(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 11 Şubat 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlu ve kardeşleri olan ..........'in 95.Zh.Tug.2.Tow Bölüğünde askerlik hizmetini yaparken 8.11.1996 tarihindeki nöbeti sırasında vurulmuş olarak bulunduğunun kendilerine söylendiğini, birliğinin ise intihar ettiğini söylediğini, müteveffanın askerlikten önce hayat dolu, hiçbir maddi, manevi ve ailevi sıkıntısı olmayan, intihar etmesini gerektirecek hiçbir sıkıntısı bulunmayan bir genç olduğunu, askerde iken müvekkilinin oğlunu ziyaretlerinde bazı sıkıntıları olduğunu hissettiğini ancak tatmin edici cevap alınamadığını, müteveffanın ölümünden sonra arkadaşlarıyla yapılan görüşmelerinde kendisinin spor hareketlerini iyi yapamadığı için komutanları tarafından arkadaşlarının önünde sürekli dövüldüğünü, aşağılandığını ve bu nedenle bunalıma girdiğini, artık bu baskılara dayanamayacağını, komutanlarının hayatını zehir ettiğini söylediğini, Müteveffanın ölüm olayı ile ilgili olarak komutanları hakkında asta müessir fiil işledikleri konusunda kanaat tekemmül ettirilerek kamu davası açıldığını ve söz konusu davanın görülmekte olduğunu, müteveffanın ölümünün bir cinayet sonucunda olabileceği konusundaki şüpheler araştırılmakla birlikte intihar olayının müteveffaya yapılan kötü muamele ve müessir fiil ile yaşamını çekilmez hale getirerek ölümüne komutanlarının sebep olduklarını, bu nedenle idarenin hizmet kusurundan dolayı sorumluluğunun doğduğunu, müteveffanın askerden önce ailenin en büyük maddi destekçisi olduğu, onun ölümünden sonra maddi ve manevi yönden büyük bir kayba uğradıklarını, oğullarının ölümü ile birlikte 500.000.000 TL. cenaze ve nakil masrafları olduğunu belirterek, davacı anne ve babanın destekten yoksun kalmaları nedeniyle her biri için 5.000.000.000 TL. olmak üzere toplam 10.000.000.000 TL. Maddi tazminatın, davacı anne, baba ve kardeşlerin her biri için 1.000.000.000 TL. olmak üzere toplam 5.000.000.000 TL. Manevi tazminatın en yüksek yasal faizi ile birlikte hüküm altına atanmasını, davanın adli yardımlı görülmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacıların adli yardım talebi Dairemizin 22 Nisan 1998 gün ve Esas No: 1998/268 nolu Kararı ile reddedilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; P.Er .........'in 07.11.1996 tarihinde 22.00-24.000 saatleri arasında 95.Zh.Tug.Tow 2.Bl.K.lığı cephaneliğinde silahlı nöbetçi iken 23.45 sularında silahına dolduruş yapıp tek atışa ayarlandıktan sonra namluyu çene altına yaklaştırarak silahını ateşlemesi sonucu intihar ettiği, intihar saikının belirlenemediği kendisine müessir fiil ika edenler hakkında mahkumiyet kararı verildiği, davacılar ........... ile ..........'in 15.10.1997 tarihinde tazminat talebi ile idareye başvurdukları, tüm davacılarla ilgili dava dilekçesinin 11.02.1998 tarihinde İstanbul İkinci İdare Mahkemesinde kayda geçtiği anlaşılmaktadır.
İdare savunmasında ......... ve .........'in tazminat ödenmesi talebi ile Bakanlıklarına başvurduklarını diğer davacıların başvuruda bulunmadıklarını başvuruda bulunmayan davacılarla ilgili davanın süre yönünden reddine yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davacıların aynı yerde oluşları müteveffa ile yakınlık dereceleri ve ilk haberin intihar şeklinde duyurulmuş olması, tahkikat sonucunun da bu şekilde sonuçlanmış olması karşısında davacı kardeşlerin olaya 01.10.1997 tarihinde muttali oldukları iddialarına itibar etmek mümkün görülmemiştir. Dolayısıyla olayın hemen akabinde olay ve sebebini öğrenmiş olmaları karşısında idareye tazminat talebine ilişkin başvuruda bulunmamışlar ise de; 1602 Sayılı Kanunun 45/c maddesine göre; idari başvuruda bulunulmadan açılan tam yargı davalarında dilekçenin görevli mercie tevdiine karar verilmesi gerekmekte olup, ancak aynı madde hükmü gereği, dilekçenin görevli mercie tevdii halinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine başvurma tarihi merciine başvurma tarihi olarak kabul edilmektedir.
Diğer yandan 1602 Sayılı Kanunun 43 ncü maddesine göre ise idari eylemler nedeniyle zarara uğrayanların zarar doğuran eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde idareye başvurarak zararlarının karşılanmasını istemeleri gerekmektedir. İntihar olayının 07.11.1996 tarihinde meydana geldiği davacıların olayı hemen akabinde öğrenmiş olacakları gözönüne alındığında, 08.11.1997 tarihine kadar başvuruda bulunulması gerekirken kardeşler açısından dava dilekçesinin İstanbul İkinci İdare Mahkemesine verildiği 11.02.1998 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından davada kardeşler yönünden süre aşımı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Anayasanın 40 ncı maddesinde yer alan kişinin resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır. Şeklinde ifadesini bulan hükmü ve yine Anayasanın 129/5 nci maddesindeki memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir. Şeklindeki hükmü ile 1602 Sayılı Kanunun 24 ncü maddesinde yer alan kişiler askeri görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan ötürü bu görevleri yerine getiren personel aleyhinde değil sadece bu mahkemede ilgili kurum aleyhine tazminat davası açabilirler. Kurumun genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır. Şeklindeki hükmü muvacehesinde askeri bir kamu hizmetinin ifası sırasında ifa edilen zararlarda sonuç ile eylem arasındaki bağın hizmetten soyutlanamayacağı, idare ajanının mevcut kişisel kusurunun ifa edilen görevden ayrı düşünülemeyeceği, bu durumda dahi verilen zararlarda devletin asıl ve birinci derecedeki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, Ceza devlet adına kamu hizmeti yürüten davalı idarenin halin icaplarına ve ihtiyaca göre hizmeti devamlı ve iyi şekilde topluma arz etmesi ve hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğunun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin göstergesidir.
Müteveffanın spor ve atışta başarısız olması nedeniyle komutanlarınca azarlandığı mahkeme kararında da belirtildiği üzere intihar ettiği gün ve önceleri müteaddit kereler müessir fiile maruz kaldığı, üstlerin astlarını usulüne uygun bir şekilde eğitmek ve korumakla görevli oldukları halde bu lazimeye riayet edilmeyerek, müteveffanın başarısızlığın verdiği moral bozukluğu, komutanlarınca diğer başarısızlıklarla beraber ayrılarak bölüğün önünde yuh çektirildiği ve müteaddit kereler dövülmesi sonucu bunalıma girerek nöbeti sırasında intihar ettiği, bu şekilde olayın müessir fiilden mahkum olan idarenin ajanları Bölük Komutanı ve Takım Komutanının kusurundan ileri geldiği, ajanların idarenin yürüttüğü hizmetin bir parçası olup, bunun hizmetin yapısından kaynaklandığı, başka deyişle ajanları idarenin yürüttüğü hizmetten ayırmanın mümkün olmadığı düşünüldüğünde birlikteki hizmetin iyi işlemediği, ajanların yeterince eğitilmediği ve yeterince denetlenmediği, dolayısıyla idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğu anlaşıldığından müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak, zararların davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacılara sağlanan maddi yararların tespiti maksadıyla davacı anne ve babaya olay nedeniyle aylık bağlanıp bağlanmadığı T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden sorulmuş, 3.12.1999 tarihinde verilen cevap ile; ilgilinin nöbet sırasında üzerine zimmetli piyade tüfeğini çene altına dayayarak ateşlemesi sonucu ölüm olayının meydana geldiği ve bu eylemin 5434 Sayılı Kanunun vazife malullüğü hükümlerinin uygulanamayacağına ilişkin 48 nci maddesi kapsamına girdiğinden babası ve annesine aylık bağlanamayacağı ve tütün ikramiyesi ödenemeyeceği bildirilmiştir.
Davacılar 500.000.000 TL. cenaze ve nakil masrafları olduğunu ileri sürmüşler ise de; gerek bu konuda herhangi bir belge ibraz etmemeleri, gerekse cenaze masrafları ile İstanbul'a kadar nakil ücretinin ödenmiş olduğu ve ailenin cenazeyi İstanbul'da defnedeceklerini belirtmesi nedeniyle bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacıların maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilip Mahkememize ibraz edilen 06.01.2000 tarihli bilirkişi raporunda, davacı annenin maddi zararının ve hakedişinin 1.479.775.956 TL. davacı babanın maddi zararının ve hakedişinin 1.205.662.439 TL. olduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporunun Mahkememizce bilirkişiye verilen talimatlara göre hazırlandığı, ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından bilirkişi raporu uyarınca tatbikat yapılmıştır.
Davacı anne ve babanın olay nedeniyle duydukları ve ileride duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda Manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, davacı kardeşlerin manevi tazminat istemlerinin ise süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde tazminat taleplerinin en yüksek yasal faiz ile birlikte ödenmesi talep edilmiş ise de faiz başlangıç tarihi belirtilmediğinden, yasal faizin yürütülebilmesi için başlangıç tarihi olarak, dava açma tarihi olan 11 Şubat 1998 tarihi esas alınmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru nazara alınarak davacı baba .........'a 800.000.000 TL.(sekiz yüz milyon TL.), davacı anne .............' 1.000.000.000 TL. (Bir milyar TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2- Davacı anne ve babaya takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak ayrı ayrı 600.000.000 TL.(altı yüz milyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
3- Davacı kardeşler ..........., ........, .......... ve .......'in manevi tazminat istemlerinin SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE,
4- Davacıların cenaze ve defin masrafları karşılığı olarak 500.000.000 T.L masrafın ödenmesine ilişkin istemlerinin REDDİNE,
5- Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına dava açma tarihi olan 11.02.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar %50 (yüzdeelli), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (yüz altmış) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
6- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına dava açma tarihi olan 11 Şubat 1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar %50 (yüzde elli), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (yüzde altmış) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
7- Yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YEROLMADIĞINA,
8- Davacılar tarafından peşin yatırılan 140.672.000 TL.(yüzkırk milyon altı yüz yetmiş iki bin TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
9- Davacılar tarafından peşin yatırılan, sarf edilen ve sarf edilecek olan 9.100.000 TL.(dokuzmilyonyüzbin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA İADESİNE,
10- Davacılar tarafından yatırılan ve sarfedilen 15.000.000 TL.( onbeş milyon TL.) bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 12.300.000 TL. (on iki milyon üç yüz bin TL.) nın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, 2.700.000 TL. (iki milyon yedi yüz bin TL.)'nın davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
11- Hükmedilen Maddi ve Manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlülükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 119.000.000 TL.(yüz on dokuz milyon TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
12- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince tarifenin 11 nci maddesi de nazara alınarak hesap edilen 125.400.000 TL. (yüz yirmi beş milyon dört yüz bin TL.) Avukatlık ücretinin DAVACILARDAN ALINARAK DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy