(2709 S. K. m. 125, 129)
Davacıların vekili tarafından verilerek 24 Mart 1997 günü kayda geçen dava ve idarenin savunması üzerine verilen ikinci dilekçelerde özetle; davacıların yakını olan J.Er ..................ın görevli bulunduğu Hatay-Serinyol 121 nci Jandarma Er Eğitim Alayı 3 ncü Tabur 12 nci Bölükte askerlik hizmetini yaparken, 8 Temmuz 1996 günü katıldığı birlik sabah sporunda topluca koşu yapılırken rahatsızlandığını, kustuğunu, bir arkadaşıyla birlikte 500 - 600 metre yürüdüğünü, birliğin toplandığı yere geldiğini, komutanından tuvalete gitmek için izin istediğini ve gittiğini, beş dakika sonra yine birliğin bulunduğu yere döndüğünü ve yere düştüğünü, birlik revirine kaldırıldığını, müdahalelere karşın kurtarılamayarak yaşamını yitirdiğini, olayda davalı idarenin kusursuz olduğunu söylemenin olanaksız bulunduğunu, davacının koşu sırasında kusması karşısında acil müdahale ve yardımda bulunulması gerektiğini, oysa kusma olgusu üzerine tıbbi ilk yardımda bulunulması gerekirken böylesi bir girişimde bulunulmadığını, kusmadan 20 dakika sonra ölüm olayının meydana geldiğini, bunun da davalı idarenin hizmet kusurunu gösterdiğini, yakınlarını kaybetmeleri yüzünden anne ve babanın destekten yoksun kaldıklarını, tüm davacıların manevi yönden acı ve elem duyduklarını, yaşamları boyunca da duyacaklarını, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle davacıların uğradığı maddi ve manevi zararı tazmin etmesi gerektiğini iddia ederek olay yüzünden davacı annenin uğradığı 500.000.000. TL. maddi, 130.000.000. TL. manevi, davacı babanın 500.000.000.TL. maddi, 130.000.000. TL. manevi, davacı kardeşlerin 70.000.000.er TL. manevi zararlarının olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Hatay-Serinyol 121 nci Jandarma Er Eğitim Alayı 3 ncü Tabur 12 nci Bölük Komutanlığında askerlik görevini yapan davacıların yakını J.Er ............ın 8 Temmuz 1996 günü iştirak ettiği birlik sabah sporu sırasında, koşu yapılırken rahatsızlanarak kustuğu, bir arkadaşının yardımı ile tuvalete götürüldüğü ve birliğin bulunduğu yere dönüldüğünde yere düştüğü, revire kaldırıldığı, yapılan müdahalelere karşın kurtarılamayarak yaşamını yitirdiği, Gaziantep 5 nci Zırhlı Tug.K.lığı Askeri Savcılığınca yapılan soruşturma sonucu düzenlenen 10 Aralık 1996 gün ve E.1996/1790, K.1996/243 sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararında: yapılan otopside kendisinde mevcut bir rahatsızlık sonucu oluşan mide muhteviyatının aspirisyonuna bağlı olarak asfiksi sonucu dolaşım ve solunum fonksiyonlarının durmasıyla ölümün meydana geldiğine, olayda kimsenin kusurlu bir hareketinin bulunmadığına yer verildiği, ancak İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 21 Mayıs 1997 gün ve 1.İhtisas Kurulu At.No.110-040497-379, Karar No.676 sayılı raporunda: davacıların yakınında otopsi esnasında trekeada köpüklü kahverengi peltemsi sıvı dışında bir yabancı cisme rastlanıldığının bildirilmediğine, mide içeriği aspirasyonunun gerçekleşmesi için şuur bulanıklığı, şuur kaybı tarif edilmediğine göre mide içeriği aspirasyonu olarak değerlendirilen bulgunun canlandırma esnasında husule gelmiş olacağı ve ölümde etkisi veya katkısı olduğunun tıbbi delili bulunmadığı, kesin ölüm nedeninin tıbben saptanamayacağı görüşlerine yer verildiği dava dosyasındaki belgelerden anlaşılmıştır.
İdarenin eylemlerinden dolayı tazminle sorumlu tutulabilmesi için tazmini gereken bir zararın bulunması, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zarar ile eylem arasında nedensellik, illiyet bağının bulunması gerekir. Nedensellik bağının kesilmiş sayılması içini zararın tümüyle idare tüzel kişiliğine ve hizmete yabancı unsurlardan doğması şarttır.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten idarenin, halin icaplarına, gereksinmelere göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arzetmesi, hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi, hizmetin amacına uygun biçimde işlemediğini, yeterli önlem alınmadığını gösterir. Davalı idarenin, ajanlarının kamu hizmetinin ifası sırasında ve hizmetin ifasından dolayı hizmetten ayrılması söz konusu edilemeyen fiillerinden kaynaklanan zararlardan sorumlu olacağı Anayasanın 129/5 ve 125/son maddelerinin amir hükümleri gereğidir.
Davacıların yakınının kesin ölüm nedeni belli olmamakla birlikte, ölümün, askerlik görevini yaparken, personelin beden ve fiziki kabiliyetinin geliştirilmesinde önemli yer tutan, o yönüyle de kamu hizmeti sayılması gereken spor eğitimine iştirak ettiği, hareketleri eylemli olarak bizzat yerine getirdiği sırada rahatsızlanması sonucu meydana geldiği bir gerçektir. Kuşkusuz, ölümü doğuran nedenin somut biçimde belli olması, hizmet kusuru ilkesi uyarınca davalı idarenin zarardan sorumlu tutulup tutulmayacağı konusunda yapılacak değerlendirmenin ipucunu oluşturacaktır. Davacıların yakınının şu ya da bu nedenden öldüğü noktasında kesin bir şey söyleme olanağı bulunmamakla birlikte, kamu hizmetinin ifası sırasında rahatsızlandığı ve sonucunda öldüğü maddi olgu olarak sabittir. Zararlı sonucun, kişinin bünyesel rahatsızlığından doğal olarak meydana gelip gelmediği, ya da hizmet kusuru sonucu oluşup oluşmadığı belli olmayan hallerde, zararın tek tarafın üzerinde bırakılmasının adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşırlığı söylenemez. Hele hele taraflardan birisinin kamu idaresi olması göz önünde bulundurulduğunda, ona göre daha olur durumda olan gerçek kişilerin zarara olduğu gibi katlanmasa adil sayılamaz. Ölüm nedeni kuşkulu olsa, davalı idarenin hizmet kusuru kanıtlanması da, kamu hizmetinin ifası sırasında meydana gelen ölüm olayı nedeniyle davacıların uğradığı zarardan, objektif sorumluluk ilkesi uyarınca idarenin sorumlu sayılması kabul edilmelidir. O yüzden zararın davalı idarece karşılanması gerektiği kurulumuzca kabul edilmiştir.
Davacı anne ve babanın desteklerini yitirmelerinden ötürü uğradıkları gerçek maddi zararın saptanması bakımından gerekli araştırmalar yapılmıştır.
Davacıların yakınının şayet ölmese idi normalde emsaliyle birlikte 21.11.1998 günü terhis edileceği, Gediz Askerlik Şubesi Başkanlığının 21 Ekim 1997 gün ve Aş.Ş.4282-16-97/ASAL.309 sayılı yazılarıyla bildirilmiştir. Mahkememizin yerleşik içtihatlarıyla, askerlik hizmeti sırasında ölenlerin ancak terhislerinden iki ay sonra kazanç getirici bir işe girebileceği kabul edildiğinden, davacıların maddi zararlarının başlangıç tarihi 1 Şubat 1997 olarak saptanmıştır.
Davacıların yakınının askere gitmezden önce prim ödemek suretiyle sigortalı işte çalıştığı, ancak ücretinin asgari ücret düzeyinde olduğu belgelendirilmiştir.
Olayın oluşum şekli itibariyle davacı anne ve babaya çocuklarının ölümü nedeniyle vazife malûllüğü aylığı bağlanamayacağı T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 5 Ocak 1998 gün ve B.07.1.EMS.0.10.09.01/75.484.025 sayılı yazılarıyla bildirilmiştir.
Elde mevcut bu veriler esas alınarak davacıların gerçek maddi zararlarının ne olduğunun belirlenmesi amacıyla resen seçilen bilirkişiye inceleme yaptırılmıştır. 26 Mart 1998 günlü bilirkişi raporunda: davacı anne ..................ın 416.159.000.TL., davacı babanın 404.408.000.TL. maddi zarar hakedişi bulunduğu açıklanmıştır.
Tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar itiraz etmemişlerdir. Davalı idare 1956 doğumlu davalı babanın henüz çalışabilecek yaş ve sağlığa sahip olduğunu, ölen yakınından başka desteği çocuklara sahip bulunduğunu öne sürmüş ise de, davacının desteğini yitirdiği ve bu yüzden zarar gördüğü gerçeği karşısında, davalı idarenin itirazları kabule değer bulunmamıştır. Bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun görülerek, rapor doğrultusunda karar kurulmuştur.
Davacıların yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle acı ve elem duydukları, yaşamları boyunca da duyacakları pek doğaldır.
Her ne kadar davacılar manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini istemiş iseler de, Kurulumuzca davacıların duyduğu, ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını karşılamak üzere takdir edilen manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü esas alınarak takdir ve tespit edildiğinden bu istemleri reddedilmiş, ancak karar tarihinden itibaren manevi tazminata faiz hükmedilmiştir.
Açıklandığı üzere;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne ..................a, 416.159.000.TL. (DÖRTYÜZONALTIMİLYONYÜZELLİDOKUZBİN TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca davacı baba ..................a 404.488.000.TL. (DÖRTYÜZDÖRTMİLYON DÖRTYÜZ SEKSEN SEKİZBİN TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMİNİN REDDİNE,
3. İstemlerine bağlı kalınarak davacı anne .................. ve davacı baba ..................a ayrı ayrı takdiren 130.000.000.ar TL.(YÜZOTUZARMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
4. İstemlerine bağlı kalınarak davacı kardeşler .................. ve ..................a ayrı ayrı takdiren 70.000.000.er TL.(YETMİŞER MİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
5. Hükmedilen maddi tazminatlara zararın başlangıcı olan 1 Şubat 1998 tarihinden itibaren ödeme tarihine dek % 50 (YÜZDE ELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
6. Hükmedilen manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine yönelik davacı istemlerinin reddine, ancak karar tarihi olan 6 Mayıs 1998 gününden itibaren ödenecekleri tarihe kadar % 50 (YÜZDE ELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
7. Davacılar tarafından peşin yatırılan 13.440.000.TL. (Onüçmilyondörtyüzkırkbin TL.) harcın Harçlar Kanununun 31 nci maddesi uyarınca istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
8. Davalı idare harçtan muaf olduğundan aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
9. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 6.000.000.TL. (Altımilyon TL.) bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranlarına göre 1.000.000.TL.(Birmilyon TL.)nın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, 5.000.000.TL. (Beşmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
10. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 5.000.000.TL. (Beşmilyon TL.) posta pulu giderinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACILARA VERİLMESİNE,
11. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarına göre davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 78.412.000.TL. (Yetmişsekizmilyondörtyüzonikibin TL.) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACILARA VERİLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy