(2709 S. K. m. 120, 125) (5434 S. K. m. 12) (2330 S. K. m. 6)
Davacılar ilk olarak 24.12.1996 tarihinde kayda geçen dilekçenin görevli mercie tevdii kararından sonra ikinci kez 31.07.1997 tarihinde Ardeşen Asliye Hukuk Hakimliğine verdikleri ve 11 Ağustos 1997 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; biricik evlatları .........ın komando olarak Şırnak İlinde askerlik hizmetini yaparken 22.2.1996 tarihinde şehit olduğunu, meslek lisesi mezunu olarak sigortalı çalıştığını, evlatlarının ölümü nedeniyle destekten yoksun kaldıklarını belirterek toplam 1.000.000.0000.TL. maddi ve 500.000.000.TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmişlerdir.
Davacıların oğlu olan P.Er ............., 1/95 nci İç Güvenlik Piyade Tabur 2 nci İç Güvenlik Piyade Bölük K.lığı emrinde askerlik hizmetini ifa ederken 22.2.1996 tarihinde Şırnak İli Güçlükonak İlçesi, Taşkonak Vatantepede mevki nöbetini bitirip üs bölgesine dönüş için hazırlık esnasında el bombasının patlaması sonucu vefat etmiştir. Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bilindiği gibi Güneydoğu ve Doğu Anadoluda yoğunlaşan terör eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı ileri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiştir. Olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve asker kişi şehit olmuş veya yaralanarak sakat kalmıştır.
Taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden dolayı meydana gelen zarardan idarenin sorumlu tutulup tutulmayacağı, idare sorumlu tutulacak ise sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
İdarenin sorumluluğunu düzenleyen Anayasanın 125 nci maddesinin son fıkrasında İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür denilmektedir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiştir. Esasların belirlenmesi ve meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır.
İdare, Güneydoğuda ve Doğu Anadoluda güvenliği sağlamak amacıyla kamu hizmetini yoğun şekilde ifa etmeye çalışmakta ve bu hizmeti ajanları vasıtasıyla yerine getirmektedir. İdarenin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığından mücbir sebep olarak kabul edilemez. Bu faaliyetler sırasında kamu hizmetini ifa ederken idare ajanının zarara uğraması ile hizmet arasında nedensellik bağının bulunduğu açıktır.
Zararın meydana gelmesinde idarenin bir kusuru bulunmadığından davacıların zararının doktrin ve mahkeme kararlarıyla gelişen KUSURSUZ SORUMLULUK ilkesine göre davalı idarece karşılanması gerektiği Kurulumuzca kabul görmüştür.
Davacılara bağlanacak aylık ve ödenecek tütün ikramiyesi miktarları yarar olarak kabul edilmektedir. Zira davacıların oğlu 5434 Sayılı Kanunun 12 nci maddesinin 2. fıkrası (k) bendi uyarınca askerlik hizmetini ifa ederken meydana gelen olay nedeniyle iştirakçi sıfatını kazandığından anne ve babaya aylık bağlanmaktadır. Olaydan önceki tarihlerde müteveffa iştirakçi sıfatıyla T.C. Emekli Sandığına herhangi bir ödemede bulunmadığından durumu kamu görevlilerinden farklıdır.
Bu husus araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünün 9.5.1997 gün ve 72.774.059 sayılı yazısından, Genel Müdürlüğün 12.11.1996 gün ve 177091 sayılı işlemi ile 1.3.1996 tarihinden itibaren davacılara 10.592.000.TL. aylık bağlandığı ve en son olarak 1.1.1997 tarihinden itibaren 22.688.000.TL. ye yükseltildiği, 63.538.000.TL. tütün ikramiyesi tahakkuk ettirildiğinin bildirildiği görülmüştür.
Davacılara ayrıca 2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ödemesi Hakkındaki Kanun uyarınca 1.7.1996 tarihi itibariyle 961.512.000.TL. nakdi tazminat ödenmiştir. Anılan Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca ödenen bu tazminat maddi ve manevi zararlar karşılığıdır.
Davacıların uğradıkları zararların tespiti için seçilen ve Mahkememizce tespit edilen kıstaslar uyarınca talimat verilen bilirkişinin tanzim ettiği 24.4.1997 tarihli raporda davacılardan anne .............ın zararının sadece maddi yararla ve 5.186.589.832.TL. fazlasıyla karşılandığı ayrıca 857.348.200.TL. nakdi tazminat yararı sağladığı baba ...........ın ise 5.195.830.708.TL. fazlasıyla karşılandığı, ayrıca 857.348.200.TL. nakdi tazminat yararı sağladığının belirtildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idare itiraz etmemiş, davacılar ise şehit düşen oğullarının meslek lisesi mezunu olduğu, devlet memurluğuna girebileceği, teknik düzeydeki bir memur veya işçi statüsündeki bir elemanın aylık maaşının 150.000.000.TL. olduğu, bu nedenle bilirkişi raporunda asgari ücret üzerinden bilirkişice yapılan hesaplamaya katılamadıkları yönünde itirazda bulunmuşlardır.
Raporu hazırlayan bilirkişi hesap bilirkişisidir ve Mahkememizce kendisine verilen talimatlar çerçevesinde hesaplama yapmaktadır. Tazminat hesabında göz önünde bulundurularak genel esaslar Mahkememizce tespit edilmiştir. Buna göre sakat kalan veya ölen erler için askerlik öncesi sigortalı çalışmış iseler bu kişilerin emekli olurken kıdem tazminatı alacağı kabul edilerek yapılacak hesaplamada zarar olarak gösterileceği, ayrıca lise ve teknik lise mezunlarında (sigortalı çalıştığına ve devlet memurluğu yaptığına dair bir belge yoksa) devlet memurluğuna ilk girmesi sırasında ele geçecek net miktar ile asgari ücretin net miktarı toplanıp ikiye bölünmesi ile elde edilecek net miktar % 5 arttırımı ile ücret alacağı kabul edilir kıstasları bilirkişiye verilmiştir. Bu çerçevede davacılardan müteveffanın askerlik öncesi herhangi bir işyerinde sigortalı olarak çalışıp çalışmadığı Ara Kararımızla sorulmuş, davacılar müteveffanın SSK. Rize Sigorta Müdürlüğüne bağlı olarak 17867986 sicil nosu ile sigortalı olarak çalıştığına ilişkin sigorta sicil kartını Mahkememizce ibraz etmişlerdir. Bu husus araştırılmış, davacıların oğlu olan müteveffanın 1.11.1991 - 31.8.1992 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığı anlaşıldığından bilirkişiye asgari ücret üzerinden hesaplama yapması yolunda talimat verilmiştir. 13.09.1954 ve 25.11.1954 doğumlu davacıların doğum tarihi itibariyle müteveffanın kıdem tazminatını hak edeceği tarihten önce PMF tablosuna göre hayatta olmayacakları varsayıldığından bilirkişiden davacıların kıdem tazminatından yararlanamayacakları yönünde hesaplama yapması istenilmiştir. Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, tespit ettiği kıstaslara uygun olduğu anlaşılmakla bilirkişi raporuna yapılan itiraz kabul görmemiş ve rapor uyarınca uygulama yapılmıştır.
Davacılar anne ve babanın duydukları ve ömür boyu duymaya devam edecekleri acıları kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla kendilerine uygun ve takdir edilen miktarlarda manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş, ancak davacıların sağladıkları nakdi tazminat yararı (manevi zararlar karşılığı da olduğundan) Mahkememizce emsal olaylarda tespit edilen manevi tazminat miktarından daha fazla olması nedeniyle manevi tazminat istemlerinin de reddi cihetine gidilmiştir.
Bu itibarla açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu ve ödenen nakdi tazminat miktarları dikkate alınarak davacılar anne ................ ve davacı baba ..............ın MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2. 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin DAVACILARA YÜKLETİLMESİNE,
3. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 6.000.000.TL. (Altımilyon TL.) bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
4. Davacılar tarafından peşin yatırılan 14.150.000.TL. harçtan 649.700.TL. başvurma ve 870.000.TL. maktu ilam harcı toplamı olan 1.519.000.TL. harcın mahsubu ile bakiye 12.631.000. TL. (Onikimilyonaltıyüzotuzbirbin TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
5. Posta pulu giderlerinin DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
6. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince maktu ve nisbi olarak hesap edilen 99.000.000.TL. (Doksandokuzmilyon TL.) avukatlık ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy