(2709 S. K. m. 125) (2330 S. K. m. 6) (1602 S. K. m. 71) (1136 S. K. m. 164) (818 S. K. m. 41, 43, 47, 49)
Davacılar vekili 23 Eylül 1997 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkillerinin eşi ve babası olan J.Yb. ................nun 4.6.1997 tarihinde Kuzey Irak Çekiç Harekatı sırasında şehit olduğu, olay nedeniyle destekten yoksun kaldıklarını, büyük acı ve ızdırap duyduklarını, davalı idareye zararlarının giderilmesi yönünde yaptıkları başvurunun reddedildiğini belirterek 5.290.000.000.TL. maddi ve 900.000.000.TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Hakkari İl J.K.lığı emrinde görev yapmakta iken 4.6.1997 tarihinde icra edilen Kuzey Irak Çekiç Harekatı sırasında J.Yb. ................nun şehit olduğu, olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği gibi Güneydoğu ve Doğu Anadoluda yoğunlaşan terör eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı ileri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiştir. Olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve asker kişi şehit olmuş veya yaralanarak sakat kalmıştır.
Taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden dolayı meydana gelen zarardan idarenin sorumlu tutulup tutulmayacağı, idare sorumlu tutulacak ise sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
İdarenin sorumluluğunu düzenleyen Anayasanın 125 nci maddesinin son fıkrasında İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür denilmektedir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiştir. Esasların belirlenmesi ve meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır.
İdare, Güneydoğuda ve Doğu Anadoluda güvenliği sağlamak amacıyla kamu hizmetini yoğun şekilde ifa etmeye çalışmakta ve bu hizmeti ajanları vasıtasıyla yerine getirmektedir. İdarenin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığından mücbir sebep olarak kabul edilemez. Bu faaliyetler sırasında kamu hizmetini ifa ederken idare ajanının zarara uğraması ile hizmet arasında nedensellik bağının bulunduğu açıktır.
Zararın meydana gelmesinde idarenin bir kusuru bulunmadığından davacıların zararının doktrin ve mahkeme kararlarıyla gelişen KUSURSUZ SORUMLULUK ilkesine göre davalı idarece karşılanması gerektiği Kurulumuzca kabul görmüştür.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimsenin kamu hizmetinin ifası sırasında vefat etmesi halinde mirasçılara ödenen vazife malûllüğü aylıkları ile, bu kişilerin görev dışında eceli ile ölmeleri halinde bağlanacak dul ve yetim aylıkları arasındaki fark ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilmektedir. Bu husus araştırılmış, T.C.Emekli Sandığının 3.4.1998 gün ve 51.375.028 sayılı yazısında Genel Müdürlüğün 14.07.1997 gün ve 86904 sayılı işleri ile 15.06.1997 tarihinden itibaren eşe 54.360.000.TL. çocuklara ayrı ayrı 27.180.000.er TL. vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, en son olarak 1.1.1998 tarihinden itibaren eşin aylığının 76.662.000.TL.ye çocukların aylıklarının 38.330.000.er TL.ye yükseltildiği, eşe 1.256.813.TL., çocuklara ayrı ayrı 628.407.000.er TL. emekli ikramiyesi, 1997 yılı için eş ve çocuklara 18.591.000er TL. tütün ikramiyesi ödendiği, şayet davacıların yakını eceli ile ölseydi 15.06.1997 tarihinden itibaren eşe 32.433.000.TL., çocuklara 16.217.000er TL. aylık bağlanabileceği, en son olarak 1.1.1998 tarihinden itibaren eşin aylığının 45.750.000.TL. ye, çocukların aylıklarının 22.875.000.TL.ye yükseltileceği ve toplam 1.733.307.000.TL. ikramiye ödenebileceği bildirilmiştir.
2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesi Hakkındaki Kanun uyarınca 15.7.1997 tarihinde eşe 507.088.000.TL. çocuklara ayrı ayrı 760.634.000er TL. nakdi tazminat ödendiği anlaşılmıştır. Aynı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca ödenen nakdi tazminatın hem maddi hem de manevi zararlar karşıladığı olduğu açıktır.
Davacıların zararlarının tespiti için resen seçilen, davacıların 3713 Sayılı Kanun uyarınca kira yardımından faydalanmayacaklarına dair dosyada mevcut taahhütleri nedeniyle ayrıca bu yönde de talimat verilen bilirkişinin hazırladığı 18.05.1998 tarihli raporu tetkikinden davacılardan eşin 6.016.582.850.TL. , çocuk ................nun 109.903.217.TL. maddi tazminat hakedişlerinin bulunduğu, diğer çocuk ................nun 1.256.985.545.TL. zararına karşılık 1.271.576.503.TL. nakdi tazminat yararı sağlaması nedeniyle maddi tazminat hakedişinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idare felakatin özlenir hale getirilmesi ve taleple bağlı kalma ilkeleri yönünden, davacı vekili ise davacılara ödenen nakdi tazminatın 14.07.1997-31.12.1997 tarihleri arasında faizlendirilmiş yarar hesabı yapılırken 5 ay 16 günlük süre dikkate alınması gerekirken 1 yıl 1 ay 16 günlük % 30 faiz uygulaması yapıldığını, bu durumun müvekkillerinden çocukların aleyhine bir hak ediş hesaplaması söz konusu olduğu yönünden itiraz etmiştir.
İtiraz üzerine bilirkişi raporu incelenmiş, bilirkişi raporunun 7 nci sahifesinde maddi tazminat yararları hesaplanırken nakdi tazminatın ödendiği 15.07.1997 tarihi ile % 30luk yasal faizin son günü olan 31.12.1997 tarihleri arasında 5 ay 15 gün bulunmasına rağmen 1 yıl 1ay 16 gün üzerinden % 30 faiz uygulandığı bu durumun davacıların aleyhine olduğunun görülmesi üzerine bilirkişiye bu hatanın giderilmesi ve ek bilirkişi raporu düzenlemesi yönünde yeniden talimat verilmiştir.
Mahkememizin talimatı üzerine bilirkişice düzenlenen 8.6.1998 tarihli ek bilirkişi raporunda hatanın düzeltilmesi üzerine davacı eşin 6.118.000.450.TL. , davacı çocuk ................nun 262.030.017.TL., diğer davacı çocuk ................nun 137.585.841.TL. maddi tazminat hakedişinin bulunduğu anlaşılmış, Kurulumuzca sehven yapılan maddi hatanın düzeltildiği em bilirkişi raporunun tebligata çıkarılmasına gerek görülmemiş, Mahkememizin yerleşik kararlarına, tespit ettiği kıstaslara ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşılan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıların olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duymaya devam edecekleri acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa telafi edebilmek amacıyla takdir edilecek miktarlarda manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve istemi ile bağlı kalınarak davacı eş ................ya 3.000.000.000. TL. (ÜÇMİLYAR TL.), davacı çocuklardan ................ya 262.030.000. TL. (İKİYÜZALTMIŞİKİMİLYONOTUZBİN TL.) ................ya 137.586.000.TL. (YÜZOTUZYEDİMİLYONBEŞYÜZSEKSENALTIBİN TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2. Davacılara takdiren ve ayrı ayrı istemleri gibi 300.000.000er TL. (ÜÇYÜZERMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına vazife malûllüğü aylığının bağlandığı 14.7.1997 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar % 30 (YÜZDE OTUZ) 1.1.1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (YÜZDE ELLİ) manevi tazminat miktarlarına karar tarihi olan 10 Haziran 1998 tarihinden itibaren % 50 (YÜZDE ELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4. 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, ancak 492 sayılı Kanun uyarınca muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5. Davacılar tarafından peşin yatırılan 56.105.000.TL. (Ellialtımilyonyüzbeşbin TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
6. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 9.000.000.TL. (Dokuzmilyon TL.) bilirkişi ücretinin ve 6.000.000. TL. (Altımilyon TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
7. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nisbi olarak hesap edilen 119.400.000. TL. (Yüzondokuzmilyondörtyüzbin TL.) Avukatlık Ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy