(2709 S. K. m. 125) (743 S. K. m. 315)
Davacılar vekili 03.02.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını ........in askerlik görevini yapmakta iken görev başında J.Komd.Er ........'in zimmetinde bulunan vizor marka tabancanın bakımını yapıp ........'a teslimini müteakip bu erin tabancanın horoz ve tetiği ile oynaması sonucu silahın ateş alması nedeniyle .........'nin ölümüne sebep olduğunu, terhisine az bir zaman kala meydana gelen bu olay nedeniyle ailesinin yıkıldığını ve çocuklarının desteğinden yoksun kaldıklarını, olayda davacıların yakını olan müteveffa er .......'nin kusurunun bulunmadığını, toplam 6.100.000.000.TL. tazminata olay tarihi olan 2.9.1997 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Kırkağaç 6. J.Komd.Er Eğt. A.Karargah ve Servis Bölüğünde askerliğini yapmakta olan sanık J.Er ........'in Alay Komutanının şoförü olarak görevli olduğu, bu görevi nedeniyle kendisine vizor marka tabanca ile MP-5 makineli tabancanın zimmetlendiği, 02.09.1997 günü saat 16.00. sıralarında silah kademe atölyesine geldiği, orada silah bakımcısı olarak görevli müteveffa J.Er ......'ye tabancaların bakımını yaptırdığı, daha sonra vizor marka tabanca ile oynarken tabancanın ateş alması sonucu silahtan çıkan merminin J.Er .........'nin başına isabet ederek ölümüne neden olduğu, sanık er hakkında tedbirsizlik dikkatsizlik sonucu ateşli silahla ölüme sebebiyet vermek suçundan kamu davası açıldığı, Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesince müsnet suçtan mahkumiyetine karar verildiği, davacılara 2330 sayılı Kanun uyarınca Nakdi Tazminat ödenmediği, davacı babanın muhtaç ve malul olmaması nedeniyle T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce aylık bağlanmadığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır, ister hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Müteveffanın ölüm olayını doğuran maddi olayın, askerlik gibi tehlikeli ve özellikli bir kamu hizmetinin ifası sırasında ve müteveffanın askerlik görevini ifa ettiği sırada, idarenin diğer bir ajanın yine idareye ait bir silahı kullanmak suretiyle kusurlu fiili sonucunda meydana geldiğinden davacıların zararlarının idarece kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 28.02.2000 tarihli bilirkişi raporunda davacı annenin 957.641.729.TL., babanın 1.372.185.922.TL. maddi tazminat hak edişlerinin bulunduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemiş olup uygun bulunan bilirkişi raporu uyarınca tatbikat yapılmıştır.
Davacıların olay nedeniyle duydukları ve ileride duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Ancak, müteveffa Hakan'ın kardeşi olan davacılardan Pınar'ın kardeşinin desteğinden yoksun kalarak maddi zarara uğradığı söylenmez. Hadisede Türk Medeni Kanunun 315 nci maddesinde sayılan koşullar bulunmamaktadır. Medeni Kanunun 315 nci maddesine göre, kardeşe nafaka ödenebilmesi için nafaka istenilecek tarafın öncelikle hali refahta olması, nafaka isteyenin ise diğer taraf yardım etmediği takdirde zarurete düşecek durumda bulunmaları gerekmektedir. Bu bağlamda maddi tazminat talebi içinse, ölenin ekonomik refah içinde, talep edenin de yardım edilmediğinde zarurete düşecek durumda olduklarının ve ölüm olayından evvel bu nedenle fiilen bir yardım ilişkisinin bulunması ve kanıtlanması gerekmektedir. Olayımızda, müteveffanın hali refahta olduğu hususunda dosyada bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı kardeşe ölmeden önce maddi destekte bulunduğu hususu kanıtlanamadığı gibi kardeşler zaruret içinde olsalar da onlara yardım etme mükellefiyeti sağ olan anne ve babaya aittir. Bu nedenle kardeş ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma gerekçesiyle maddi tazminat ödenmesi isteminin koşulları bulunmadığından, davacı kardeş .........'in maddi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı baba ..........'ye 1.000.000.000.TL. (BİRMİLYAR TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2- Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne .....'ye 957.642.000.TL. (DOKUZYÜZELLİYEDİMİLYONALTIYÜZKIRKİKİBİN TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Davacı kardeş .........'nin MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
4- Takdiren davacı baba .......... ile davacı anne Leyla KARATEKE'ye ayrı ayrı 900.000.000.TL. (DOKUZYÜZERMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
5- Takdiren davacı kardeşler ile ..........'ye ayrı ayrı 360.000.000.şar TL. (ÜÇYÜZALTMIŞARMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
6- Hükmedilen maddi tazminata 01.02.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık %50 (YÜZDE ELLİ), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık T.C.Merkez Bankasının 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı olan %60 (YÜZDE ALTMIŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
7- Hükmedilen manevi tazminata 02.09.1997 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDE OTUZ), 01.12.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık %50 (YÜZDE ELLİ), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık T.C.Merkez Bankasının 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı olan %60 (YÜZDE ALTMIŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
8- Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
9- Davacılar tarafından peşin yatırılan 56.221.000.TL.(ELLİALTIMİLYONİKİYÜZYİRMİBİRBİN TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
10- Davacılar tarafından peşin yatırılan sarf edilen ve sarf edilecek olan 15.950.000.TL. (ONBEŞMİLYONDOKUZYÜZELLİBİN TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
11-. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 15.000.000.TL. (ONBEŞMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 1.000.000.TL.(BİRMİLYON TL.) davacılar üzerinde bırakılmasına, 14.000.000.TL.(ONDÖRTMİLYON TL.)nin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
12- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri üzerinden hesabedilen 120.477.642. TL.(YÜZYİRMİMİLYONDÖRTYÜZYETMİŞYEDİBİNALTIYÜZKIRKİKİ TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy