(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 41, 43)
Davacı vekili, 20 Ocak 1998 tarihli dava dilekçesinin reddine karar verilmesi üzerine süresi içerisinde verdiği 20 Mart 1998 tarihli dava dilekçesinde özetle; Sağlıklı bir şekilde askere alınan müvekkilesinin yakını .............ın 05.02.1996 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın vatan hizmetini görmekte iken yaşadığı ciddi rahatsızlığın yetkili kişilerce önemsenmediğini, sorumlulukların ihmali neticesinde Erdalın sağlığının iyice kötüleştiğini, müteveffanın metil alkol nedeni ile zehirlendiği farzedilse bile kanında bulunan metil alkol oranının sağlıklı bir insanı öldürmeyecek miktarda olduğu dikkate alındığında müteveffanın askeri yetkililerin ihmali neticesinde vefat ettiğini ileri sürerek davacı anne için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 300.000.000.TL. maddi, 200.000.000.TL. manevi olmak üzere toplam 500.000.000.TL. tazminatın hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Davalı İdare ilk savunmasında süre aşımı itirazında bulunduğundan Kurulumuzca öncelikle davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığı hususu incelenmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgilere göre 05.02.1996 tarihinde meydana gelen dava konusu ölüm olayıyla ilgili olarak davacılar vekilinin maddi ve manevi tazminat istemli dava dilekçesini 05.02.1997 tarihinde Ankara 24 ncü Asliye Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu anlaşıldığından davanın 1602 sayılı Kanunun 43 ncü maddesinde öngörülen bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.
1602 sayılı Kanunun 41 nci maddesi: Askeri Yüksek idare Mahkemesinin görevine giren uyuşmazlıklarda askeri, idari ve adli yargı mercilerine açılan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların ve bunlara karşı kanun yolları varsa süresi içinde olmak şartıyla bu yollara başvurulması üzerine verilen kararların tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler. Bu mercilere başvurma tarihi, Askeri Yüksek İdare Mahkemesine müracaat tarihi olarak kabul edilir. hükmünü amir bulunmaktadır.
Davacının maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı, dava Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.1997 gün ve 1997/91-862 Esas ve Karar sayılı kararıyla görevsizlikle sonuçlanmış ve 20 Ocak 1998 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde süresi içerisinde iş bu dava açılmış bulunduğundan davalı idarenin süreye ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Ölüm olayıyla ilgili olarak yapılan adli soruşturma sonucunda Van 21 nci J. Sınır Tümen Komutanlığı Askeri Savcılığınca tanzim olunan 12 Aralık 1996 gün ve Esas 1996/479, Karar 1996/599 Sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararının tetkikinden; Müteveffa ............ın uyuşturucu müptelası olduğu, birlikte bulunduğu sırada da sürekli kolonya içtiği, kolonyaları üç günde bir kantinden satın aldığı, ailesi ile aralarında çeşitli sorunların bulunduğu, vefatından 10 gün önce annesi ile telefon konuşması yaptığı, bu görüşmede dayısının kızı ile evleneceğini annesine söylediği, annesinin karşı çıkması üzerine beni evlatlıktan silin dediği, daha sonra annesiyle ve anneannesiyle telefonla şiddetli konuşmalar yaptığı, bu olaydan sonraki günlerde iyice içine kapandığı ve ailevi sorunlarını arkadaşlarına anlattığı, sivil yaşamından sonra askerlik ortamına alışamadığı ve bu konuda arkadaşlarına şikayette bulunduğu, olay günü de müteveffanın gerek tüm bu sorunları gerekse uyuşturucu alışkanlığı nedeniyle çok miktarda kolonya içtiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca yapılan inceleme sonucu müteveffanın ölümünün kolonya içmesi neticesi metil alkol intoksikasyonu sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği, ölüm olayının hiç kimsenin kastı ve kusuru olmaksızın müteveffanın kendi fiilinden kaynaklandığı sonucuna varılarak Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için;
1. Bir zararın varlığı,
2. Zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması,
3. Zararlı sonuçla işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması,
Şartlarının birlikte tahakkuku gerekmektedir. Bu şartlardan birinin yokluğu idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır. Bu nedenle ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem veya işlemle ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illetini teşkil etmiyorsa, arada illiyet bağı mevcut değilse idarenin tazmin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden psikolojik sorunları ve uyuşturucu alışkanlığı bulunan ve kolonya içen müteveffanın metil alkol intoksikasyonu sonucu öldüğünün anlaşılması karşısında davacıların desteğinin ölümünde hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz etme imkanı bulunmamaktadır. Zira zararlı sonuç idarenin bir eyleminden veya ajanların kusurlu davranışından kaynaklanmayıp doğrudan doğruya davacıların desteğinin kendi fiili ile meydana gelmiştir. Zararlı sonucu doğuran eylem ile hizmet arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. Olayda idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemez. Bu bakımdan İdare Hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, sakatlanma olayından idarenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE,
2. Davacı tarafından peşin yatırılan 5.821.000.TL. harçtan, 1.172.000.TL. başvurma harcı ile 1.569.400.TL. ilam harcının toplamı olan 2.741.400.TL. harcın mahsubu ile arta kalan 3.079.600.TL. (ÜÇMİLYONYETMİŞDOKUZBİNALTIYÜZ TL.) harcın istek halinde DAVACIYA İADESİNE,
3. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 2.500.000.TL. (İKİMİLYONBEŞYÜZBİN TL.) posta pulu giderinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy