(1602 S. K. m. 43) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 10 Kasım 1997 tarihinde Zonguldak İdare Mahkemesine verdiği ve 21 Kasım 1997 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkilinin askerlik görevini tamamladıktan sonra girdiği sınavları kazanarak 11.02.1993 tarihinde Uzman Çvş. olarak göreve başladığını, Ankara 28.Tugay Komutanlığı 1 nci Tabur 2 nci Bölükte görevli iken Haziran 1994'te Bosna-Hersek'te görevlendirildiğini, 27.10.1995 tarihinde kaldırıldığı GATA'ca kendisine Tüberküloz teşhisi konulduğunu, göreve başlamadan yaptırılan muayenesinde tam sağlam olduğunun tespit edildiğini, yakalandığı hastalığın görev şartları nedeniyle oluştuğunu, kendi kusuru olmaksızın askerlik görevini ifa ettiği yerlerde gerekli tedbirlerin alınmaması nedeni ile bu hastalığa yakalandığını, hizmetin kötü işlemesinden doğan zararların idarece karşılanması gerektiğini belirterek 750.000.000.TL. maddi ve 250.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı idarece süre itirazında bulunduğundan davanın esasına geçilmeden süre konusu incelenmiştir. Davacı hakkında tanzim edilen raporun kesinleşme tarihinin 20 Eylül 1996 olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekilinin dilekçesi incelendiğinde talep edilen tazminatların sözleşmenin feshinden dolayı olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili, müvekkilinin görev yaptığı yerlerdeki şartların olumsuz olması davalı idarece gerekli tedbirlerin alınmaması sonucu müvekkilinin bu rahatsızlığa yakalanmasına sebebiyet verdiğini, dolayısı ile zararın idarenin eyleminden kaynaklandığını iddia etmektedir. Bu nedenle de 1602 Sayılı Kanunun 43 ncü maddesi uyarınca öncelikle davalı idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemiştir. Bu başvurunun tarihi 11 Temmuz 1997'dir. Davalı idarenin cevap vermemesi üzerine 10 Kasım 1997 tarihinde Zonguldak İdare Mahkemesine verdiği dilekçe ile açılan davanın süresinde olduğu kabul gördüğünden davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasında mevcut belge ve bilgilerin tetkikinde, davacının askerlik görevini bitirmesini müteakip açılan sınavı kazanarak uzman çavuşluğa nasbedildiği, 11.2.1993 tarihinde Ankara 28.P.Tug. K.lığı emimde görevine başladığı, Haziran 19994 tarihinde görevli olarak Bosna-Hersek'e gönderilen davacının 1995 yılı Haziran ayına kadar orada kaldığı, dönüşünde yine 28.P.Tug. K.lığı emrinde görevlendirildiği, 27.10.1995 tarihinde acil olarak GATA'ya kaldırıldığı, GATA Çamlıca Göğüs Hastalıkları Hastanesinde akciğer Tüberkülozu teşhisiyle tedavi gördüğü, aynı hastanece düzenlenen 18.6.199 tarihli raporla Askerliğe Elverişli Değildir kararı verildiği, anılan raporun KKK. Sağlık Dairesinin 20.9.1996 tarihinde onaylanması üzerine kesinleştiği, 7.10.1996 tarihinde sözleşmesinin feshedildiği, davacı vekilinin bu rahatsızlığının görev yerlerinde davalı idarece gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle oluştuğu ve müvekkilinin zarara uğradığı yönünde iddiası ile maddi ve manevi tazminat istemli bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İddianın niteliği itibarıyla teknik olarak Tıp ilmiyle ilgili bulunduğu, davacının göreve başladığı 11 Şubat 1993 ile son işlem tarihi olan 20 Eylül 1996 tarihleri arasında görev yaptığı yerler itibarı ile davalı idarenin tıbbi yönden gerekli önlemleri alıp almadığının, rahatsızlığın bünyesel mi yoksa görev şartlarının etkisi ile mi oluştuğunun uzmanlarca tespitinin gerektiği kuşkusuzdur. Zira hizmet kusurunun varlığı veya yokluğu davalı idarenin zararlardan hukuki sorumluluğu ya da sorumsuzluğunun nedenini oluşturacaktır.
Bu amaçla AYİM.2.Dairenin 18 Kasım 1998 gün ve E.1998/19 Sayılı Ara kararı ile Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalına mensup öğretim üyeleri arasından re'sen seçilen üç kişilik bilirkişi heyetince düzenlenen ve taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporunda davacının safahatı özetlendikten sonra davacıda mevcut rahatsızlığın Akciğer Tüberkülozu olduğu, bu hastalığın bünyesel değil bulaşıcı olduğu, TSK.ne girişi esnasında sağlam bulunması ve göğüs filminin normal olarak değerlendirilmesinin, kişinin tüberküloz basili ile daha önceden teması olup olmadığı hususunda yeterli bilgi veremeyeceği, kişinin basil ile karşılaşmış, bunu almış ancak vücut direnci kuvvetli olduğu için bir belirti veya röntgen bulgusu vermemiş olabileceği, kişinin tüberküloz basilini hasta olduğu dönemde alabileceği gibi yularca önce de karşılaşabileceği, bu basille karşılaşan kişilerde yaşamlarının sonraki dönemlerinde vücut dirençlerini düşüren bazı durumlarda (ağır beslenme bozukluğu veya yetersizliği, alkol bağımlılığı vs.) klasik tüberküloz tablosunun ortaya çıkabileceği, görev şartlarının tam olarak bilinememesinin kişideki tüberküloz hastalığını görev şartına bağlanması hususunda net bir karar verilemeyeceğinin belirtildiği görülmüştür.
İdare Hukuk İlkelerine ve Anayasa'nın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için; bir zararın varlığı, zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Maddi olgudan bu koşullarda birisinin yokluğu, idarenin tazminle sorumlu tutulması yükümlülüğünü kaldırır. Davacının zararını doğan rahatsızlığın hizmetin yanlış kurulup yürütülmesinden kaynaklanmadığı, zararın idarenin kusurlu bir davranışından ileri gelmediği, zararlı sonuçla idarenin davranışı arasında uygun bir nedensellik bağının bulunmadığı bilirkişilerin raporundan anlaşılmaktadır. Davacıda mevcut rahatsızlığın sonuçlarından idarenin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı kurulumuzca kabul görmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. İlmi verilere uygun olduğunun kabulü ile bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Bu itibarla ve yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı ...........'in maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy