(2709 S. K. m. 120, 125)
Davacılar vekilinin 23 Şubat 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; Kr.Plt.Ütğm. .......'ün PKK'ya karşı yürütülen operasyonların birinde içinde bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu 18.05.1997 tarihinde şehit olduğunu, davacı anne ve babanın destekten yoksun kaldıklarını ve tüm davacıların çok büyük üzüntü duyduklarını, davacı anne ve babaya ayrı ayrı 24.07.1997 tarihinde 255.075.000'er TL. şehitlik tazminatı ödendiğini, davacı anne ............'e 2.-500.000.000.-TL. davacı baba .........'e 1.900.000.000.-TL. maddi davacı anne ve babaya ayrı ayrı 500.000.000'er TL. manevi davacı kardeşlere ayrı ayrı 200.000.000.-TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin tetkikinden: 18 Mayıs 1997 günü Kuzey Irak operasyonu sırasında hava desteği esnasında helikopter'e teröristler tarafından açılan füze atışı nedeniyle isabet alarak düşmesi sonucu Kr.Plt.Kd.Ütğm. ....... ile helikopterde bulunan diğer pilot Kr.Hv.Ütğm. .............'ın şehit olduğu anlaşılmıştır.
T.C. Emekli Sandığı Genel müdürlüğünün 30.07.1998 tarih ve 67.415.071 sayılı yazılarından; davacı anne ......... ile davacı baba ........'e 01.06.1998 tarihinden itibaren ayrı ayrı 12.242.000'er TL. aylık bağlandığını, 1998 yılı için 7 aylık tütün ikramiyesinin 1999 yılı içinde ödeneceğini, müteveffanın görevi dışında ölmesi halinde anne ve babanın malul ve muhtaç olmamaları sebebi ile aylık bağlanamayacağının bildirildiği görülmüştür.
Davacı anne ve babaya ayrı ayrı 2629 Sayılı kanun gereğince 255.075.000'er TL. şehitlik tazminatı ödenmiştir.
Dava dilekçesinde davacı anne ve baba için maddi ve manevi tazminat istenmiş ise de; bilirkişi inceleme kararı alındıktan sonra bilirkişi ücreti yatırılması için davacılar vekiline tebligat yapılması üzerine, davacılar vekilinin 13 OCAK 1999 tarihinde kayda geçen dilekçesinde, davacı anne ve babaya aylık bağlanması nedeniyle tekrar yaptıkları hesaplama sonucunda davacı anne ve babanın maddi ve manevi zararlarının karşılandığını anladıklarından davacı anne .......... ile davacı baba ......'e ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinden vazgeçtiklerini, bu vazgeçme nedeniyle bilirkişi incelemesine de gerek olmadığını, davanın sadece kardeşler yönünden istenen manevi tazminat istemlerine hasren görülüp sonuçlanmasını talep edildiğinden ve vekaletnamede feragat yetkisi bulunduğundan ve feragat kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurduğundan duruşma ve dava sadece davacı kardeşler olan ......... ile .........'ün manevi tazminat taleplerine hasren yapılmış ve görülmüştür.
Müteveffa Kr.Plt.Kd.Ütğm. ...........'un bir kamu hizmetini yerine getirdiği sırada şehit olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi sakat kalmış veya şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememiz gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan umulmadık haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağandışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece tazmini gereken bir zarar olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle davacıların zararının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı kardeşlere olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1) Feragat nedeniyle davacı anne .......... ile davacı baba .........'ün maddi ve manevi tazminat istemleri konusunda bir karar verilmesine yer OLMADIĞINA,
2) Takdiren ve istemlerine bağlı kalınarak davacı kardeşler ......... ile ...........'e ayrı ayrı 200.000.000'er TL.(İkiyüzmilyoner TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
3) Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 18 Mayıs 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine, faiz oranının 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (Yüzdeotuz), 01 Ocak 1998 tarihinden itibaren %50 (Yüzdeelli) olarak uygulanmasına,
4) Davacılar tarafından peşin yatırılan 53.520.000.-TL. (Elli üç milyon beşyüz yirmi bin TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
5) Davalı idare harçtan muaf olduğundan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
6) Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 4.400.000.-TL. (Dört milyon dörtyüzbin TL.) posta pulu masrafının davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
7) Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 36.000.000.-TL.(Otuzaltımilyon TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy