(2629 S. K. m. 3, 4, 7) (2709 S. K. m. 10)
Davacının vekili tarafından verilerek 17 Kasım 1997 tarihinde kayda giren dava ve idarenin savunması üzerine verilen ikinci dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 1 Eylül 1996 - 31 Ağustos 1997 tarihleri arasındaki uçuş hizmet yılında zorunlu tasarının (60 saat) üzerinde uçuş yaparak 2629 sayılı Kanunun 7/ideki tazminata hak kazandığını, bu tazminatın kendisine ödenmesine ilişkin talebinin pilot adayı olup uçuculuk sertifikasını almayan yani pilot statüsünü kazanmayan personelin söz konusu Kanunun 7/i maddesinden yararlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, oysa uçuculara ödenecek tazminatın 2629 sayılı Kanunun İkinci Bölümünün 4 ncü maddesinde açıkça düzenlendiğini, burada bu tazminattan jet pilotu ve jet pilotu adaylarının yararlanacağının açıkça hükme bağlandığını, bu açık düzenlemeye rağmen Kanunun 7/a maddesinde pilot adayı teriminin yer almamasının bu kanunun eksikliği ve boşluğu olduğunu, kanunun 7/i maddesinin amacının 60 saatin üzerindeki uçuşların % 4lük ek bir tazminatla değerlendirilmesi olduğunu, yasadaki boşluğun pilot adaylarını da kapsar şekilde doldurulmasının çıkarlar dengesine ve kanunun amacına uygun bulunduğunu, aksi yorumun Anayasanın 10 ncu maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesiyle çelişeceğini, bu güne kadar mevcut uygulamada 7/i maddesinden pilot adaylarının da yararlandırıldığını, uygulamaya ve eşitlik prensibine aykırı idari işlemin iptali gerektiğini, kaldı ki müvekkilinin 8 Ağustos 1997 yılında pilot olduğunu ve talep tarihinde de uçuş yılı içinde pilot sıfatını kazandığını iddia ederek işlemin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Pilot adaylığı döneminde fazladan uçtuğu uçuş saati karşılığı yıllık toplam uçuş tazminatı ödenmesi istemiyle başvurusunun davalı idarece reddedilmesi üzerine çıkan uyuşmazlığın çözümü için davacının işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın esasını, pilot adayı statüsünde bulunulan dönemde, fazla uçuş karşılığı yıllık toptan uçuş tazminatı ödenmemesi işleminin iptali istemi oluşturmaktadır.
İşlemin hukuka uygunluk denetimi yapılırken, dayandığı hukuki nedenlere uyarlı olup olmadığı elbette karar yerinde tartışılacaktır.
2629 Sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu ve 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3 ncü maddesinin (a) bendinde; Pilot ve pilot adayı: Türk Silahlı Kuvvetleri uçuş eğitimi teşkillerinden veya yabancı bir devlet uçuş okul veya kurslarından pilotluk diploması alan ve diploması usulüne göre onaylanan kimseye pilot, pilot olmak için sayılan yerlerde fiilen uçuşa başlayanlara pilot adayı denir şeklinde tanımlanmıştır.
Kanunun aynı maddesinin (b) bendinde silah sistem operatörü ve silah sistem operatör adayı: Türk Silahlı Kuvvetleri uçuş teşkillerinde veya yabancı bir devlet uçuş okulu veya kurslarından silah sistem operatörü diploması alan ve diploması usulüne göre onaylanan, pervanesiz jet uçağında; darbe, av bombardıman, av-önleme ve hafif keşif görevleri yapılması için pilotla birlikte uçarak uçaktaki silah sistemlerini kullanan kimseye silah sistem operatörü, silah sistem operatörü olmak için jet uçağında uçuşa başlayanlara, silah sistem operatörü adayı denir diye tanımlanmıştır.
Maddenin (I) bendi ise uçuş ekibinin tanımıyla ilgili olup Uçmakta olan bir hava vasıtasının içinde pilot ile beraber bulunarak uçuş vazifelerinin yapılmasına katılmalarının gerekli olduğu Kuvvet Komutanlıklarınca onaylanan kimse veya kimselerdir şeklindedir.
Maddenin (1) bendi hizmet yılını düzenlemiş, uçuş yılı ya da yıl kavramının 1 Eylül tarihinden başlayıp 31 Ağustos tarihinde biten 12 aylık dönemi kapsadığı vurgulanmıştır.
Uçuculara Ödenecek Tazminat Kanununun 4 ncü maddesinde düzenlenmiş, sözü edilen maddede aynen a) Jet pilotlarına ve jet pilotu adaylarına kıstas aylığın % 100ü, b) Pervaneli pilot ve pervaneli pilot adaylarına kıstas aylığın % 75I, c) Silah Sistem Operatörlerine ve Silah Sistem Operatörü adaylarına kıstas aylığın % 90ı, d) Uçuş ekibi personeli kıstas aylığın % 65i, üzerinden bu Kanuna ek cetvelde hizmet yılları (adaylar için birinci hizmet yılı) karşılığında gösterilen oranda aylık uçuş tazminatı ödenir denilmiştir.
Kanunun Tazminatın Ödenme Şartları ve Kesilmesi Başlıklı 7 nci maddesi (a) bendi Pilotların silah sistem operatörlerinin ve uçuş ekibi personelinin uçuş tazminatı alabilmeleri için bir yılda en az:
1. Uçuş hizmeti 20 yıldan az veya tüm uçuşu 1.500 saatin altında olanlar 60 saat,
2. Uçuş hizmeti 10 - 20 yıl veya tüm uçuşu 1.500 - 2.500 saat arasında olanların 30 saat,
3. Uçuş hizmeti 20 yıldan veya tüm uçuşu 2.500 saatten fazla olanların 15 saat,
Uçuş yapmaları şarttır hükmünü içermektedir.
Aynı Kanunun 3570 sayılı Kanunla değişik 7 nci maddesi (i) bendi (a) bendi kapsamına giren personele; aynı bentte belirtilen zorunlu uçuş saatinden fazla uçtukları her uçuş saati için, uçuş hizmet yılının son ayındaki uçuş tazminatının % 4ü oranında ayrıca her yıl toptan ödeme yapılır. Bu ödemenin yapılmasında 120 saatten fazla uçuşlar dikkate alınmaz. Bu şekilde ödenen tazminat Damga Vergisi hariç hiçbir vergiye tabi tutulmaz şeklindedir.
Değinilen hükümlerden 4 ncü maddenin (a) bendinde, uçuculara ödenecek uçuş tazminatının jet pilotları yanında jet pilotu adaylarına ödeneceği açık ve seçik biçimde dile getirilmiş iken, uçuş tazminatı ve yıllık toptan uçuş tazminatını düzenleyen 7 nci maddenin (a) ve (i) bentlerinde jet pilotu adayı kavramının geçmediği görülmektedir. 7 nci maddenin (i) bendinde, sadece (a) bendi kapsamına giren personele, fazla uçtukları hem uçuş saati için uçuş hizmet yılının son ayındaki uçuş tazminatının % 4ü oranında her yıl toptan ödeme yapılacağı hükme bağlanmıştır. 7 nci maddenin (a) bendi kapsamında olan personel ise pilotlar, silah sistem operatörleri ve uçuş ekibinden ibarettir.
Kanunun 3 ncü maddesinin (a), (b) ve (c) bentlerinde getirilen tanımlar karşısında davacının pilot, silah sistem operatörü veya uçuş ekibi personeli sayılması hukuken olanaksızdır.
Yasa kurallarına bakıldığında yıllık toptan uçuş tazminatı ancak; pilotlara, silah sistem operatörleri ve uçuş ekibi personeliyle sınırlı olmak üzere uçuş hizmeti 10 yıldan az veya tüm uçuşu 1.500 saatin altında olanların 60 saatten fazla, uçuş hizmeti 10 - 20 yıl veya tüm uçuşu 1.500 - 2.500 saat arasında olanların 30 saatten fazla, uçuş hizmeti 20 yıldan veya tüm uçuşu 2.500 saatten fazla olanların 15 saatten fazla uçmaları koşuluyla sayılan personele verilebilecektir. Görülen o ki, yasa koyucunun hem personelin bulunduğu aşamayı ve hem de verilecek tazminatları esas alarak bir bakıma derecelenme yaptığı söylenebilir. Buna göre pilot adayları uçuş saatleri ne olursa olsun, yalnızca Kanunun 4 ncü maddesinde öngörülen uçuş tazminatından yararlanabileceklerdir. Pilot adaylık dönemi başarıyla tamamlanıp pilot nasbedildikten sonra pilot statüsünü kazananlar, 4 ncü maddedeki uçuş tazminatını alabilmeleri için sadece uçmuş olmaları yeterli olmayıp uçuş yılları ve toplam uçuş saatleri yanında ayrıca 7 nci maddenin (a) bendinde gösterilen saatler kadar uçmaları gerekir. Yıllık toptan uçuş tazminatı için ise 7 nci maddenin (a) bendinde belirtilen uçuş yılları ya da toplam uçuş saatleri yanında ayrıca uçulacak saatlerden fazla uçuş yapılması zorunluğu getirilmiştir. Pilot adaylarının 4 ncü maddeye dayanılarak ödenecek uçuş tazminatı için nasıl kendilerinde 7 nci maddede sözü edilen uçuş hizmet yılları ya da toplam uçuş saatlerine ek uçuş saatleri aranmıyorsa, bu koşulları taşımayan pilotlar, yani uçuş hizmet yılları toplamı veya toplam uçuş saatlerine ilave olarak Kanunda gösterilen uçuş saati kadar uçmadıkça 4 ncü maddeye dayanarak uçuş tazminatı alamayacaktır. Yıllık toplam uçuş tazminatının ise 7 nci maddede yazılan koşullara sahip olma yanında ayrıca bu koşullardan fazla uçuş saati uçan personele ödeneceği açık ve seçik biçimde dile getirilmiştir. Kanununun 4 ncü maddesinde pilot adaylarına sadece uçuculuk tazminatı ödeneceğiyle yetinilmiş, diğer hükümlerde pilot adayları kavramına yer verilmediği gözlenmiştir.
Yıllık toptan uçuş tazminatı ile uzun ve yorucu eğitimler sonucu edinilen deneyim, beceri ve bilgi birikiminin kaybedilmeden korunması, hatta daha da geliştirilip pekiştirilmesi için uçuş riskinin personelde yarattığı caydırıcılığı kırarak personelin maddi yönden desteklenip, uçmaları gerekenin üzerinde uçuşa özendirilmeleri amaçlanmıştır. Kanunun açık ve amir hükümleri karşısında henüz yetiştirilme, eğitilme evresindeki davacının, bulunduğu aşama itibariyle zorunlu uçuş tasarısı olan 60 saatin üzerinde uçtuğu fazla uçuş saatleri karşılığı, yıllık toptan uçuş tazminatından yararlandırılması bu tazminatın ödenme amacı ve işin doğası ve mantığıyla bağdaştırılamaz. O nedenle davacının pilot adayı statüsünde pilot, silah sistem operatörü ya da uçuş ekibinden sayılması düşünülemez. Kanunda salt pilotlar, silah sistem operatörleri ve uçuş ekibine tanınan haktan pilot adayı döneminde yararlandırılması istemi haklı bulunamaz.
Kanunda konunun bunca açıklıkla düzenlenmiş olması, yasa koyucunun bu konuda bilerek ve isteyerek hareket ettiğini kabul etmek gerekir. Yasa koyucunun bilerek ve isteyerek pilot adaylarının yıllık toptan uçuş tazminatından yararlanamayacakları konusunda getirdiği düzenlemede yasal boşluk bulunduğundan söz edilemez. Öğretide kanun boşluğu Kanun hükümlerinin yorumu sonucu, somut olaya uygulanabilir bir hükmün bulunmaması şeklinde tanımlanmaktadır (prof. Dr. M. Kemal OĞUSMAN, Medeni Hukuk Dersleri, Gözden Geçirilmiş 4 ncü Bası, İstanbul 1982, sayfa 66). Maddi olayla ilgili kurallar pilot adaylarına yıllık toptan uçuş tazminatı ödenmesine olanak vermediği cihetle yasal bir boşluk bulunduğu iddiası ciddi sayılamaz.
Anayasanın 10 ncu maddesinde belirtilen eşitlikten amaç eylemli değil hukuki eşitliktir. Hukuki eşitlik aynı hukuki durum ve kişiler arasındaki eşitliği öngörür. Davacının kendisi gibi olan pilot adaylarıyla eşitliğine bir diyecek yoktur. Ancak statüsü ve haliyle hukuki konum ve durumu farklı olan pilot, silah sistem operatörü veya uçuş ekibi ile eşit sayılması Anayasanın eşitlik ilkesi ile bağdaştırılamaz.
Davalı idarenin belli dönemlerde pilot adaylarına yıllık toptan uçuş tazminatı ödemiş olması, davacılara da ödeneceği yolunda bir hak doğurmayacağı gibi, hatalı bir işlemin davalı idareyi ilanihaye bağlayıcılığının düşünülemeyeceği açıktır. Sonunda davalı idarenin hukuka aykırı işleminden dönerek, davacı hakkında tesis ettiği işlem yetki, şekil, neden, amaç ve konu unsurları bakımından hukuka uygun bulunmuştur.
O nedenle davacının öne sürdüğü tüm iddiaları kabule değer görülmeyerek reddedilmiştir.
Açıklandığı üzere, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy