(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 17 Kasım 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin yakını J.Eri ........'in, Van-Çatak Bilgi J.Krk.K.lığı emrinde muvazzaf askerlik hizmetini yaparken, 09 Haziran 1993 günü günlük hizmet cetveli gereği savaş beden eğitimi saatinde tüm personel karakol binası önünde oynadığı voleybol maçına hakemlik yaptığı sırada topun 20 - 30 metre uzaklıktaki Nordüz deresine doğru kaçması üzerine süratli bir şekilde topu yakalamak istediği, ancak hızını kesemeyerek dereye düşüp kaybolduğunu, aramalara rağmen bugüne kadar bulunamadığını, Konya 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesince 07.04.1997 tarih ve 1995/1008 Esas, 1997/243 karar sayılı karar ile gaipliğine karar verildiğini belirterek davacı baba ......... için 1.000.000.000.TL. maddi, 300.000.000.TL. manevi, davacı anne ........ için 1.200.000.000.TL. maddi, 300.000.000.TL. manevi, davacı kardeşler ........, ......... ve ......... için 300.000.000'ar TL. manevi olmak üzere toplam 4.300.000.000.TL. tazminatın hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Davacıların adli yardım istemleri Dairemizin 04 Şubat 1998 tarih ve Gensek No.: 1997/1889, Esas No.: 1997/840 Sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Davalı İdare ilk savunmasında süre aşımı itirazında bulunduğundan; Kurulumuzca öncelikle davanın süresi içinde açılıp açılmadığı hususu incelenmiştir.
Davalı İdarece, hadisenin 09.06.1993 tarihinde meydana geldiği, davacıların ise 1602 Sayılı Kanunun 43 ncü maddesinde öngörülen 1 yıllık ön müracaat süresinin geçmesinden sonra 15.09.1997 tarihinde idari müracaatta bulundukları belirtilerek davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de; davacıların 06.06.1994 tarihinde kayda geçen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istemiyle açtıkları davanın AYİM.2 nci Dairesinin 09 Haziran 1994 gün ve Esas No.: 1994/1156, Karar No.: 1994/1678 sayılı kararı ile, Medeni Kanunun 31 veya 42 nci maddesine göre davacıların yakını hakkında ölü veya gaip olduğuna dair hakim tarafından bir karar verildikten sonra 1602 Sayılı Kanunun 43 ncü maddesi gereğince ilgili kuruma müracaat edilerek ön karar tesisi ile bu kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde davanın açılması gerekir iken bu hususlara riayet olunmadan idareye müracaat edilerek 60 gün içinde cevap alınmaması üzerine açılan bu davanın zamanından önce açılan dava olduğu ve inceleme kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, bu karar uyarınca davacıların Konya 2.Asliye Hukuk Hakimliğine açtıkları dava sonucunda anılan Mahkemenin 14.07.1997 tarihinde kesinleşen 07.04.1997 gün ve Esas No.: 1995/1008, Karar No.: 1997/243 sayılı kararı ile er Feti ÇEBİÇ'in gaipliğine karar verildiği, davacıların 15.09.1997 tarihinde maddi ve manevi tazminat istemiyle idareye başvuruda bulundukları, bu başvuruya yasal süre içerisinde cevap verilmemesi üzerine 18 kasım 1997 tarihinde kayda geçen dilekçe ile iş bu davanın açıldığı, bu itibarla davanın süresinde açılmış bir dava olduğu anlaşıldığından davalı idarenin süreye ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Olayla ilgili olarak Van 21 nci J.Snr.Tug.K.lığı Askeri Savcılığınca yapılan adli soruşturma sonucunda düzenlenen 30 Aralık 1994 gün ve 1994/8-294 esas ve karar sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararının tetkikinden; Müteveffa J.Er Fethi ÇEBİÇ'in 09 Haziran 1993 günü saat 15.00 sıralarında günlük hizmet çizelgesine nazaran spor saatinde voleybol oynayan arkadaşlarına hakemlik yaptığı sırada topun saha dışına çıkıp dereye doğru hızla yuvarlanması üzerine topu yakalamak gayesi ile topun arkasından koşarken bir anlık dengesini kaybetmesi üzerine debisi yüksek olan nordüz deresine düştüğü, yüzme bilmemesi sebebiyle akıntıya kapılıp kaybolduğu, yapılan aramalara rağmen cesedinin bulunamadığı, üçüncü kişilere herhangi bir kusur isnadının mümkün olmadığı belirtilerek Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği, Konya 2 nci Asliye Hukuk Hakimliğinin 07.04.1997 tarih ve 1995/1008 Esas, 1997/243 Karar sayılı ilamıyla gaipliğine hükmolunduğu anlaşılmıştır.
Olayın, bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve müteveffanın kusurunun bulunmadığı hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idaredendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez ise de, kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden kaynaklanan eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğu, zararın hizmetin içinden doğduğu nazara alındığında kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi gereğince davacıların uğradığı zararların davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmış, olayın oluş şekli itibariyle müteveffanın fiil ve hareketleri müterafik kusur olarak kabul edilmemiştir.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına göre sandık iştirakçisi olmayan davacılara T.C.Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyeleri olay sebebiyle sağlanan yarar kabul edildiğinden, bunların davacının gerçek maddi zararlarından indirilmesi gerektiği cihetle bu husus araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 17.06.1999 gün ve 72.906.033 sayılı yazısında; müteveffanın babasının malûl ve muhtaç olmaması, annesinin ise babasıyla evlilik bağının devam etmesi nedeniyle aylık bağlanmadığı, dolayısıyla tütün ikramiyesinin de ödenmediği bildirilmiştir.
Davacılara devletçe sağlanmış bir yarar bulunmamaktadır. Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tesbiti için resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 07.09.1999 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden; davacı annenin 894.995.237.TL., davacı babanın 537.665.333.TL. maddi zararının bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idarece, davacı annenin muhtemel ömür sonunun 2022 yılının 4. ayına, davacı babanın 2018 yılının 4. ayına tekabül ettiği, bilirkişi raporunda ise annenin muhtemel ömür sonunun 10/2022, babanın muhtemel ömür sonunun 2/2018 olarak kabulünün hatalı olduğu yönünde itirazda bulunulmuş ise de; yapılan incelemede, belirtilen hususların PMF tablosuna uygun bulunması ve doğru olması karşısında davalı idarenin itirazına itibar edilmemiş, Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu uyarınca tatbikat yapılmıştır.
Davacılara olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne ..........'e 894.995.000.TL. (SEKİZ YÜZ DOKSAN DÖRT MİLYON DOKUZ YÜZ DOKSAN BEŞ BİN TL.), davacı baba ........'e 537.665.000.TL. (BEŞ YÜZ OTUZ YEDİMİLYON ALTI YÜZ ALTMIŞ BEŞ BİN TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2- Takdiren ve istemlerine bağlı kalınarak davacı anne ........ ile davacı baba ...........'e ayrı ayrı 300.000.000'ar TL. (ÜÇYÜZERMİLYONTL), davacı kardeşler ........, .........., ........, ........ ve .........'e ayrı ayrı 100.000.000'ar TL. (YÜZERMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3- Hükmedilen tazminat miktarına müteveffanın yeniden gelir elde edeceği varsayılan 26 Ocak 1994 tarihinden 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar %50 (YÜZDEELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 09 Haziran 1993 tarihinden 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar %50 (YÜZDEELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
5- Dava adli yardımlı görülmüş olup, davalı idareye 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/J maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YEROLMADIĞINA,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 10.000.000.TL. (ONMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 3.488.000.TL. (ÜÇ MİLYON DÖRT YÜZ SEKSEN SEKİZ BİN TL.) davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6.512.000.TL.'sının (ALTI MİLYON BEŞYÜZ ONİKİBİN TL.) davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
7- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifeleri gereğince hesabedilen 118.532.660. TL. (YÜZONSEKİZMİLYONBEŞYÜZOTUZİKİBİNALTIYÜZALTMIŞ TL.) Avukatlık Ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
8- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifeleri gereğince hesabedilen 54.694.000. TL. (ELLİDÖRTMİLYONALTIYÜZDOKSANDÖRTBİN TL.) Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy