(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 24 Ekim 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını olan Tnk.Er ..................ın Kıbrıs 28.Tüm.K.Tnk.Tb.Göv/Kuv.3.Bl.de askerlik hizmetini yaparken KYOK.dan da anlaşılacağı üzere üst devrelerin baskı ve işkencelerine dayanamayarak 15 Ekim 1996 günü intihar ettiğini, AYİM İçtihatlarına göre müteveffanın yakınlarının bu tür intiharlarda destekten yoksun kalma ve manevi tazminata hak kazanmakta olduklarını, zira davalı idarenin ajanlarının yasa dışı davranışlarından dolayı hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluğun söz konusu olduğunu, müvekkillerinden Kutbettin ve ..................ın müteveffanın baba ve anası olarak ömür boyu onun maddi desteğinden mahrum kaldıklarını, emekli aylığı bağlanması taleplerinin de reddedildiğini, ayrıca bütün müvekkillerinin çok yakınları olan bir kişiyi bu şekilde kaybetmekle derin bir üzüntü duydukları ve hayatları boyunca da duyacaklarını bu nedenle müvekkillerinin maddi ve manevi zararları olarak toplam 2.250.000.000.TL. tazminata olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte hükmedilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını olan Tnk.Er ..................ın Kıbrıs 28 nci Tümen Tnk.Tb.Görev Kuvvet 3 ncü Bl.te askerlik görevini yapmakta iken 15.10.1996 günü bölüğün B devriye bölgesinde 13.00 - 16.00 saatleri arasında Halit Balkan isimli erle birlikte nöbetçi olduğu, nöbete başladıktan hemen sonra davacıların yakını diğer nöbetçiden kağıt, kalem istediği, ...........ın kağıt kalem ve bloknot defterini verdiği, davacıların yakınının aldığı kağıda bir şeyler yazdıktan sonra defter ve kalemi sahibine iade ettiği, bu sırada aralarında bazı konuşmalar geçmiş olup davacıların yakını askerlikten bıktığını firar etmeyi hatta intihar etmeyi düşündüğünü söylediği, ...........ın da teskin edici sözler söylediği, davacıların yakını bir ara silahının kurma kolunu çekip bıraktığı, kurma kolu sesini duyan .............ın ne oldu diye sorduğunda, bir şey olmadı doldur boşalt yaptım diye cevap verdiği, aradan kısa bir süre geçtikten sonra müteveffanın silahı ile çene altından ateş ettiği merminin beyin içi damar ve beyin dokusunu tahrip etmesi sonucu dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu öldüğü anlaşılmaktadır.
..................ın üzerinde çıkan notta hayatımdan bıktım, usandım, bu dünyayı bana zindan ettiler. Üst devrelerim çok üzerime geldiler. Her günüm bir zindanda geçmiş gibiyim, her gün ceza çeke çeke bunalıma girdim. Benim bunalıma girip intihar etmenin tek sebebi bölükteki üst devrelerimin ve kendi tertiplerimin yüzündendir. Her gelen benim çok üstüme geliyordu, artık dayanamadım ve tetiğe dokunuverdim. Benim intihar etmemin sorumlusu yanımdaki nöbet tutan arkadaşım değildir. O suçsuzdur, herhangi bir suçu yoktur. Yazan .................. yazılı olması nedeniyle, askeri savcı tarafından birlik personelinin (subay, astsubay,erbaş ve erlerin) alınan ifadeleri sonucu, ölenin iddia ettiği gibi kendisine bir baskı, kötü muamele ve dövme şeklinde muamele yapılmadığı, adı geçen nöbetlerinde ve ders saatinde sık sık uyuduğundan bu konuda kendisinin ikaz edildiği ve bazen de şınav çekme cezası verildiği tespit edildiğinden ve ölüm olayında ölenden başka kimsenin kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı anlaşıldığından Kovuşturmaya Yer Olmadığına Karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacının yakını olan Tnk.Er ..................ın askerlik hizmetini yaptığı sırada nöbet mahallinde hamili bulunduğu silahla kendisini çene altından vurması sonucu ölmesi (intihar) olayında hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun bulunmadığı gibi zararlı sonucun idarenin bir eyleminden ve ajanlarının kusurlu davranışlarından kaynaklanmadığı tamamen müteveffanın kendi eyleminden meydana geldiği, Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararında da belirtildiği gibi hizmet ile zararlı sonuç arasında illiyet bağı bulunmadığı, bu itibarla idarenin olayda tazmin borcunun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacılar vekili dava dilekçesinde müteveffanın intiharının nedeninin müteveffanın üst devrelerinin kendisine uyguladıkları baskı ve işkence olduğunu belirtmiş ise de, bu husus kanıtlanamamıştır. Zira olayla ilgili yapılan adli soruşturma sonunda idarenin hiçbir ajanı kusurlu bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. İdarenin ajanları hakkında bu hususta açılmış bir kamu davası ve verilmiş mahkumiyet hükmü bulunmamaktadır. Dava dilekçesi ekinde ..................in ifadesinin kapalı bir zarf içinde Diyarbakır Üçüncü Noterinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine verilmek üzere bir ifade bıraktığı belirtilmiş olduğundan, bu zarf Dairemizce bir Ara Kararı ile getirtilip incelenmiştir. .................. imzalı daktilo ile yazılmış yarım sayfalık ifadede .................. sessiz kendi halinde bir erdi uysallığı sebebiyle üst devreler ve çavuş onbaşılar kendisini horluyor dalga geçiyor ve angarya görevlere hep onu gönderip eziyorlardı. Ezenlerden birisi de ............. adındaki asker idi. .................. ile bu kadar uğraşmaları için kendisine arkadaşça uyarmalarda bulundum dinletemedim şeklinde beyanda bulunarak Askeri Savcının yaptığı tahkikatta herkesin yalan söylediğini ifade ettiği anlaşılmakta ise de, zamanında Askeri Savcıya ifade vermeyen daha sonrada Komutanlığa ve askeri savcılığa gördüklerini anlatmayan sadece Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmekte olan dava nedeniyle Notere ifade bırakan .................. isimli kişinin ifadesinde de müteveffaya kötü muamele ve işkence yapıldığına dair yer zaman mekan bildirilerek somut bir olay bildirilmediği görülmekle dosyada mevcut tüm bilgiler birlikte değerlendirildiğinde ...............in bu ifadesinin intihar olayı ile hizmet arasında bir nedensellik bağı kurulmasına yeterli bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle,
1. Davacılar .................. ile ..................in Maddi Ve Manevi Tazminat İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2. Davacılar .................. ile ..................ın Manevi Tazminat İSTEMLERİNİN REDDİNE,
3. 649.700. TL. başvurma harcı ile 870.000.TL. ilam harcı toplamı olan 1.519.700.TL. (Birmilyonbeşyüzondokuzbinyediyüz TL.) harç ile posta pulu masraflarının davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, davacılar tarafından peşin yatırılan 20.900.000.TL. harçtan 1.519.700.TL. harcın mahsubu ile geri kalan 19.380.300.TL. (Ondokuzmilyonüç yüzseksenbinüçyüz TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
4. Dava duruşmalı olarak görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 59.400.000.TL. nispi reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden 40.000.000.TL. maktu toplamı 99.400.000.TL. (Doksandokuzmilyondörtyüzbin TL.) avukatlık ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy