(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 71)
Davacılar vekillerinin 24 Nisan 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; Band. Üçvş.................ın 3.Ord.Bando K.lığında görev yapmakta iken 23.09.1995 günü özel otosu ile eşi ve kayınpederi ile birlikte yıllık iznine giderken saat 20.00 sıralarında Zara karayolunda teröristlerce yolları kesilerek müteveffanın ismen hitap edilip araçtan indirilip silahla taranarak şehit edildiğini, davacıların desteklerini yitirdiklerini ve çok büyük üzüntü duyduklarını, davacılara henüz aylık bağlanmadığını davacı eş ve çocuğu için ayrı ayrı 1.000.000.000er TL. maddi, 250.000.000er TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Müteveffa Band. Üçvş. ................ın K.K.K. lığına bağlı bir birlikte görev yaptığı sırada yıllık iznine giderken sırf asker kişi olması nedeniyle uğradığı terör eylemi sonucu şehit edildiğinden tazminat isteminin muhatabının M.S.Bakanlığı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, Milli Savunma Bakanlığının husumet itirazının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden; bando Üçvş.................ın Erzincan 3 ncü Ordu Bando Komutanlığı emrinde görevli iken yıllık izinli olarak 23.07.1995 tarihinde birliğinden ayrılıp özel otosuyla yanında eşi ve akrabaları olduğu halde Erzincandan Sivasa giderken İmranlı - Zara arasındaki karayolunun saat 19.00 sularında teröristlerce kesilip aracından indirildiği ve diğer araçlardan indirilen 5 kişi ile birlikte karayolundan biraz uzaklaştırıldıktan sonra silahla taranarak şehit edildiği, müteveffanın aracında bulunan eşi ve kayınpederine dokunulmadığı, müteveffanın sırf asker kişi olduğu için şehit edildiği anlaşılmıştır.
Anayasanın 125 nci maddesinde İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek mahkememiz gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu Suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı, bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan umulmadık haller dışında kabul edilmektedir. Müteveffaya gece yola gitmemesi yolundaki emir tebliğine rağmen saat 19.00 sıralarında yola devam etmesi fiili illiyet bağını kesecek nitelikte olmayıp müterafik kusur olarak değerlendirilmiştir.
Bu nedenlerle davacının zararlarının özel ve olağandışı özellik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına göre T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce olay sebebiyle bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri davacıların tespit edilen maddi zararlarından düşüldüğünden maddi tazminat isteyen davacı eş ve çocuğa aylık bağlanıp bağlanmadığı ve müteveffanın eceli ile ölmesi halinde aylık bağlanıp bağlanmayacağı hususları sorulmuş, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 06.11.1996 tarih ve 70.662.005 sayılı yazılarından Genel müdürlüğün 07 Haziran 1996 tarih ve 96179 sayılı işlemi ile 15.10.1995 tarihinden itibaren eşi ................a 8.669.000.TL. oğluna 5.201.000.TL. 1.Derece Türk Silahlı Kuvvetleri vazife malullüğü aylığı bağlandığı, müteveffanın annesi ................ın 01.11.1995 tarihinde aylığa müstahak olması nedeniyle eşin aylıklarının 01.11.1995 tarihinden itibaren 6.935.000.TL. ye oğlunun aylığının 3.464.000.TL. ye tadil edildiği, 01.07.1996 tarihinde eşin aylığının 18.500.000.TL. ye oğlu ve müteveffanın annesinin aylıklarının ayrı ayrı 9.251.000.er TL. ye yükseltildiği, 1995 yılı için (2,5 aylık) eşi ve oğluna ayrı ayrı 2.979.000er TL. müteveffanın annesine iki aylık 2.166.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiğini, müteveffanın 9 yıl 6 ay 8 günlük hizmetine karşılık eşine 527.644.000.TL. oğluna ve annesine ayrı ayrı 263.822.000er TL. emekli ikramiyesi ödendiğini, şayet müteveffa görevi dışında ve görevle ilgisi olmayan bir sebepten ölmüş olması halinde toplam hizmeti on yılın altında olduğu aylık bağlanmasının mümkün olmadığının bildirildiği görülmüştür.
2330 Sayılı Kanun gereğince 09.02.1996 tarihinde davacı eş ................a 204.321.000.TL., davacı çocuk ................a 612.965.000.TL. annesi ................a 144.226.000.TL. Nakdi Tazminat ödenmiştir. Aynı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminat nakdi tazminatı alanların maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacılar vekillerinden, davacılarla irtibata geçilerek 10 yıl süre ile kira yardımından yararlanmak istiyorlarsa kiraladıkların konutun mukavelesi ile idareye başvurarak kira yardımı almalarının sağlanması, eğer kira yardımından yararlanmak istemiyorlarsa kira yardımından vazgeçtiklerine dair bizzat davacılar tarafından imzalanacak dilekçenin Mahkememize gönderilmesi istenmiş, davacı eş ................ın bu güne kadar kira yardımı için başvurmadığı ancak bu hakkını ilerde kullanmayı düşündüğünün bildirilmesi üzerine, birkaç kez daha aynı husus davacılar vekillerine yazılmış bir cevap verilmeyince davacı ................ın adresi araştırılmış en son Bursa adresinin bildirilmesi üzerine, davacıya durum izah edilmiş aylık 8.000.000.TL. kira ödediğine dair mukavele göndererek, kira yardımından şu anda faydalanmak istemediğini, fakat ileri ki dönemlerde kira yardımı hakkını kullanmak istediğini, davanın sonuçlanabilmesi için kira yardımı alıyormuş gibi hesap yaptırılmasını istemesi üzerine bilirkişiye bu yolda talimat verilmiş, bilirkişinin 12 Ocak 1998 tarihli bilirkişi raporunda davacıların Aralık 1996 ayından itibaren 8.000.000.TLlik kira yardımı aldıkları ve bu kiranın her yıl % 40 artacağı kabul edilerek 10 yıllık kira yardımı almış gibi hesaplama yapılarak yararlar bölümüne ilave edilmiştir.
Davacıların yukarıda izah edildiği gibi belirtilen rakam üzerinden kira yardımı alıyormuş gibi maddi zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilen 12 Ocak 1998 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden davacı eş ................ın maddi zararının bağlanan aylık, ödenen tütün ikramiyeleri, ödenen emekli ikramiyesi ve ibraz ettiği kira mukavelesine göre alacağı kabul edilen kira yardımı ile 745..419.906.TL. fazlasıyla karşılandığı bu nedenle maddi tazminat hak edişinin bulunmadığı, ayrıca davacı eş ................ın 371.523.685.TL. Nakdi Tazminat yararı sağladığının, davacı çocuk ................ın bağlanan aylık, ödenen tütün ikramiyeleri, ödenen emekli ikramiyesi ve ibraz edilen kira mukavelesine göre alacağı kabul edilen kira yardımı ile 3.874.548.721.TL. fazlasıyla karşılandığından maddi tazminat hak edişinin bulunmadığı, ayrıca davacı çocuk ................ıın 1.114.574.692.TL. nakdi tazminat yararı sağladığının bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekilince bağlanan vazife malullüğü aylıklarının yarar olarak kabul edilmemesi, tazminattan davacının evleneceği varsayımı ile indirim yapılmaması, kira yardımının yarar olarak kabul edilmemesi kira yardımının yıllık % 40 artış yapılmaması gerektiği hususlarında itirazda bulunulmuş ise de, davacı vekili tarafından belirtilen hususların Mahkememizin yerleşmiş içtihatları ile kabul edilen ve uygulanan kıstaslar olması nedeniyle itirazlarına itibar edilmemiştir.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına ve Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılarak davacı eş ve çocuğun maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporundan da anlaşıldığı gibi davacı eş ve çocuğun maddi zararları sadece bağlanan aylıklar, ödenen tütün ikramiyeleri, emekli ikramiyeleri ve alacakları kabul edilen kira yardımları ile çok fazlasıyla karşılandığından her iki davacının da maddi tazminat hak edişleri bulunmamaktadır. Ayrıca davacı eş ................ın 371.523.685.TL. davacı çocuk ................ın 1.114.574.692.TL. sağladıkları Nakdi tazminat yararları adı geçen bu iki davacının manevi zararlarının karşılığı olarak kaldığı ve maddi tazminat hesaplarında dikkate alınmadığından ve davacıların maddi zararlarının karşılığı olarak halen bu nakdi tazminat yararları Mahkememizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarlarından fazla olduğundan davacı eş ve çocuğun manevi tazminat istemlerinin de reddine karar verilmiştir.
Diğer taraftan yukarıda da işaret edildiği gibi Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri davacıların maddi tazminat hak edişlerinden düşülmektedir. Davamızda davacı eş, çocuğun maddi tazminat talepleri reddedilmiş ise de; bu red hususu adı geçen davacıların istemlerinde haksız oluşlarından değil haklı görülen taleplerinin T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri gibi gelirlerin mahsup edilmesi sonucu geriye hükmedilecek bir miktar kalmamasına dayandığından ve davacıların davasını açtığı sırada vazife malullüğü aylığı henüz bağlanmamış olup, adı geçen davacıların bu aylığın bağlanıp bağlanmayacağı hususundaki T.C. Emekli sandığı işlemini bekledikleri takdirde dava açma süresi geçirilebilecek olduğundan, dava açılmasının bir hukuki zorunluluk olarak belirmesi karşısında yargılama giderlerinin özellikle maddi tazminat bakımından avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ilişkin davalı idarenin isteminin 1602 sayılı kanunun 71 nci maddesi uyarınca reddi cihetine gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat yararları dikkate alınarak davacı eş ................ ile davacı çocuk ................ın Maddi ve Manevi Tazminat istemlerinin REDDİNE,
2- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 9.000.000.TL. (Dokuz milyon TL.) bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
3- Davacılar tarafından peşin yatırılan 23.000.000.TL. harçtan, 376.500.TL. başvurma harcı ile 503.500.TL. ilam harcının toplamı olan 880.000.TL. harcın mahsubu ile artan 22.120.000.TL. (Yirmi iki milyon yüz yirmi bin TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
4- Sarf edilen posta pulu masraflarının davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
5- Dava duruşmalı görülmekle birlikte reddedilen maddi tazminat miktarları için davalı idarenin aleyhe vekalet ücreti talebinin REDDİNE,
6- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince maktu olarak 12.000.000.TL. (On iki milyon TL.) Avukatlık Ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy