(1602 S. K. m. 71)
Davacı vekili 22 Nisan 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Ardahan 25. Tuğ. Mu.Bl. de er olarak bulunduğu 2.4.1997 tarihinde görev sırasında askeri araç kazasına bağlı olarak organ kaybına uğradığını, tedavileri sonunda Ardahan Askeri Hastanesinin 15.04.1997 gün ve 77 sayılı raporu ile 45 gün hava değişimi verildiğini, hava değişimi sona ermeden 21.05.1997 tarihinde hakkında başka rapor düzenlenmeden terhis edildiğini, müvekkiline öncelikle en yakın askeri hastaneye sevk edilerek kati rapor aldırılmasını, sakatlığından dolayı uğradığı zararlara karşılık 3.000.000.000 TL. maddi, 500.000.000 TL. manevi tazminat istemi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Görev dönüşü içinde bulundukları askeri aracın teknik arıza nedeniyle devrilmesi ve kişinin ölümü, davacının da içlerinde bulunduğu dört kişinin yaralanması olayı nedeniyle 9 ncu Tümen Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan hazırlık soruşturması sonunda 9.9.1997 gün ve 1997/689-693 Esas ve karar sayısı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan kararda Sanık Mu.Bşçvş ........'nün olay tarihinde sanık .........'in kullanmakta olduğu 365871 plaka numaralı reno marka araç ile birlikte araçta şoför dahil 9 erbaş ve er refakatinde ikmal yapmak için Göle Garnizonuna gönderildiği, sanıkların Göle'ye gittikleri, ikmalin tamamlanmasını müteakip Ardahan'a dönmek üzere saat 15:30 da yola çıktıkları, yolun 32 nci kilometresinde aracın yokuş aşağı doğru seyrederken freninin boşaldığı ve hızının artmaya başladığı, şoför .........'in vitesi küçültmeye çalıştığı, ancak vitesin boşta kaldığı, direksiyon hakimiyetini kaybettiği, aracın karşı istikametten gelen ve sivil şahıs .............. tarafından kullanılan 41 DL 521 plaka numaralı kamyonun sol arka dingiline çarptığı, çarpma sonucu renonun takla atarak bir süre sürüklendiği, kaza sonucunda reoda bulunan Mu.Çvş. ..........., Mu.Çvş ........ ve Mu.Er ..........'in öldükleri, Mu.Erler .........., ........., .......... ve .......'nın da yaralandıkları, Askeri Savcılığımızca yapılan araştırma, dinlenen bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen bilirkişi raporu ışığında; askeri araç şoförü sanık .....'in olaydan önce gerek B tipi sivil, gerekse reo araç vizeli askeri sürücü belgelerinin bulunduğu, göreve çıkmadan önce aracın çıkış ve yol bakımlarını yaptığı, aracın fren donanımının 6 aylık koruyucu bakım ve kısmi denetleme formuna göre sağlam olduğu, aracın görev öncesi yetkili araç teknisyeni tarafından kontrol edilerek göreve çıkabileceği yönünde onay verdiği, Ümit'in olaydan önce ve olay sırasında ortalama 30-40 km. hızla seyrettiği, bu hızın Genelkurmay Başkanlığı'nın 77-3 numaralı askeri araçların Emniyetli Kullanma Yönergesinde belirtilen hız limitlerine uygun olduğu, araç seyir halinde iken fren rekoru ve bağlantı contasındaki teknik bir arıza nedeniyle aracın fren donanımının tamamen devre dışı kaldığı, yokuş aşağı inerken frene bastığında frenin tutmadığını fark ettiği, vites küçültmeye çalıştığı ancak vites küçültemediği, karşıdan gelen araçları farları ile ikaz ettiği, yolun virajlı, sağının ve solunun uçurum, zemininin de stabilize olduğu, aracı durdurması ve yavaşlatması amacıyla gerekli olan bütün tedbirleri aldığı, ancak aracın fren arızası ve olumsuz yol durumu nedeniyle başarılı olamadığı, kazanın doğmasında hiçbir kusurunun bulunmadığı; Kazanın tamamen askeri araçtaki teknik arızadan kaynaklandığı, olayda sanıkların kusurları bulunmadığından sanıklar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi." denilmektedir.
İdarenin hukuki sorumluluğu için, bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de; bir kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden neşet eden eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi gereğince davacının uğradığı zararın davalı idarece karşılanmasının gerekeceği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli sandığı iştirakçisi olmayan yani evvelce bu kuruma herhangi bir şekilde emeklilik keseneği ödemiş olmayan kimselere sakatlanma olayı nedeniyle bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edildiğinden bu husus araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 28.7.2000 gün ve 75.691.223 sayılı yazısında; Genel Müdürlüğün 29.6.2000 gün ve 209141 sayılı işlemi ile davacıya 1.6.1998 tarihinden itibaren 58.920.000 TL. 5 nci TSK. Vazife malullüğü aylığı bağlandığı, aylıklarının memur maaş katsayısı artışına bağlı olarak artmaya devamla, en son 1.7.2000 tarihinden itibaren 169.190.000 TL. ye yükseltildiği, ayrıca 3480 sayılı kanun uyarınca 1998 yılı için 145.469.000 TL., 1999 yılı için 345.250.000 TL. olmak üzere toplam 490.719.000 TL. tütün ikramiyesi ödendiği bildirilmiştir.
Davacının olay nedeniyle uğradığı zararlarının T.C. Emekli Sandığı tarafından bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri ile karşılanmış olup olmadığının, karşılanamamış ise geriye ne miktarda karşılanmayan zararının bulunduğunu tespit için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 19.10.2000 tarihli bilirkişi raporunda davacı .........'in 13.529.866.123 TL. maddi zararına karşılık, bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyesi ile 46.643.474.541 TL. yarar sağlamış olup maddi tazminat hak edişinin bulunmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir.
Davacı hakkında Adana 100 Yataklı Askeri Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen 8.4.1999 gün ve 467 Sayılı raporda da belirtildiği üzere olaya bağlı olarak dalağının alınması nedeniyle olay anında duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacı ile kendisine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi yönüne gidilmiştir.
Diğer yandan, yukarıda da işaret edildiği gibi Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığınca bağlanan maluliyet aylığı ve tütün ikramiyesi davacının maddi tazminat hak edişinden düşülmektedir. Davamızda davacının maddi tazminat talebi reddedilmiş ise de; bu red hususu davacının isteminde haksız oluşundan değil haklı görülen talebinin T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve tütün ikramiyesi gibi gelirlerin mahsup edilmesi sonucu geriye hükmedilecek bir miktar kalmamasına dayandığından ve davacının davasını açtığı sırada vazife malullüğü aylığı henüz bağlanmamış olup (dava 22.04.1998 de açılmış olup 29.06.2000 tarihinde aylık bağlanmıştır) davacının bu aylığın bağlanıp bağlanmayacağı hususundaki T.C. Emekli Sandığı işlemini beklediği takdirde dava açma süresi geçirilecek olduğundan, dava açılmasının bir hukuki zorunluluk olarak belirmesi karşısında yargılama giderlerinin özellikle maddi tazminat bakımından avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ilişkin davalı idare isteminin 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca reddi cihetine gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacının maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2- Davacıya takdiren 225.000.000 TL. (ikiyüz yirmibeş milyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi 2 Nisan 1997 tarihinden 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (yüzde otuz), 1 Ocak 1998 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar %50 (yüzde elli), 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Davacı tarafından peşin yatırılan 32.970.000 TL. (otuz iki milyon dokuzyüzyetmiş bin TL.) harcın istek halinde davacıya İADESİNE,
5- Davacı tarafından peşin yatırılarak sarf edilen 18.500.000 TL. (onsekiz milyon beşyüz bin TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6- Davacı tarafından peşin yatırılarak sarf edilen 20.000.000 TL. bilirkişi ücretinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7- Hükmolunan manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifelerin gereğince nispi olarak hesabedilen 22.000.000 TL. (yirmi iki milyon TL.) vekalet ücretinin Davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesabedilen 22.000.000 TL. (yirmi iki milyon TL.) vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy