(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 23 Şubat 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ......... ve ..........'in oğulları, diğer müvekkillerinin kardeşleri J.Onb. ............'ın Tunceli-Ovacık İlçesi Hanuşağı J. Karakol Komutanlığı emrinde askerliğini yapmakta iken 21.07.1997 günü birliğe yeni gelen su motorunun takılması görevini ifa sırasında elektrik hatlarında meydana gelen arızanın giderilmesi sırasında elektrik çarpması sonucu şehit olduğunu, ölüm olayı ile tüm aile bireylerinin destekten yoksun kaldıklarım, .............'ın felçli olup, daimi malul ve muhtaç olduğunu, bu nedenle hayatta iken müteveffa tarafından bakılan ........... için 1.000.000.000.TL. maddi, ölüm olayı ile derin üzüntü duymuş bulunan davacı baba İbrahim için ayrı ayrı 300.000.000.TL. manevi tazminat istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacıların adli yardım istemleri Dairemizin 11.3.1999 gün ve 1998/143 Esas sayılı kararı ile red edilmiştir.
Ölüm olayı nedeniyle sanık J.Asb.Bçvş. ............. hakkında S.Kor.As.Savcılığının 26.12.1997 gün ve 1997/2246-998 Esas ve Karar Sayılı İddianamesi ile görevi ihmal suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda S.Kor.Askeri Mahkemesinin 26.11.1998 gün ve 1998/562-852 Esas ve Karar sayılı kararı ile sanığın beraatına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan kararda:
Sanık J.Astsb.Bçvş. ............'ın meydana gelen elektrik arızasının giderilmesi için durumu ilgili TEDAŞ İşletmesine bildirmesi gerekirken bunu yapmadığı gibi müteveffanın gerekli önlemleri almadan arızayı gidermek istemesine müsaade etmek suretiyle memuriyet görevini ihmal suçunu işlediği iddia edilmiş ise de;
Olayda sanık ...........'in müteveffa ..........'ı Söğütlü köyündeki trafonun sigortasının atmış olabileceğini, elektrik işlerinden anladığını beyan etmesi ve bu hususun müteveffanın yanında bulunan Krk.K.Yrd.cısı tarafından doğrulanması üzerine Söğütlü köyündeki trafodaki arızayı gidermek üzere gönderdiği ancak müteveffanın Söğütlü Köyündeki trafoya baktıktan sonra arıza olmadığını tespitine müteakip buradan Topuzlu köyündeki trafoya bakmaya gittiği, burada da arıza olmadığını tespit etmesi üzerine, trafo yakınındaki seksonel direğine çıktığı burada elektrik çarpması sonucu yere düşerek hayatını kaybettiği açıktır.
Her ne kadar olayda olay yerinde bulunan en kıdemli personel olarak sanık tarafından müteveffanın elektrik arızasını gidermek üzere görevlendirilmesi üzerine sanığın verdiği emri yerine getirmek üzere hareket eden müteveffanın sağlığına bir zarar gelmemesini gözetmekle görevli olduğu açık ise de olay sırasında sanık müteveffayı trafodaki sigorta atması şeklinde meydana gelen arızayı gidermek için görevlendirmiştir. Müteveffanın ve yanında bulunanların müteveffanın elektrik işlerinden anladığını belirtmeleri üzerine yapılacak işin mahiyeti, bölgenin şartları dikkate alındığında sanığın müteveffadan söz konusu onarım işini yapmasını istemesi makul görülmektedir. Son soruşturma sırasında dinlenen bilirkişi Elektrik Mühendisi ........... yeminli mütalaasında (Dz-143-149), olayın meydana geldiği elektrik şebekesinin TEDAŞ Tunceli Müessese Md. lüğüne ait orta gerilim ve alçak gerilim şebekesi olup, meydana gelebilecek arıza durumlarında TEDAŞ Tunceli Müessese Müdürlüğüne ait personelin müdahale edebileceğini, müessesenin personeli haricinde ilgili fen adamları ve diğer vatandaşların elektrik arızasına kapsamayacaklarını beyan etmesi karşısında sanığın söz konusu arıza için müteveffayı görevlendirmesi yetki dışı bir işlem için görevlendirme niteliğinde ise de yukarda belirttiğimiz gibi müteveffanın elektrik işlerinden anlıyor olmasına müteakip bu görevlendirmenin yapıldığı, bölgede olağan üstü şartların hakim olduğu normal şartlarda olduğu üzere herhangi bir arıza anında TEDAŞ Müessesesine bildirimde bulunulup arızanın giderilmesinin kolaylıkla mümkün olmadığı, zira bölgede intikalin büyük zorluklarla gerçekleştirildiği, olayda görüleceği üzere bir su motorunun montesi için iki BTR aracı ile emniyet alındığı dikkate alındığında belirtilen şartlarda görevin yerine getirilmesi amacıyla sanık tarafından yetki dışı da olsa arızanın giderilmesi için emir verilmesi makul görülmelidir. Zaten olayda sanığın verdiği emir köydeki trafodaki sigorta atma hadisesinin giderilmesinden ibaret olup, elektrikten anlayan kişiler için bu arızayı gidermek zor bir olay değildir dikkat edildiğinden herhangi bir tehlikesi de bulunmamaktadır. Sanık müteveffayı bu iş için görevlendirdiğinde J.Astsb.ları ve Komutasında göndermiştir. Yani sanığın başında iki rütbeli personel bulunmaktadır. Ancak Söğütlü Köyündeki trafoda arıza olmadığının belirlenmesi üzerine Topuzlu Köyündeki trafoya bakılmış, burada da arıza olmadığının belirlenmesi üzerine müteveffa başındaki iki Astsb'ın bilgisi dahilinde seksonel direğine çıkmış ve buradan elektrik çarpması sonucu düşmesi ile olay meydana gelmiştir. Söğütlü köyündeki trafodaki arızanın giderilmesi dışındaki olaylar sanığın bilgisi dışında gelişmiştir. Seksonel direğinin açık bir tehlike teşkil ettiği malumdur. Buna rağmen müteveffa yanındaki iki Astsb.ın bilgisi dahilinde bu direğe çıktığından olay meydana gelmiştir. Bu husus sanığın bilgisi dahilinde olmadığından meydana gelen netice ile sanığın vermiş olduğu emir arasında bir illiyet rabıtası bulunmamaktadır. Buradaki sorumluluk sanıkla birlikte hareket eden ve onun seksonel direğine çıkmasına müsaade eden iki Astsb'a aittir. Zira sanıkta seksonel direğine çıkılacağını bilmiş olsaydı bu konuda ilgili müesseseden yardım isteyeceğini beyan etmektedir. Zaten sanığın arızanın giderilmesi ile ilgili emri ve müteveffanın seksonel direğine çıkarak düşmesi sonucu meydana gelen olay arasında doğrudan bir ilgi belirlenmiş olsa sanığın tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme suçunu işlediğinden bahsetmek gerekecektir. Sonuç itibarı ile olayda sanığın elektrik arızasının giderilmesi için vermiş olduğu emir, bulunulan şartlar altında müteveffanın elektrik işlerinden anlıyor olması ve müteveffanın 2 Astsb. nezaretinde söz konusu arızayı gidermek için görevlendirilmiş olması dikkate alındığında sanığın emir verdiği astı müteveffanın sağlığını tehlikeye düşürebilecek nitelikte emir vermediği, bu hususta şartlar içerisinde makul görülebilecek önlem aldığı dolayısıyla sanığa yüklenen görevi ihmal suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı 353 Sayılı Kanunun 162 nci maddesi gereğince sanığın beraatına karar verilmiştir denilmektedir.
Gerekçeli kararda da belirtildiği üzere, seksonel direğe yanında bulunan iki astsubayın bilgisi dahilinde ve hizmet gayesi ile çıkmış bulunan müteveffanın olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması içinde zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de; bir kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden neşet eden eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi gereğince davacının uğradığı zararın davalı idarece karşılanmasının gerekeceği sonucuna varılmıştır. Esasen bu durum Anayasanın 125/son maddesinin gereğidir.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına göre iştirakçi olmayan davacılara T.C.Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve 3480 Sayılı Kanun gereğince ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edildiğinden bu husus araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Gn.Md.lüğünün 05.12.1998 gün ve 76.454.020 Sayılı yazısında müteveffa ............'ın görev sırasındaki ölümü nedeniyle babası ..........'a 01.10.1997 tarihinden itibaren 31.000.000.TL. TSK. vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, aylıklarının en son 56.576.000.TL.'ye yükseltildiği, ayrıca 4480 Sayılı Kanun uyarınca 1997 yılı için (3 aylık) 33.456.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiği bildirilmiştir.
Davacıların kardeş ve evlatlarını kaybetmiş olmaları nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacı ile kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Diğer taraftan konuşma ve sağ tarafından belirgin şekilde olmak üzere yürüme güçlüğü bulunan ve Ilgaz Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.09.1982 gün ve 1982/116-154 Sayılı Kararı ile haciz altına alınmasına ve babasının vasi tayin edilmesine karar verilen kardeş ........... için maddi tazminat isteminde bulunulmuş ise de; (İdarenin 21.03.1998 tarihli savunma layihasının kaleme alınış tarzından ve davacı hakkında maddi tazminat için başvuru yapılmadan dava açılmış gibi bir anlam çıktığından, getirtilen başvuru dilekçesine göre ön müracaat yapıldığı anlaşılmıştır) ölenin kardeşine destek olabilmesi için, kardeşin halen muhtaç ve ölenin de hali refahta olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmekte olup, bu hususlar ispat edilmiş olmadığından esasen müteveffanın askere gitmeden önce sigortalı veya vergi kayıtlı olarak herhangi bir işte çalışmadığı bildirilmiş dolayısı ile refah halinde bulunduğunun ortaya konulmamış olması, ayrıca ...........'ın da 2022 Sayılı Kanuna göre sakat maaşı alıyor olması nedeniyle davacı kardeş ............'in maddi tazminat isteminin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında;
1- Davacı kardeş .........'ın maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2- Davacı anne .......... ve davacı baba ...........'a takdiren ve istemleri gibi ayrı ayrı 500.000.000'ar (beşyüzermilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
3- Davacı kardeşlere, (fındık), ve ...........'a takdiren ve ayrı ayrı 180.000.000'ar TL. (yüzseksenermilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
4- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi 21 Temmuz 1997 tarihinden 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (yüzdeotuz), 01 Ocak 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar %50 (yüzdeelli) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5- Davacılar tarafından peşin yatırılan 29.972.000. TL. (yirmidokuzmilyon dokuzyüzyetmişikibin TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
6- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen ve bundan sonra sarfedilecek olan 8.400.000.TL. (sekizmilyon dörtyüzbin TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
7- Hükmedilen manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nisbi olarak hesabedilen 59.720.000.TL. (ellidokuz milyon yediyüzyirmibin TL.) vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy