(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20, 44, 45)
Davacı tarafından verilerek 9 Ocak 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; tapulu arazisi üzerine yaptırdığı camii ve müştemilatın 2565 sayılı Yasanın tanımları dışında olduğu, 3194 sayılı İmar Kanununun gerekleri ile imar ve inşaa edildiği, askeri yasak bölgeye 1,5 km. uzaklıkta bulunduğu halde Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığının emri üzerine askeri birliklerce yıkıldığını, yıkım konusunda Kocaeli İl İdare Kurulunun kararı bulunmadığını, hukuk devleti ve idare prensiplerine aykırı olarak, sivil ve siyasi idarenin yetkilerine müdahale edilerek yıkım yapılmak suretiyle hukuki kuralların çiğnendiğini ileri sürerek bilirkişi marifetiyle zararının tespitini ve bundan böyle oluşacak yıkımın önlenerek bu yoldaki işlemin iptalini dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasının AYİM. Genel Sekreterliğinin 20 Mart 1998 gün ve GENSEK 1998/64 İd.Ks. sayılı yazıları ekinde davanın görev yönünden reddedilmesi istemiyle ilk inceleme evresinde Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
Görev sorunu kamu düzenine ilişkin olup, davanın herhal ve aşamasında resen dahi nazara alınması gereken hususlardandır. Nitekim 1602 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde, açılan davaların öncelikle görev noktasından inceleneceği, 45 inci maddenin (A) bendinde de, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girmeyen davaların görev yönünden reddedileceği yazılıdır.
1982 Anayasasının 157 inci maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu hükme bağlanmış, aynı hükme 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinin ilk fıkrasında da yer verilmiş, maddenin ikinci fıkrasında ise Kanunun uygulanması bakımından asker kişilerin kimler olduğu sayılmış, bunların Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan ya da hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar olduğu belirtilmiştir.
Bu hükümler karşısında bir davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülebilmesi için iki koşulun bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.
Bunlardan birincisi; idari işlem ve eylemin asker kişileri ilgilendirmesi, ikincisi ise işlem veya eylemin askeri hizmete ilişkin bulunmasıdır. Bu iki koşuldan birinin gerçekleşip diğerinin gerçekleşmemesi halinde uyuşmazlık konusunun çözüm yerinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi olmayıp, Genel İdari Yargı yeri olacağı kuşkusuzdur.
Dava konusu olayda davacı asker kişi olmadığı gibi dava konusu uyuşmazlığın askeri hizmetle bir ilişkisi de yoktur. Dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünün Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülebilmesi için gerekli şartların hiçbiri gerçekleşmemiş bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde öngörülen asker kişiyi ilgilendirme ve askeri hizmete ilişkin bulunma koşulları bulunmadığından davanın çözümünün Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevi dışında kaldığı, davanın görüm ve çözüm yerinin Genel İdari Yargı olduğu sonucuna varılmakla, DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy