(765 S. K. m. 459)
Davacı vekili 40 Mart 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .............ın Burdur 58 nci top.Tuğ.10.Alay 4.Bl. emrinde kısa dönem er olarak askerliğini yapmakta iken 14.08.1994 günü hafta tatili nedeniyle çıktığı çarşı izninden kıtasına geri dönmek için ayni birlikte görevli er arkadaşı ..............nın otomobiline bindiğini, ancak arkadaşının trafik kazası yaptığını, kaza sonucu müvekkilinin yaralanarak ömür boyu başkasının yardım ve bakımına muhtaç, yatağa ve tekerlekli sandalyeye bağımlı felç ve sakat kaldığını, olayın askerlik görevinin yapılması sırasında bu görevin sebep ve etkisi ile meydana geldiğini ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre müvekkilinin maddi ve manevi zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği, nitekim izin dönüşü bindiği sivil otobüsün kaza yapması sonucu sakat kalan bir başka müvekkil Er ............ye AYİM.2.Dairesince kusursuz sorumluluk ilkesine göre bakıcı tazminatı ödenmesine karar verildiğini, açıklanan nedenlerle davacıya çalışamamaktan 25.000.000.000.TL. bakıcı işçiye ödeyeceği bakıcı ücreti için 20.000.000.000.TL. olmak üzere 45.000.000.000.TL. maddi, 500.000.000.TL. manevi tazminat istemi ile iş bu dava açılmış davanın adli yardımdan yararlandırılması talep edilmiştir.
Davacı vekilinin adli yardım istemi Dairemizin 22.04.1998 gün ve 1998/270 Esas sayılı kararı ile red edilmiştir. İş bu karar üzerine, davacı vekili bu kez 25 Mayıs 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile davacının ıslah ve talep miktarının düşürülmesi ihtiyacı hasıl olduğunu belirterek, müvekkilinin çalışmamaktan ve bakıcı işçiye ödenecek giderlerden doğan maddi zararları karşılığı 19.500.000.000.TL. maddi ve 500.000.000.TL. manevi olmak üzere talep miktarını 20.000.000.000.TL. ye düşürdüğünü bildirmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre;
Davacının Burdur 58.Top.Er.Eğt.Tugay Komutanlığı emrinde bedelli er olarak askerlik görevini yapmakta iken 14 Ağustos 1994 tarihinde günlük şehir içi iznine çıktığı, ayni birlikte, kendisi gibi askerliklerini yapmakta olan evci izinli olup evvelce randevulaştıkları Er ........... ve ........... ile saat 9.30 sıralarında buluştukları, Er ........ya ait ve onun kullandığı, 06 S 0597 oto ile Burdur yakınlarındaki İnsuyu Mağarasına gittikleri, oradan dönmekte oldukları sakat 17.45 sıralarında Burdur - Antalya yol kavşağından şehir merkezine dönmek istediği sırada manastır kavşağı denen kavşağa hızlı şekilde girmesi sonucu köprü korkuluklarına çarparak dereye uçtuğu, olay nedeniyle davacı ........., araçta bulunan ............... ve o sırada köprüden geçmekte olan ..............in yaralandıkları, bu olay nedeniyle ...........nın dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu yaralanmaya neden olmak suçundan Burdur Asliye Ceza Mahkemesinin 12.06.1996 gün ve E. 1996/464, K. 1996/216 Sayılı kararı TCK. nun 459/2 maddesi gereğince 3 ay hapis 260.000.TL. ağır para cezası ile mahkumiyetine, sanığın olayda tamamen kusurlu olması nedeniyle TCK. nun 459/son maddesi gereğince cezasından indirme yapılmasına yer olmadığına karar verildiği,
Diğer taraftan Er ............nın emirlerle yasaklanmış olmasına rağmen olay günü sivil elbise giydiği ve sicil araç kullandığı için 58 nci Top.Er Eğt.Tugay Komutanlığı Disiplin Mahkemesi tarafından emre itaatsizlik suçundan yargılanarak anılan mahkemenin 09.09.1994 gün ve 1994/174 Esas, 1994/173 Karar sayılı kararı ile 10 gün müddetle oda hapsi cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İdarenin tazmin borcunun doğabilmesi için;
a) Bir zararın bulunması,
b) Zararın faile isnadının kabil olması, yani zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, başka bir ifade ile ortada zarar doğurucu idari bir tutum ve davranışın bulunması,
c) Zarar ile idari eylem veya işlem arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir.
Bu koşullara ilaveten zarara yol açan idari eylem veya işlemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverişli bulunması gerekmektedir.
Tazmin borcunun meydana gelebilmesi için zarar doğuran davranışın (fiilin) idare adına veya idare tarafından yapılmış olması gerektiği, zarar doğurucu davranışın idareye bağlanması olanağı yoksa idarenin tazmin borcunun doğmayacağı, başka bir anlatımla zararın idareye bağlanabilmesi için idarenin zararın faili ve sorumlusu olması gerekmektedir.
Bu oluşa göre zararı doğuran olay idareye bağlanamayacağı gibi, idarenin zararın faili ve sorumlusu olması da mümkün görülememiştir. Davacı vekilinin bu olaya emsal gösterdiği, ...........nin bu olayla hiç bir benzerliği yoktur.
Açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE yargılama giderlerinin 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca davacı üzerinde BIRAKILMASINA, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy