(2330 S. K. m. 6)
Davacılar vekili 17 Nisan 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği cevap layihasında özetle; Tğm................nın Diyarbakır İl J.K.lığı emrinde görev yapmakta iken operasyon görevi esnasında meydana gelen toprak kayması sonucu toprak altında kalarak vefat ettiğini, olay sebebiyle davacılara bağlanan aylık ve ödenen nakdi tazminatın maddi ve manevi zararları karşılamasının mümkün olmadığını ileri sürerek davacılardan Eş ............... için 1.500.000.000.TL. maddi, 150.000.000. TL. manevi, çocuk ............ için 1.000.000.000. TL. maddi, 150.000.000. TL. manevi , davacı çocuk ............... için 1.300.000.000. TL. maddi, davacı kardeşler Ramazan ve ............... için 80.000.000.er TL. manevi olmak üzere toplam 4.340.000.000.TL. tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacıların yakını J.Tğm................nın Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı emrinde görevli iken 14.10.1996 tarihinde operasyon nedeniyle görevlendirildiği bölgede meydana gelen heyelan sonucu vefat ettiği anlaşılmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuç ile eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez ise de, müteveffanın görevli bulunduğu esnada bu doğa olayına maruz kalarak şehit düşmesinde askeri görevin sebep ve etkisi bulunduğundan, bunun doğal sonucu olarak idarenin sorumluluğuna yol açan bir illiyet bağının mevcut olduğu görülmektedir. Ortada mücbir sebep teşkil eden bir doğa olayı mevcut olmakla birlikte idarenin yükselen standardı göz önüne alınarak ve Mahkememizin istikrarlı kararları gözetilerek davacıların uğradıkları zararların kusursuz sorumluluk esasına göre davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında ölmeleri halinde varislerine T.C. Emekli Sandığınca bağlanan vazife malullüğü aylığı ile bu kimselerin ecelleri ile ölmeleri halinde T.C. Emekli Sandığınca bağlanacak dul ve yetim aylıkları arasındaki fark ve ödenen tütün ikramiyeleri olay sebebiyle sağlanan yarar olarak kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden maddi tazminat talebinde bulunan davacı eş ve çocuklara aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Gn.Md.lüğünün 5.11.1997 gün ve 66.540.001 sayılı yazısından Genel Müdürlüğün 3.1.1997 gün ve 440 sayılı işlemi ile 15.10.1996 tarihinden itibaren davacı eş ...............ya 19.629.000.TL., davacı çocuklar Rıdvan ile ...............ya ayrı ayrı 9.815.000.er TL. TSK. Vazife Malullüğü aylığı bağlandığı, bilahare bağlanan aylıkların memur maaş katsayısı artışına paralel olarak artmaya devamla en son 01.07.1997 tarihinde eşin aylığının 37.246.000.TL. ye çocukların aylığının 18.623.000er TL.ye yükseltildiği, ayrıca 3480 sayılı Kanun uyarınca davacı eş ve çocuklara ayrı ayrı 7.413.000.er TL. tütün ikramiyesi, 5434 sayılı Kanunun Ek-20 nci maddesi uyarınca (562 sayılı KHK. uyarınca ikramiye farkı dahil olmak üzere) eşe 274.581.000.TL., çocuklara ayrı ayrı 137.291.000.er TL. emeklilik ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklananlara ek olarak 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ödenmesi ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun Hükümleri uyarınca davacı eş ve çocuklara 26.12.1996 tarihinde 1.011.345.300.TL. nakdi tazminat ödenmiştir. 2330 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde, bu kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığının maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğu, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların göz önünde tutulacağı belirtilmiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacıların maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmamış ise karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 17.3.1998 tarihli bilirkişi raporunda; davacı eş ...............nın 3.944.3101.024.TL., birinci çocuk ...............nın 1.363.714.366. TL. , ikinci çocuk ...............nın ise 1.233.084.037 TL. maddi tazminat hakedişlerinin bulunduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idarece, davacı eş ...............nın 18 yaşından küçük iki çocuk annesi olması nedeniyle evlenme şansının % 17 olarak hesaplanması gerekirken raporda % 10 olarak hesaplama yapıldığı, davacının PMF tablosuna göre ortalama ömrünün 67 yaş olarak alınması gerekirken 68 yaşına kadar maddi hakediş miktarının hesaplandığı yolunda itirazda bulunulmuştur.
Davacının ömür sonunun PMF tablosuna göre hesaplanması ve bu tabloya göre ömür sonunun 2035 yılını göstermesi karşısında davalı idarenin bu yöndeki itirazına itibar olunmamış, ancak raporda davacı eşin evlenme yaşının dikkate alınmaması, keza davacı eş ve çocuklara 2330 sayılı yasa uyarınca ödenen nakdi tazminatın hesaplamaya dahil edilmemesi nedeniyle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması yoluna gidilmiştir.
Bilirkişi tarafından yeniden düzenlenmek suretiyle Mahkememize ibraz edilen 19.3.1998 tarihli bilirkişi raporunda ise, nakdi tazminatların mahsubundan sonra davacı eş ...............nın 2.897.254.062.TL. , birinci çocuk ...............nın 774.289.686.TL., ikinci çocuk ...............nın 643.659.377.TL. maddi tazminat hakedişlerinin bulunduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen son bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Manevi tazminat isteminde bulunmayan davacı çocuk ............... hariç diğer davacılara eş, baba ve kardeşlerini kaybetmeleri nedeniyle gerek olay anında duydukları, gerekse ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı vekili tarafından manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması yolunda istemde bulunulmuş ise de, Kurulumuzca takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar anındaki alım gücü esas alınarak belirlendiğinden bu istem kabul edilmemiş, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı eş ...............ya 1.500.000.000.TL. (BİRMİLYARBEŞYÜZMİLYON TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca davacı çocuklardan ...............ya 774.290.000. TL. (YEDİYÜZYETMİŞDÖRTMİLYONİKİYÜZDOKSANBİN TL.) ...............ya 643.659.000. TL. (ALTIYÜZKIRKÜÇMİLYONALTIYÜZELLİDOKUZBİN TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
3. Takdiren ve istemlerine bağlı kalınarak davacı ............... ile davacı çocuk ...............ya 150.000.000.er TL. (YÜZELLİŞERMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
4. Takdiren ve istemlerine bağlı kalınarak davacı kardeşler ..............., ............... ve ...............ya ayrı ayrı 80.000.000.er TL. (SEKSENERMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
5. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına davacılara vazife malullüğü aylığının bağlandığı 15 Ekim 1996 tarihinden ödeme tarihine kadar YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, faiz oranının 31 Aralık 1997 tarihine kadar % 30 (YÜZDE OTUZ), 1 OCAK 1998 tarihinden itibaren % 50 (YÜZDE ELLİ) OLARAK UYGULANMASINA,
6. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi yolundaki davacının talebinin REDDİNE, ancak karar tarihi olan 22 Nisan 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (YÜZDE ELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
7. Davacılar tarafından peşin yatırılan 39.990.000. TL. (Otuzdokuzmilyondokuzyüz- doksanbin TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
8. 492 Sayılı Harçlar Kanunun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
9. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 9.000.000.TL. bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 2.100.000.TL.(İkimilyonyüzbin TL.)sının davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, 6.900.000.TL. (Altımilyondokuzyüzbin TL.)sının davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
10. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 6.350.000.TL.(Altımilyonüçyüzellibin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
11. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 90.518.000.TL. (Doksanmilyonbeşyüzonsekizbin TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
12. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 49.640.000.TL. (Kırkdokuzmilyonaltıyüzkırkbin TL.) Avukatlık Ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy