(1602 S. K. m. 20, 44)
Davacı vekili, 18 Mayıs 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili .............ın Batman J.Komando Tb.3 ncü Bl.te askerlik yaparken 25.10.1996 günü gecesi, bölücü PKK. örgütü militanlarına karşı yapılacak operasyon nedeniyle operasyon bölgesine gitmek için içinde bulunduğu aracın uçuruma yuvarlanması sonucu yaralanıp sakat kaldığını belirterek 1.500.000.000.TL. maddi, 500.000.000.TL. manevi olmak üzere toplam 2.000.000.000. TL. tazminatın 13.01.1997 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Davacı vekili daha sonra 28 Ağustos 1998 tarihinde kayda geçen aynı tarihli dilekçe ile, dava açıldıktan sonra müvekkiline vazife malûllüğü aylığı bağlanması ve nakdi tazminat ödenmesi nedeniyle zararlarının karşılandığını belirterek vekaletnamedeki davadan feragat yetkisine istinaden davadan feragat ettiğini bildirmiştir.
Açılan bu davada Mahkememizin görevli olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Zira davacı asker kişi dir ve yaptığı hizmet de askeri hizmete ilişkin dir. Bu nedenle 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesi kapsamında Mahkememiz görevlidir. Hal böyle iken davacının davadan feragat etmesi iradesi ile davalı idarenin görevsizlik iddiası nın çözümünde öncelik sırasının hangisine tanınacağı hususu önem kazanmaktadır.
Feragat taraflar arasındaki uyuşmazlığı ortadan kaldıran ve kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını doğuran bir irade beyanıdır ve yargılama faaliyetini tek taraflı olarak sona erdirir. Davalı İdarenin görevsizlik iddiası ise yargılama sürerken, 1602 Sayılı Yasanın 44 üncü maddesi uyarınca, ilk inceleme de dikkate alınacak bir konudur. Anılan maddede davadan feragat belirtilmemekle beraber görevli bir Mahkemenin öncelikle feragat iradesini dikkate alması tarafların hukuki menfaatlerine, yargılama kavramına daha uygun görülmüştür. Davayı ikame eden davacı dava dilekçesinin akabinde feragat dilekçesi vermişse artık dava dilekçesinin karşı tarafa tebliği, duruşma günü verilmesi, duruşma ve keşif yapılması gibi usule ve esasa ilişkin yargılama faaliyetleri ne olanak kalmaz. O nedenle davalı idarenin dava konusu uyuşmazlığı çözümlemeye adli yargı yerinin görevli olduğuna ilişkin görev itirazı konusunda bir karar verilmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Feragat Nedeni İle Davanın Esası Hakkında Bir Karar Verilmesine Yer Olmadığına,
KARŞI OY YAZISI
Davalı idare savunma layihasında bu davada görevli mahkemenin Mahkememiz olmayıp adliye mahkemeleri olduğunu ileri sürerek görev itirazında bulunmuştur.
Görevin kamu intizamına ilişkin olması ve 1602 Sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde dosyanın öncelikle görev noktasından incelenmesi gerektiğine göre, öncelikle davalı idarenin görev itirazı konusunda 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkındaki Kanunun 10 ve devamı maddelerinde yazılı prosedürün işletilmesi, bunun sonucunda Mahkememizin görevli görülmesi halinde feragat konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen prosedür işletilmeden ve dolayısı ile bu davaya bakma görevinin Mahkememize ait olduğu saptanmadan, feragat nedeniyle karar verilmesine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 30.09.1998 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy