(2330 S. K. m. 6) (818 S. K. m. 43, 44) (1136 S. K. m. 164) (1086 S. K. m. 275)
Davacı vekilinin 12 Mayıs 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; Davaca P.Yzb..........................un 20.Zrh.Tug. 3.Hd. A. Ağ. Hv.Bl.1.Ağ.Tk.Komutanı olarak görevli bulunduğu sırada 22.12.1993 tarihinde Siirt Şırvan İlçe J.K.Ormanbağ J.Karakol K.lığında şüpheli görülen hedeflere 120 mm lik havanla yapılan atışlar esnasında namlu içinde sıkışarak kalan havan mermisinin çıkarılmaya çalışıldığı esnada patlaması sonucunda ağır şekilde yaralandığını, yapılan tedaviler sonunda 7.2.1996 tarih ve 736 numaralı GATA Sağlık Kurulu raporu ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz kararı verildiğini, 15.11.1997 tarihinde vazife malulü aylığı bağlanarak emekliye ayrıldığını, davacının görevi esnasında felç olup ömür boyu bakıma muhtaç hale geldiğini, olay tarihinden emekliye ayrıldığı tarih kadar maaşında gelirinde herhangi bir azalma olmadığını, bir yıllık sürenin davacının emekliye ayrıldığı tarihten itibaren başlaması gerektiğini, zararın emekli olduğu tarihten itibaren doğduğunu ve istenebilir hale geldiğini, zararın davacının emekliye ayrıldığı tarihte somut olarak ortaya çıktığından yasadaki bir yıllık sürenin emeklilik tarihinden itibaren işlemeye başlaması gerektiğini, davacının yatağa bağımlı vaziyette olmakla birlikte beynindeki metal parçaları nedeniyle vücut organlarının fonksiyonlarını tam olarak ifa edemediğinden dalgınlık, unutkanlık, güçsüzlük, dikkatsizlik gibi belirtiler nedeniyle bakıma muhtaçlık halinin mahkemece değerlendirilmesini talep ettiklerini, bağlanan aylık ve yapılan ödemelerle davacının zararlarının karşılanmadığını, 49.500.000.000.TL. maddi 500.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile 5 nci Zrh.Tug.K.lığı Askeri Savcılığının 12.12.1994 gün ve 1994/1921- 1144 Esas ve Karar sayılı K.Y.OLMADIĞI KARARInın tetkikinden, olay tarihi olan 22.12.1993 tarihinde 20.Zrh.Tug. 3.Hd. A.Ağ. Hv.Bl. 1.Ağ. Hav. Tk. Komutanı olarak görevli P.Kd.Üğm.......................... komutasında Siirt, Sirvan İlçe J.K.lığına bağlı Ormanbağı J.Krk.K.lığında şüpheli görülen hedeflere 120 mm.lik havanla yapılan atışlar sırasında namlu içerisine sıkışarak kalan havan mermisinin çıkarılmaya çalışıldığı esnada, havanın emniyet durumunda olmasına rağmen iğnenin kir ve pastan dolayı sabit hale gelmiş olması ve keza merminin çıkarılmaya çalışıldığı sırada kurtularak namlu dibine bir önceki düşüşünde patlamayıp, tekrar çıkarılmaya çalışırken kurtulup namlu dibine ikinci kez düşüşünde patlamış olmasının mermideki bir hatadan kaynaklanmasının mümkün olduğu gerekçeleri ile olayın tamamen silahtaki veya mühimmattaki bir arızadan ve hatadan meydana geldiği, sözkonusu personelin kusurlarının bulunmadığı belirtilerek davacının da içinde bulunduğu sanıklar hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca davacının uzun süren GATA Sağlık Kurulunun 5.2.1996 gün ve 738 numaralı raporu ile kranioserebral yaralanma sol hemipleji tanısı konularak Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz kararı verildiği ve bu raporun MSB. Sağlık Dairesince 6.5.1996 tarihinde onandığı anlaşılmıştır.
Davalı idare ve Başsavcılık davacının raporunun onaylandığı 6 Mayıs 1996 tarihinden itibaren 1 yıllık süre içinde idareye müracaat ederek maddi ve manevi zararlarını istemesi gerekirken bu sürenin uzunca bir süre geçirilmesinden sonra 25.2.1998 tarihinde idareye müracaat ettiği anlaşıldığından davanın süre aşımı yönünden reddinin gerekeceğini ileri sürmüşler ise de; davacının raporunun onay tarihi olan 6 Mayıs 1996 tarihinde emekliye ayrılmadığı bir müddet daha görev yaparak görev aylıklarını aldığı ve 26 Ekim 1997 tarihinde 4 ncü derece vazife malulü olarak emekliye ayrıldığı görüldüğünden davacının raporun onayı ile doğmuş olan zararlarının belirlenebilir hale gelmesi ise davacının emekli edildiği 26 Ekim 1997 tarihinde başlamıştır. Davacının zararının doğmuş olması yeterli olmayıp, zararın ne miktarda olduğunun tespiti ancak emekli edildiği tarihten itibaren belirlenip istenebilir nitelik kazanacağından davalı idare ile Başsavcılığın süre yönünden itirazlarına itibar edilmemiş, davacının emekli edildiği 26 Ekim 1997 tarihinden itibaren bir yıl içinde 25.2.1998 tarihinde idareye yaptığı müracaat üzerine davalı idarenin cevap vermemesi üzerine 12 Mayıs 1998 tarihinde açılan davanın süresinde açıldığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın esası yönünden incelemeye geçilmiştir.
İdarenin, eylemlerinden dolayı tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın bulunması, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Nedensellik bağının kesilmiş sayılması içinde, zararın tümüyle idare tüzel kişiliğine ve hizmete yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Ancak, olayın bir kamu hizmeti sırasında meydana geldiği göz önüne alındığında, hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerek öğretide ve gerekse yargı kararlarında kabul edildiği üzere, özellikle Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen bazı hizmetlerle, hizmetin ifasında kullanılan uçak, helikopter, silah, top, bomba, mayın gibi araç ve gereçler yapıları gereği hem ilgililer hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. Bunların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir alarak önlemek mümkün olamaz, işte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerle araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl ki bunların sahibine ait oluyor ise, doğan zararlarda onların sahibine ait olmalıdır, şeklinde de ifa edilebilecek olan risk ilkesinin bir gereği olarak davacıların uğradığı zararların hizmetin sahibi idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş kararlarıyla T.C.Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan maluliyet aylıkları ve ödenen tütün ikramiyesi davacıların tespit edilen maddi zararlarından düşüldüğünden, maddi tazminat isteyen davacıya vazife malulü aylığı bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 23.11.1998 gün ve 64.512.045. sayılı yazılarından Genel Müdürlüğün 10.12.1997 tarih ve 149110 sayılı işlemi ile 15.11.1997 tarihinden itibaren 70.950.000.TL. 4.derece Türk Silahlı Kuvvetleri vazife malulü aylığı bağlandığı, aylığın 1.10.1998 tarihinde 125.886.000.TL.ye yükseltildiği, 1997 yılı için 1,5 aylık 9.457.000.TL., 1998 yılı için 12 aylık tütün ikramiyesinin 1999 yılı ilk üç ayında ödeneceğinin bildirildiği, davacının görevi dışında bir olaydan dolayı sakat kalması halinde 16 yıl 9 ay hizmeti nedeniyle 15.11.1997 tarihinde 38.036.000.TL. adi malul aylığı bağlanacağını, bu aylığın 1.10.1997 tarihinde 67.717.000.TL. ye yükseleceği, ayrıca davacıya toplam 1.084.550.000.TL. ikramiye ödendiği bildirilmiştir.
2330 sayılı Kanun gereğince davacıya 14.2.1995 tarihinde 8.520.000.TL. nakdi tazminat avansı 15.8.1997 tarihinde 1.133.797.000.TL. Nakdi tazminat ödenmiştir. Aynı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminat nakdi tazminatı alının maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının sakatlık durumu nedeniyle bakıcıya muhtaç olduğunu ileri sürmüş ise de; incelenen Sağlık Kurulu raporunun tetkikinden davacının sol tarafında ileri derece olmayacak şekilde kuvvet kaybı (felç) durumunun bulunduğu, bunun dışında başka bir sakatlığının bulunmaması nedeniyle kurulumuzca bakıcıya muhtaç olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin 26.10.1998 tarihinde kayda geçen dilekçesi ekinde davacı tarafından imzalanan 26.10.1998 tarihli dilekçede kira yardımından yararlanmadığını ve bundan sonra da yararlanmak için müracaat etmeyeceğini belirten dilekçesinde dikkate alınarak davacının maddi zararının tespiti için resen seçilen bilirkişinin 7 Eylül 1999 tarihinde tanzim ettiği bilirkişi raporunun tetkikinden davacıya bağlanan aylıklar ödenen tütün ikramiyeleri ile ödenen Nakdi Tazminatın tamamının mahsubuna rağmen karşılanmayan maddi tazminat hak edişinin 44.635.538.464.TL. olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekilince gelirlerin % 10 arttırılması, bağlanan aylıkların düşülmemesi gerektiği yolunda itirazda bulunulmuş ise de, bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına ve mahkememizce kabul edilen kıstaslara göre yapılmış olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin itirazlarına itibar edilmemiş, ancak bilirkişi tarafından belirlenen maddi zarar aşağıda açıklanan nedenlerle, 30.000.000.000.TL. ye indirilerek bu miktar hüküm altına alınmıştır.
Borçlar Kanununun 43/1 maddesinde Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şümulünün derecesini tayin eyler denilmek suretiyle tazminat miktarının tayinini hakime bırakılmıştır.
Gerek Medeni Hukukta gerekse İdare Hukukunda tazminatın amacı, zarar verici olay dolayısıyla zarar görenin iradesi dışında maruz kaldığı zararı gidermektir. AYİMin pek çok kararında da işaret edildiği üzere, maddi tazminatın kar ve kazanca vesile olmaması, kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açmayacak bir düzeyde olması ve yalnızca maruz kalınan zararı telafi etmesi gereklidir. Belirtilen bu ölçütlerin diğer bir ifadesi, belirlenecek tazminatın hiçbir zaman felaketi özenir hale getirecek seviyede olmaması gerektiğidir.
Dava konusuna dönüldüğünde, bilirkişi Mahkememizin kendisine verdiği talimat doğrultusunda davacının maddi tazminat hak edişini hesaplamış ve bir rakam belirlemiştir. Bilirkişi raporuyla ortaya konulan bu rakam az önce değinilen görüş ve ilkeler ışığında değerlendirilmiş ve Borçlar Kanununun 43 ncü maddesinin hakime tanıdığı imkandan da esinlenerek İdare hukukunda sorumluluk alanında genel kabul görmüş hakkaniyet ve nesafet gibi hukukun genel ilkeleri uyarınca günümüz ekonomik koşullarında paranın getirdiği getirilerde göz önünde tutularak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak, kar ve kazanca vesile teşkil etmeyecek ve felaketi özlenir hale getirmeyecek bir düzeye indirilerek 30.000.000.000.TL. maddi tazminata hükmedilmiştir.
Davacıya olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve Borçlar Kanununun 43/ 1 nci maddesi dikkate alınarak davacı .........................a takdiren 30.000.000.000.TL. (otuzmilyar TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin reddine,
2. Takdiren ve istemi gibi davacı .........................a 500.000.000.TL. (beş yüz milyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacıya vazife malulü aylığı bağlandığı 15 Kasım 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, FAİZ ORANININ 31 ARALIK 1997 tarihine kadar % 30 (yüzde otuz), 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren % 50 (yüzde elli) olarak UYGULANMASINA,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 22 Aralık 1993 tarihinden ödeme tarihine kadar YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, faiz oranının 31 Aralık 1997 tarihine kadar % 30 (yüzde otuz), 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren % 50 (yüzde elli) olarak UYGULANMASINA,
5. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 15.0000.000.TL. bilirkişi ücretinin 1.300.000.TL. sinin davacı üzerinde bırakılmasına, 13.700.000.TL. (onüç milyon yedi yüz BİN TL.) sinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
6. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 451.500.000.TL. (dörtyüzellibirmilyonbeşyüzbin TL.) harcın istek halinde DAVACIYA İADESİNE,
7. Davalı idare harçtan muaf olduğundan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığını,
8. Davacı tarafın peşin yatırılan ve sarfedilen 7.000.000.TL.(yedimilyon TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
9. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 130.000.000.TL. (yüzotuzmilyon TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
10. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen (istem ile bilirkişi raporu arasındaki) maddi tazminat miktarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 62.865.000. TL. (altmış iki milyon sekiz yüz altmış beşbin TL.) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy