(765 S. K. m. 96, 125) (2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 41, 43, 47, 49) (5434 S. K. m. 66, 82) (2330 S. K. m. 6) (492 S. K. m. 13) (1136 S. K. m. 164)
Davacılar vekili 24 Aralık 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yakını J.Astsb.Üçvş. ..............ın Zile İlçe Jandarma Komutanlığında görevli iken 22.11.1996 tarihinde Zile Devlet Hastanesine götürdüğü hükümlü terörist tarafından silahla vurularak şehit edildiğini, olayın idari bir görevin ifası sırasında meydana geldiğini bu nedenle davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince idare tarafından karşılanması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davacı eş Neriman ve davacı çocuk Uygur için ayrı ayrı 250.000.000.er TL. maddi, 250.000.000.er TL. manevi, davacı baba İsmet ve davacı anne ........... için ayrı ayrı 200.000.000.er TL. manevi, davacı kardeş ............... (Evli) için 100.000.000.TL. manevi tazminat istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Ölüm olayı nedeniyle yapılan hazırlık soruşturması sonunda Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 21.2.1997 gün ve 1997/10-14 Hz. ve karar sayısı ile takipsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan kararda, Sanıkların Türkiye topraklarının bir bölümü üzerinde Kürdistan isimli bağımsız bir devlet kurmak için faaliyet gösteren silahlı çete mahiyetindeki PKK örgütüne yardım ve yataklık yapmak suçundan Zile İlçesi E Tipi Cezaevinde hükümlü bulundukları olay günü tedavi nedeniyle Zile Devlet Hastanesine götürüldükleri, Hastanenin KBB bölümünde bulunduğu sırada hastabakıcı .............in isteği üzerine maktul astsubay ...........ın sanıkların kelepçesini çözdüğü, maktulün sanıklara arkasını döndüğü sırada sanıkların maktule saldırdıkları, sanık ........in maktule sarılarak silahını atıp ateş ettiği, akabinde maktulün sanıklara ateş etmeleri için olay yerinde bulunan muhafız erlere emir verdiği, muhafızlar ........... ve ...........nın açtığı ateş sonucu her iki sanığın öldürüldüğü, olayın akışına göre sanıkların eylemi önceden planladıkları, eylemlerinin TCK.nun 125 nci maddesini ihlal mahiyetinde olduğu, ancak sanıkların çatışma sırasında öldürülmüş olmaları nedeniyle TCK.nun 96/1 nci maddesi delaletiyle CMUK.nun 164 ncü maddesi gereğince itirazı kabil olmak üzere TAKİBATA YER OLMADIĞINA karar verildiği denilmektedir.
Karardan da ve dosyadaki diğer belgelerden anlaşılacağı üzere davacıların yakını müteveffa J.Astsb...........ın PKK. örgütüne yardım ve yataklık yapmak suçundan Cezaevindeki hükümlülerin tedavi nedeniyle götürdüğü hastaneden kaçmak istemeleri sırasında müteveffanın silahını alıp ona ateş etmeleri sonucu yaşamını yitirdiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların yakını Astsb............ın asayişle ilgili askeri bir görevin ifası sırasında teröristlerce açılan ateş sonucu vefat ettiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ölüm olayının meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez. Zarar doğrudan doğruya idarenin bir eyleminden doğmayıp idarenin dışındaki bir olaydan kaynaklandığı açıktır. Zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılmasında adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden, davacıların zararlarının bu esaslara göre karşılanması gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C.Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında ölmesi halinde, varislerine T.C. Emekli Sandığınca bağlanan vazife malûllüğü aylığı ile bu kimselerin eceli ile ölmeleri halinde T.C.Emekli Sandığınca ödenecek dul ve yetim aylıkları arasındaki fark davacılara bu olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edildiğinden bu husus araştırılmış T.C.Emekli Sandığı Gn.Md.lüğünün15.6.1998 gün ve 71.975.001 sayılı yazısında Genel Müdürlüğün 24.01.1997 tarih ve 9406 sayılı işlemi ile, 7 nci derece 2.kademe (+950) ek gösterge intibakı üzerinden, 15.12.1996 tarihinden itibaren, 3713 sayılı kanuna göre, 1. derece TSK. Vazife malûlü olarak eşine 24.668.000.TL. oğluna 12.334.000.TL. aylık bağlanarak, 01.01.1997 tarihinden itibaren eşinin aylığının 34.522.000. TL. ye, oğlunun aylığının 17.261.000. TL. ye, 01.07.1997 tarihinden itibaren eşinin aylığının 47.023.000. TL. ye, oğlunun aylığının 23.512.000. TL.ye 01.01.1998 tarihinden itibaren eşinin aylığının 61.112.000. TL. ye, oğlunun aylığının 30.556.000.TL. ye, yükseltildiği, diğer taraftan, ilgilinin Sandığımıza tabi olarak geçen 9 yıl 5 ay 7 gün hizmetine karşılık, 7.derece 2. kademe (+950) ek gösterge intibakı üzerinden, 3713 sayılı Kanunun 4082 sayılı kanun ile değişik 21. maddesi ve 562 sayılı KHK. uyarınca verilen ikramiye farkı dahil, eşine 1.544.388.000. TL., oğluna 772.194.000. TL. olmak üzere, toplam 2.316.582.000. TL. emekli ikramiyesi ödendiği, ayrıca, 3480 sayılı kanun uyarınca eşine ve oğluna ayrı ayrı 1996 yılı için (15 günlük) 1.589.000.TL., 1997 yılı için 66.930.000.TL. olmak üzere toplam 137.038.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiği, ilgili görevi dışında ve görevle ilgisi olmayan bir sebepten dolayı ölmüş olsaydı, Sandığımıza tabi toplam 9 yıl 5 ay 7 gün hizmetine karşılık, 5434 sayılı kanunun 66. maddesi uyarınca eşine aylık bağlanmasına imkan bulunmamakta olup, aynı Kanunun 82 nci maddesi uyarınca toptan ödeme yapılacağı, oğluna ise 1425 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre aylık bağlanarak, gerekli yaş haddini (öğrenim durumuna göre) doldurduğu tarihten itibaren bu aylıklarının kesileceği, öte yandan, ilgilinin babasının Sandığımız iştirakçisi olması ve annesinin ise halen babası ile olan evlilik bağı devam ettiğinden dolayı, anne ve babasına aylık bağlanmamış olup, aylık bağlanmadığından dolayı da tütün ikramiyesi ödenmesi mümkün olmadığı bildirilmiştir.
Diğer taraftan müteveffanın yakınları davacı eş, çocuk, anne ve babaya 5.3.1997 tarihinde 1.889.520.000. TL. nakdi tazminat ödendiği bildirilmiştir.
2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde bu kanunun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ve bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararlar karşılığıdır... denilmektedir.
Bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyesi ve nakdi tazminatlarla davacı eş, çocuk, anne ve babanın olay nedeniyle uğradığı zararların karşılanmış olup olmadığının, karşılanmayan zararı varsa ne kadar karşılanamayan zararı kaldığının tespiti amacı ile resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 21.9.1998 tarihli bilirkişi raporunda; maddi zararı, sadece maddi yararlarla ve 4.384.284.088.TL. FAZLASIYLA karşılanan, eş ............ın ayrıca, 574.097.850.TL. nakdi tazminat yararı sağlandığından, maddi tazminat hakedişinin bulunmadığı, davacı çocuk ..........ın 1.659.944.810. TL. maddi zararına karşılık, 1.722.295.427. TL. nakdi tazminat yararı sağlamıştır. Maddi tazminat hakedişi bulunmadığı, davacı anne Esengül KAYAN, 2.238.046.362.TL. maddi zararına karşılık, 513.212.685. TL. nakdi tazminat yararı sağladığı, davacı baba ..............ın , 1.221.859.383.TL. maddi zararına karşılık, 513.212.685.TL. nakdi tazminat yararı sağladığı, bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir.
Davacı eş, çocuk, anne ve babanın yakınlarının ölümü nedeniyle olay anında duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacı ile kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir. Ancak davacı eşe sağlanan nakdi tazminat yararı benzer olaylarda davacı eş için takdir edilen manevi tazminat miktarından fazla olduğundan bu davacının manevi tazminat istemi reddedilmiş, davacı çocuğun maddi zararlarının karşılanmasından sonra arta kalan nakdi tazminat miktarı ve istemi göz önüne alınarak bu davacıya ikiyüzmilyon TL. manevi tazminat verilmesi cihetine gidilmiştir.
Davacılar vekili manevi tazminat istemlerine olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isteminde bulunmuş ise de; Kurulumuzca takdir olunan manevi tazminat paranın karar sırasındaki alış gücü esas alınarak takdir edildiğinden bu talep kabul edilmemiş, ancak hükmedilen manevi tazminatlara karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine hükmedilmiştir.
Bu itibarla, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve sağlanan nakdi tazminat miktarı göz önüne alınarak Davacı Eş .............ın MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca davacı çocuk ..........ın MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
3. Bilirkişi raporu uyarınca ve maddi zararının karşılanmasından sonra arta kalan nakdi tazminat yararı ve istemi göz önünde bulundurularak davacı çocuk ..............a 200.000.000. TL. (İkiyüzmilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
4. Davacı anne ................ ve davacı baba ...........a takdiren ve istemleri gibi ayrı ayrı 200.000.000er TL. (İkiyüzermilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
5. Davacı kardeş ...............ye takdiren ve istemi gibi 100.000.000. TL. (Yüzmilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
6. Hükmedilen manevi tazminatlara olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmesi isteminin REDDİNE, ancak karar tarihi 14 Ekim 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (YÜZDE ELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
7. Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf bulunan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
8. Davacılar tarafından peşin yatırılan 14.150.000. TL. (Ondörtmilyonyüzellibin TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
9. Davacılar tarafından peşin yatırılan, sarf edilen ve sarf edilecek olan 5.550.000. TL. (Beşmilyonbeşyüzellibin Tl.) posta giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
10. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 9.000.000. TL:(Dokuzmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
11. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nisbi olarak hesap edilen 52.000.000.TL. (Elliikimilyon TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy