(1632 S. K. m. 91) (2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21, 24) (5434 S. K. m. 12)
Davacı vekilleri 03.06.1998 tarihinde kayda geçen dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin yakını olan ..........'in askerlik hizmetini ifa ederken aynı birlikte görevli ..........'ın bıçaklı saldırısı sonucunda 2.6.1997 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin nesnel ve tinsel zarara uğradıklarını, davalı idarenin nesnel ve öznel sorumluluk ilkeleri uyarınca sorumlu olduğunun açık olduğunu, müvekkillerinin yakınının askerlik öncesinde farklı işlerde çalıştığını, müvekkillerinin uğradıkları zararın davalı idarece karşılanması gerektiğini belirterek toplam 19.000.000.000.TL. tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı vekillerinin davanın adli yardımlı görülmesi yönündeki talepleri Dairemiz 17 Haziran 1998 gün ve E. 1998/517 tarihli kararı ile davacılar eş ve çocuklar yönünden kabulüne, diğer davacılar yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olayla ilgili belgeler ve özellikle K.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 14.5.1998 gün ve E:1998/192, K.1998/300 Sayılı ilamı incelendiğinde; 4.Kor.Ulş.Ağır.Oto.Tb.K.lığı emrinde görevli olan sanık Er ..........'ın 2.6.1997 tarihinde akşam içtimasında bölük depoda çalıştığı halde kendisinin neden gelmediğini soran davacıların yakını Ulş.Çvş .......... ile tartıştığı, Çvş ..........'in sanığın ensesine hafifçe bir tokat vurup kalçasına hafifçe tekme attığı, buna sinirlenen sanığın akşam yemeğinden sonra saat:20.00 sularında 2 nci bölük yemekhanesinden bir bıçak aldığı, yemekhanenin karşısında bulunan erbaş gazinosunda televizyon seyretmekte olan Çvş....'in arkasından yaklaşarak elindeki bıçakla sağ koltuk altı bölgesine bir kez vurduğu, Çvş..., ..........'in hastaneye götürülürken yolda vefat ettiği, sanık Taner'in As.C.K.nun 91/4 maddesi uyarınca Ölüm Cezası ile cezalandırıldığı, davacıların yakınının hareketleri tahrik olarak kabul edilmek suretiyle cezasının Müebbet Hapis cezasına çevrilerek cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğunun dayanağı Anayasanın 125 nci maddesidir. Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Anayasa dışında idarenin sorumluluğu 1602 Sayılı Kanunun 21 ve 24 ncü maddelerinde de düzenlenmiştir. Ancak gerek Anayasa da gerekse 1602 Sayılı Kanunda idarenin sorumluluğunun hangi esaslara dayanacağı belirtilmemiştir. Bu meselenin halli doktrin ve yargı içtihatlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkesine dayansın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için, bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Meydana gelen olay nedeniyle doğan zararın meydana gelişinde idareye atfı kabil hizmetin kurulmasında ve işletilmesinden doğan bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Ancak davacıların yakınının bir kamu hizmeti olduğunda şüphe bulunmayan askerlik hizmeti yaptığı sırada serbest dinlenme saatinde idarenin diğer bir ajanı tarafından bıçaklanmak suretiyle öldürüldüğü, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu, sözkonusu zararların kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak davacıların yakınının mahkeme ilamında anlatılan hareketlerinin müterafik kusur olduğu kabul edilmiştir.
Müteveffanın yakınlarına T.C.Emekli Sandığınca bağlanacak aylıklar ve ödenecek tütün ikramiyesi miktarları yarar kabul edilmektedir. Çünkü davacıların yakınının olay öncesinde sandık üyesi olmadığı ve sandığa herhangi bir ödemesinin bulunmadığı halde davacılara T.C.Emekli Sandığı Kanununun 12 nci maddesinin (k) bendi uyarınca olayın askerlik sırasında meydana gelmesi nedeniyle aylık bağlanmıştır.
Bu husus araştırılmış; T.C.Emekli Sandığının 6.8.1999 ve 4.12.2000 gün ve 69.896.147 Sayılı yazılarından Genel Müdürlüğün 6.7.1999 gün ve 44855 Sayılı, 8.6.200 gün ve 202224 Sayılı işlemleri ile 01.07.1997 tarihinden itibaren eşe 37.131.000.TL. çocuğa 18.566.000.TL., 1.1.2000 tarihinden itibaren anneye 50.910.000.TL. aylık bağlandığı, bağlanan aylıkların en son olarak 1.7.1999 tarihinde eşin maaşının 105.212.000.TL'ye çocuğun maaşının 52.606.000.TL'ye, annenin maaşının 01.07.2000 tarihinden itibaren 58.230.000.TL.'ye yükseltildiği, eşe ve çocuğa 1997 yılı için 33.265.000.TL., 1999 yılı için 199.500.000.TL. ayrı ayrı tütün ikramiyesi ödendiği, davacı anneye 2000 yılı için 01.01.2001 tarihinde belirlenecek memur maaş katsayısı esas alınarak tahakkuk ettirilecek tütün ikramiyesinin ödeneceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacıların uğradıkları zararın tespiti için re'sen seçilen ve mahkememizin tespit ettiği kıstaslar doğrultusunda talimat verilen bilirkişinin hazırladığı 15.10.1999 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinde davacı eşin 16.497.616.562.TL. zararına karşılık 27.713.124.704.TL., davacı çocuğun 4.442.733.127.TL. zararına karşılık 12.913.706.831.TL. yarar sağladığı, davacılardan anneye maaş bağlanması üzerine yeniden yaptırılan 11.01.2001 tarihli bilirkişi incelemesine göre ise davacı eşin 23.295.191.193 maddi zararına karşılık 46.794.812.263.TL., davacı çocuğun 5.354.233.139.TL. maddi zararına karşılık 19.336.757.350.TL., davacı annenin 518.361.596.TL. maddi zararına karşılık 4.603.946.723 TL. maddi yarar sağlamaları sonucunda maddi tazminat hak edişlerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idare itiraz etmemiş, davacı vekili ise bilirkişi raporunda davacıların yakınının gelirinin düşük tutulduğu, muhtemel zararların hesabında %5 artışın doğru olmadığı, sağ eşin evlenme ihtimalinin %20 olarak kabulünün de doğru olmadığı yönlerinden itirazda bulunmuştur.
Mahkememizin re'sen seçtiği bilirkişi sadece hesap bilirkişisidir. Hesaplamayı yaparken takip edeceği yol ve uygulayacağı kıstaslar Mahkememizce tespit edilip kendisine bildirilmektedir. Davacıların yakınının olay öncesinde çeşitli işlerde ve değişik zamanlarda çalıştığı, sürekli ve devam eden bir işinin olmadığı, Harran Üniversitesi Şanlıurfa Meslek Yüksekokulu mezunu olduğu anlaşıldığından davacıların yakınının elde edeceği gelirinin teknik eleman olarak devlet memuru aylığı ile asgari ücret toplamının yarısının başlangıç alınması yönünde bilirkişiye talimat verilmiştir. Muhtemel zararların hesabında baz alınan %5'lik artış ile sağ eşin evlenme şansını gösterir yüzde oranı Mahkememizce tespit edilen kıstaslardandır.
Bu nedenle davacı vekilinin itirazlarına itibar edilmemiş, Mahkememizce tespit edilen kıstaslara, içtihatlarına ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşılan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıların olay nedeniyle çektiği acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa telafisi amacıyla olayın vukua geliş şekli, yasal faizin işlemeye başladığı olay tarihi, paranın alım gücü ve davacıların yakının askerlik statüsüyle sosyal durumu gözönünde bulundurularak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul görmüştür. Ancak davacıların yakınının mahkeme kararında belirtilen hareketleri müterafik kusur olarak kabul edilmiş ve takdir olunan miktarlardan kusur oranında indirim yapılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C.Emekli Sandığı Gn.Md.nce ödenen maluliyet aylığı ve tütün ikramiyesi maddi tazminat miktarlarından düşülmektedir. Zira davacıların bu olay nedeniyle T.C.Emekli Sandığında gerek maluliyet aylığı ve gerekse tütün ikramiyesinin ödenmesi uzun zamana ihtiyaç göstermekte ve başlangıçta bu aylığın bağlanması kesin olmadığından idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanlar bir yandan aylık bağlanması hususunda başvururken öte yandan da dava açma süresini geçirmemek için maddi tazminat verilmesi istemiyle bağlanacak aylıkları da içerecek şekilde tam yargı davası açmaktadırlar. Başka bir deyişle başlangıçta davacıların maddi tazminat istemiyle tam yargı davasını açma veya aylık bağlanması için başvuruda bulunma yollarından birini seçmeleri haklarının kaybolmasını önlemek yönünden imkan dahilinde bulunmamakta, zorunlu olarak iki yola birden başvurma durumunda kalmaktadırlar. Hal böyle olunca duruşmalı görülen davalarda mahsup muamelesinden dolayı maddi tazminat isteminin kısmen veya tamamen reddi halinde davacılar aleyhine hükmolunması haksızlığa ve hak aramak için başka çaresi olmayan davacının zarara uğramasına yol açmaktadır. Bu görüşün ışığı altında Mahkemem izdeki benzer davalarla ilgili uygulamalar da dikkate alınarak davacının maddi tazminat talebinin reddi sebebiyle aleyhe vekalet ücretine hükmolunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı eş .........., davacı çocuk .......... ve davacı anne ..........'in maddi tazminat taleplerinin REDDİNE,
2- Takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacılar eş .........., çocuk .......... ve anne ..........'a ayrı ayrı 500.000.000'ar TL.(beşyüzermilyon TL.), davacı kardeşler .......... ..., .........., .......... ve ..........'a ayrı ayrı 200.000.000.'ar TL. (ikiyüzermilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 2 Haziran 1997 .......... tarihinden 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (yüzde otuz), 1 Ocak 1998 .......... tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar %50 (yüzde elli), 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4- 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, ancak 499 Sayılı Harçlar Kanunun 13/j maddesi uyarınca muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 15.000.000.TL. (onbeşmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
6- Davacılar tarafından- peşin yatırılan 37.172.000.TL. (otuzyedimilyonyüzyetmişikibin TL.) harcın istemleri halinde davacılara İADESİNE,
7- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 23.350.000.TL. (yirmiüçmilyonüçyüzellibin TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
8- Davalı idarenin maddi tazminat yönünden aleyhe ücreti vekalet talebinin REDDİNE,
9- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca hesap edilen 60.300.000.TL. (altmışmilyonüçyüzbin TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
10- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin 11 nci maddesi uyarınca tespit edilen 60.300.000.TL. (altmışmilyonüçyüzbin TL.) Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy