmasının hatalı olduğu yolunda itirazda bulunulması üzerine, Kurulumuzca itirazın haklı olduğu görülerek bilirkişiden bu hususları dikkate alarak Ek Bilirkişi raporu hazırlaması istenmiş, Bilirkişi tarafından tanzim edilen 10.03.1997 tarihli Bilirkişi Ek raporunun tetkikinden davacı eş ................'nin tüm sağladığı yararların mahsubuna rağmen karşılanmayan maddi tazminat hak edişinin 769.342.387. TL. olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen Ek Bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan ek bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmıştır.
Davacıya olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek için uygun miktarda tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı vekili manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulamasını istemiş ise de, kurulumuzca takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar sırasındaki alım gücü esas alınarak tesbit edildiğinden, bu talebinin reddi cihetine gidilmiş, ancak hükmedilen manevi tazminat miktarına karar tarihi olan 04 Haziran 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (YÜZDEOTUZ) yasal faiz uygulanması kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı eş ................'ye 769.343.000, TL. (Yediyüzalmışdokuzmilyonüçyüzkırküçbin Tl.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemin REDDİNE,
2. Takdiren davacı eş ................'ye 150.000.000. TL. (Yüzellimilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına emekli aylığı bağlandığı 15 Mayıs 1993 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (Yüzde otuz) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmesi talebinin REDDİNE, ancak hükmedilen manevi tazminata karar tarihi olan 04 Haziran 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (Yüzde otuz) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan 10.539.000.TL. (Onmilyonbeşyüzotuzdokuzbin TL.) harcın istek halinde DAVACIYA İADESİNE,
6. Davalı idare harçtan muaf olduğundan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YEROLMADIĞINA,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 3.000.000. TL. bilirkişi ücretinin davada haklılık oranına göre 700.000. TL. sinin davacı üzerinde bırakılmasına, 2.300.000. TL. (İkimilyonüçyüzbin TL.) sinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 1.470.000. TL. (Birmilyondörtyüzyetmişbin TL.) posta pulu masrafının davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
9. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 60.773.720. TL. (Altmışmilyonyediyüzyetmişüçbinyediyüzyirmi TL.) Avukatlık Ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
10. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 19.839.420. TL. (On dokuz milyon sekiz yüz otuz dokuz bin dört yüz yirmi TL.) Avukatlık Ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy