(926 S. K. m. 34, 50, 82) (5434 S.K. m. 26, 39) (6136 S. K. m. 7) (211 S. K. m. 98) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 111, 80, 664) (Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik m. 11)
Davacının 09 Kasım 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Silahlı Kuvvetler mensuplarına ait kimlik kartlarının şekilleri, dağıtma usulleri ve hangi makamlara verileceği iç Hizmet Kanununun 34/e ve iç Hizmet Yönetmeliğinin 80/b maddeleri gereğince idare tarafından hazırlanan yönerge ile belirlendiğini, ancak emekli personel hakkında yapılacak işlemin kanunda düzenlenmediğini, bu husustaki kanuni boşluk sebebiyle Milli Savunuma Bakanlığınca çıkartılan Türk Silahlı Kuvvetler Kimlik Kartı Yönergesinde Silahlı Kuvvetler mensuplarına ve ailelerine ilaveten emekli subay, astsubay, uzman jandarma çavuş ve uzman erbaşlar ile bunların ailelerine de kimlik kartı verilmesinin öngörüldüğünü, görüldüğü üzere idarenin, kamu yararı gerekçesi ile kanuni bir düzenleme ile yetki verilmediği konuda yönerge düzenleyerek işlem yaptığını, kanuni bir dayanağı olmadan Anayasanın, Anayasa Mahkemesi Kararlarının ve doktriner görüşlerin tartışmasız kabulüne göre davalı idarenin hukuka aykırı hak doğurucu bir işlem yaptığını ve yine aynı yönergenin 3/f-2 maddesi ile de 926 Sayılı Kanunun 50/C maddesi uyarınca disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulanların bu haktan yararlanamayacaklarına yer vererek Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olarak aynı statü içerisinde bulunan kişiler yönünden keyfilik içerisinde kaldığını, Anayasamızın idareye asli ve özerk bir düzenleme yetkisi tanımadığını, aksine 8, 115 ve 124 ncü maddeleriyle, düzenlemenin bir kanun hükmüne dayanarak kanunlar çerçevesinde yapılabileceğini kabul ettiğini, bu düşüncelerin aksini savunarak idareye kanun hükmü olmadan muhtar bir düzenleme yetkisi tanındığında idarenin keyfi işlem yapma yetkisini de kabul etmek gerekeceğini, çünkü Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklere dayanmayan bir yönerge ile yeri geldiğinde bunlara aykırı olabilecek veya bunların düzenlemediği bir alanda yönerge ile dava konusunda olduğu gibi yeni hükümler getirilebilinecektir ki bunun kabulüne hukuken imkan bulunmadığını, Anayasanın 8, 115 ve 124 ncü maddeleri karşısında Tüzük Yönetmelikle dahi bir hakkın inşası veya ortadan kaldırılması imkansız iken yönerge ile bir kısım kişiler için bir hakkın inşası ve bir kısım kişilerin ise bu haktan mahrum edilmesinin kabulünün hiç mümkün olmaması gerektiğini, idarenin kamu yararı ile ilgili görerek kimlik kartı konusunda düzenleme yetkisinin olduğunu bir an için kabul etmek gerekirse bile böyle bir düzenleme ile de resen emekliye sevk edilen kişilere bu haktan mahrum etmek hakkaniyete uygun olmayacağını, zira A.Y.İ.M. Kararları ile resen emekliye sevk edilen kişilerin de Silahlı Kuvvetler emeklilik statüsünü muhafaza ettiğinin kabul edildiğini, aynı statüde bulunan benzer kişilerin bir kısmına kimlik kartı verilmesi ve disiplinsizlik nedeniyle Y.A.Ş. kararı ile resen ayırma işlemine tabi tutulanlara verilmemesi Anayasanın 10 ncü maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bulunduğunu, öte yandan aynı statüdeki kişilere sağlık fişi verilerek Silahlı Kuvvetler sağlık hizmetlerinden yararlandırılmalarına karşın kimlik kartı verilmemesi bir çelişki teşkil ettiğini, kaldı ki disiplin yoluyla emekliye sevk edilen bir subayın herhangi bir nedenle geçici de olsa yeniden Silahlı Kuvvetler bünyesine alınması aksine bir düzenleme olmadığı için subay olarak mümkün olacağına göre subaylık statüsü elinden alınmamış bir şahsın sosyal tesislere girmesini engellemek amacına yönelik olmak üzere davalı idarece kimlik kartı verilmediğini, dolayısıyla işlemin keyfiliğinin açıkça görüldüğünü belirterek kimlik kartı verilmemesi işleminin iptali istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konumuz olayda davacı hakkında re'sen emeklilik işlemi yapılmış olup bu işlemin hukuki sebebi disiplinsizlik veya ahlaki durum nedeniyle ayırma işlemidir (bakınız 926 sayılı TSK. Per. K.nun 50/c 5434 sayılı K.m.26/a).
Davacının 5434 sayılı TC. Emekli Sandığı K.m.39 uyarınca emekli aylığı bağlanacak süre kadar kamu hizmeti yaptığı, dolayısıyla Silahlı Kuvvetler emeklisi statüsünü kazandığı hususunda ise bir duraksama bulunmamaktadır.
Davacının Silahlı Kuvvetler emeklisi statüsünü kazanmış bir emekli subay olduğunu vurguladıktan sonra 6136 sayılı yasa ve bu yasanın uygulama esaslarını gösteren Yönetmelik uyarınca Emekli Subay Kimlik Kartı alıp alamayacağı hususuna değinmemiz gerekmektedir.
6136 sayılı yasanın 7 nci maddesi ile iç Hizmet Yönetmeliğinin 80/b maddesi halen görevde olan subay /astsubayların tabanca taşımalarıyla ilgili bulunmaktadır.
Davacı, 6136 sayılı yasanın 7 nci maddesi uyarınca tabanca taşıma veya bulundurma yetkisine sahip değildir.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde hangi mevzuatın bulunduğunu gözönüne bulundurmak gerekir. O nedenle incelemeyi;
a) Halen görevde bulunan subay ve astsubaylar ile,
b) TSK. Emeklisi statüsüne geçmiş subay ve astsubay yönünden bir ayırma tabi tutarak yapmakta yarar bulunmaktadır.
a) HALEN GÖREVDE OLAN SUBAY VE ASTSUBAYLAR YÖNÜNDEN DURUM
Kimlik kartları ile ilgili hususlar 211 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri iç Hizmet Kanununun 34/e, 6136 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin 5 nci fıkrası ve iç Hizmet Yönetmeliğinin 80/b maddelerinde düzenlenmiştir.
TSK. İç Hizmet Kanununun 34/e maddesi, Silahlı Kuvvetler mensupları şekli ve kullanma tarzı talimatnamede gösterilen hüviyet kartlarını resmi ve sivil olarak her zaman üzerlerinde bulundurmaya mecburdurlar hükmünü ihtiva etmektedir.
6136 Sayılı Kanunun 7 nci maddesi 5 nci fıkrasında, Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ve belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma ve içişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikte düzenlenir denilmektedir.
İç Hizmet Yönetmeliğinin 80/b maddesinde, Kimlik kartlarının şekilleri, dağıtma usulleri ve hangi makamlarca verileceğinin Milli Savunma Bakanlığınca hazırlanacak bir talimatta tesbit edileceği öngörülmüştür.
b) TSK. EMEKLİSİ STATÜSÜNE GİRMİŞ SUBAY VE ASTSUBAYLAR YÖNÜNDEN DURUM
Yukarıda açıklanan düzenlemeler, halen görevde olan Türk silahlı Kuvvetleri mensuplarına ilişkin olup TSK. emeklileri ile ailelerine, vazife malûlü yedeksubay ve ailelerine kimlik kartı verilmesine ilişkin yasa ve yönetmelikle yapılmış bir düzenleme bulunmamaktadır.
İç Hizmet Yönetmeliğinin 80/b maddesi uyarınca çıkartılan Türk Silahlı Kuvvetleri Kimlik Kartı Yönergesinde (MSY-52-7/A), Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına ilaveten, Emekli askeri personel ile muvazzaf ve emekli askeri personelin aile fertlerine de kimlik kartı verilmesi öngörülmüştür.
Öncelikle bu konuda şu iki husus açıklığa kavuşturulmalıdır.
Birinci konu Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmış (926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 34 ve 82) ve T.C.Emekli Sandığı Kanununu hükümlerine göre (m.39) 25 yıl hizmet ettikten sonra Emekli statüsüne geçmiş olan subay ve astsubaylara yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca Emekli Subay/Astsubay Kimlik Kartı verilmesi zorunluluğu olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulmasıdır.
İkinci konu ise şayet Emekli Subay/Astsubay Kimlik Kartı verilecekse bu kartın verilmesi usul ve esaslarının yasa ve yönetmelikle mi, yoksa yönergelerle mi yapılacağı hususlarıdır.
Birinci konu üzerinde duralım: Yukarıda da belirtildiği üzere gerek İç Hizmet Kanununda gerek Yönetmeliğinde TSK. Emeklisi olan subay/astsubaylara Emekli Subay/Astsubay Kimlik Kartı verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Emekli subay ve astsubaylara anılan yasa ve yönetmelikte kimlik kartı verilmesine ilişkin bir hüküm olmadığına göre, Emekli subay/astsubaya kimlik kartı verilme zorunluluğu olup olmadığı soru ve sorununun çözümlenmesi gerekmektedir.
Soruya olumlu ya da olumsuz yanıt vermeden önce 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile diğer Aletler Hakkında Kanun"da ki ilgili maddeyi, 7 nci maddeyi, incelemek gereği vardır.
Anılan yasa maddesi öncelikle ve pek doğaldır ki Ateşli Silahları Taşıma hakkı yönünden bir düzenleme getirmiştir. Örneğin anılan maddenin 1 nci fıkrası 4/A bendi Mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkumiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden tart veya ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 926 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin (c) bendi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlar veya 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler (hariç olmak üzere) emekli subay ve astsubaylar denmek suretiyle belirtilen istisnalar dışında emekli subay ve astsubayların ateşli silah (tabanca) taşıyabileceklerini düzenledikten sonra aynı fıkra 5 nci bendinde Emekli subay ve astsubaylar ilgili Kuvvet Komutanlıkları veya Jandarma Genel Komutanlığının kayıtlarına geçmek ve bu makamlarca verilen kimlik kartlarına işlenmek şartıyla ateşli silah taşıyabilirler veya bulundurabilirler. Bu şekilde düzenlenen kimlik kartları taşıma ve bulundurma izin belgesi yerine geçer şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Anılan Yasanın 7 nci maddesinin 5 nci fıkrası ise kimlik kartlarının Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma ve içişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikte düzenlenir denmek suretiyle subay ve astsubaylar dahil tüm kamu görevlileri yönünden Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelik düzenlemesini amirdir.
Bu Kanun uyarınca çıkarılması öngörülen Yönetmelik yalnızca her iki Bakanlıkça değil Bakanlar Kurulun'ca çıkarılmış ve yayımlanmıştır (21.03.1991, 91/17779 Resmi Gazete: 01.06.1991-20888).Anılan Yönetmeliğin 11 nci maddesinin başlığı Emekli subay ve astsubaylara başlığını taşımakta olup 3 ve 4 ncü fıkraları emekli subay/astsubay/uzman çavuş'ların emekli kimlik Kartından bahsetmektedir.
Demek oluyor ki davalı idarenin, belirtilen yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında TSK. Emeklisi subay/astsubay'a emekli subay/astsubay kimlik kartı düzenlememek gibi bir yetkisi bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, İdare TSK. Emeklisi subay ve astsubaylarına kimlik kartı verip vermemek gibi takdir yetkisiyle mücehhez kılınmamıştır.
İkinci konuya gelince: Emekli subay ve astsubaylara emekli kimlik kartı verileceğine 6136 sayılı Kanun ve Yönetmeliği hükümleri uyarınca varılmaktadır. Normlar hiyerarşisinde Kanun ve Yönetmelik normları düzeyinde vardıktan sonra davalı idarenin kimlik kartlarının şekillerinin nasıl olacağını, hangi emekliye hangi makamın kimlik kartı vereceğini, kimlik kartlarının basım ve dağıtım usul ve esasını Yönerge ile düzenlenebileceğini kabulde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemektedir. Zira idare her zaman hizmetin aksamadan yürütülmesini sağlayacak genelge gönderebilir, yönerge düzenleyebilir.
Burada önemli olan husus bir grup emeklilerin kimlik taşımalarının Yönerge ile engellenip engellenemeyeceği, diğer bir anlatımla TSK. Emeklilerinin Yönergeyle hak sahipliğinde sınırlama getirilip getirilmeyeceği soru ve sorunudur.
Hukukun genel kuralı normlar hiyerarşisinde, bir üst normun tanıdığı bir hakkın bir alt derecedeki hukuk normuyla geri alınamayacağı, hakkın kullanılmasının sınırlandırılması cihetine gidilemeyeceği şeklindedir. Örneğin Anayasa'nın tanıdığı bir hak yasayla geri alınamaz, yasanın tanıdığı hak yönetmelikle, Yönetmeliğin tanığı bir hak ise hukuk normu olmadığı çok açık olan emirlerle ya da emirler bütünü olan yönergelerle geri alınamaz.
Bu durumu böylece belirledikten sonra dava konumuza dönüldüğünde: Davacı emekli subay statüsündedir. Diğer tüm emekli subaylara Emekli Subay Kimlik Kartı verilirken davacıya bu kartın verilmemesinin nedeni kendisinin emeklilik işleminin Disiplinsiz veya ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine dayalı olarak re'sen emekli edilmesidir.
Her Kurum görevden re'sen ayırdığı personeline emekli kimlik Kartı verip vermeyeceğini mevzuat hükümleri dahilinde kendisi takdir eder. Davacının Silahlı Kuvvetler emeklisi olduğunda kuşku olmamakla beraber anılan hukuki sebepe dayalı bir emekli subayın Silahlı Kuvvetler Sosyal tesislerine (bakınız iç Hizmet Kanunu m.98 vd; iç Hizmet Yönetmeliği m.664, 111) girmesine olanak tanıyan bir kartı vermemek yolunu tercih etmesinde takdirde bir hata görülmemektedir, idare, kamu yararı, genellik ve eşitlik ilkelerine uymak koşuluyla, sosyal tesislere kimlerin girebileceğini düzenleme yetkisine sahiptir. Ancak bu düzenlemelerin Yönergeyle değil ve fakat yasa ya da yönetmelikle yapması cihetine gitmesi çıkabilecek uyuşmazlıkları önlemek yönünden hukuka daha uyarlı olacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davacıya Emekli Subay kimlik kartı verilmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy