(2709 S. K. m. 125) (5434 S. K. m. 82, 83, Ek m. 13)
Davacılar vekili 9 Ekim 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile idarenin savunmasına karşı verdiği cevap dilekçesinde özetle; Uzm.J.Çvş...................un yıkım emniyeti ve kontrolü için görevli olduğu binanın batısından geçen sarkık elektrik kablosunun hasar görmemesi için bina arkasına geçip kabloyu kurtarmak isterken yıkım yapılan binanın sarsılmasıyla dış duvarın üzerine yıkılması sonucu vefat ettiğini, bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana gelen olay nedeniyle Anayasanın 125 nci maddesi uyarınca müvekkillerinin zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiğini, olayda müteveffanın kusurunun bulunmadığını belirterek davacı eş .................. için 500.000.000.TL. maddi, 300.000.000. TL. manevi, davacı çocuk .................. için 4.000.000.000.TL. maddi, 200.000.000.TL. manevi olmak üzere toplam 5.000.000.000.TL. tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Şanlıurfa - Bozova Tatar Höyük Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde görevli Uzm. J.Çvş. ..................un 12.12.1996 tarihinde Karakol çevre nöbetçilerinin görüş ve atış alanının genişletilmesi amacıyla karakol yakınında bulunan boş barakaların yıkımında emniyet ve kontrol ile görevlendirilmiş olduğu, söz konusu binanın sivil bir inşaat şirketinden temin edilen kepçe ile yıkımı sırasında müteveffanın önce kepçenin kabininde oturduğu daha sonra iki duvar arasında sarkan kablonun hasar görmemesi maksadıyla aşağıya indiği, bu arada kepçenin yıkıma devam ettiği, kabloyu kurtarmak isteyen müteveffanın yıkılan duvar altında kalarak vefat ettiği, olayla ilgili olarak yapılan adli tahkikat ve yargılama sonucunda sanık kepçe operatörü .............ın 2/8, karakol komutanı ...........nin 2/8 ve müteveffa ..................un 4/8 oranında kusurlu bulundukları ve sanık ..................un dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve davacının kusurunun bulunmadığı hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması içinde zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez ise de, kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden kaynaklanan eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğu, zararın hizmetin içinden doğduğu nazara alındığında kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi gereğince davacıların uğradığı zararların davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davalı idarece, olayda davacının müterafik kusurunun bulunduğu ve tazminat miktarının hesaplanmasında bu durumun dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüş ise de; istihkam sınıfında olmayan ve yıkım konusunda özel bir eğitim görmemiş bulunan davacının tamamen iyi niyetle, devlet malı olan kablonun hasar görmemesi için çaba gösterirken göçük altında kalarak vefat etmesi nedeniyle müterafik kusurunun bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca olay sebebiyle T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar olarak kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden, maddi tazminat talebinde bulunan davacılara aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Gn. Md.nün 16.4.1998 gün ve 71.419.115 sayılı yazısından, Genel Müdürlüğün 9.5.1997 gün ve 62060 sayılı işlemi ile 15.12.1996 tarihinden itibaren davacı eş ..................a 25.824.000. TL. TSK. vazife malullüğü aylığı bağlandığı, 09.02.1997 tarihinde oğlunun doğumu nedeniyle Genel Müdürlüğün 15.07.1997 tarih ve 87583 sayılı işlemi ile (doğum tarihini takip eden aybaşı olan) 01.03.1997 tarihinden itibaren eşin aylığının 24.221.000.TL., çocuğun aylığının 12.111.000. TL. olarak belirlendiği, bilahare bağlanan aylıkların memur maaş katsayısı artışına paralel olarak artmaya devamla en son 1.1.1998 tarihinde eşin aylığının 41.301.000.TL. ve, oğlunun aylığının 20.650.000.TL. ve yükseltildiği, Genel Müdürlüğün 27.01.1998 tarih ve 93602 sayılı işlemi ile 95.593.000.TL. emeklilik ikramiyesinin ödendiği, ayrıca 3480 sayılı Kanun uyarınca davacı eşe 1996 yılı için (15 günlük) 3.177.000. TL., 1997 yılı için (12 aylık) 48.339.000.TL., oğluna ise 1997 yılı için (10 aylık) 37.183.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiği, müteveffanın görevi dışında başka bir sebepten ölmesi halinde toplam 6 yıl 10 ay 15 gün hizmeti ile yasada öngörülen 10 yılı doldurmadığından bir defaya mahsus olmak üzere davacı eşe 5434 sayılı Kanunun 82 ve 83 ncü maddelerine göre toptan ödeme yapılacağı, davacının oğluna ise aynı Kanunun Ek - 13 ncü maddesine göre yetim aylığı bağlanacağı anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacının maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmış ise karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 7.9.1998 tarihli bilirkişi raporunda davacı eş ..................un maddi zararının sağladığı, maddi yararlarla karşılanmış bulunması nedeniyle maddi tazminat hak edişinin mevcut olmadığı, davacı çocuk ..................un ise 2.805.750.603. TL. maddi tazminat hak edişinin bulunduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idarece; zarar hesabının davacı çocuk için 21 yaş sonuna kadar yapılması gerekirken 25 yaş sonuna kadar yapıldığı, davacı anne için var olan yarar fazlasının davacı çocuk için hesaplanan hak edişten tenkisi gerektiği yolunda itirazda bulunulmuş ise de; Mahkememizin yerleşim içtihatlarına göre çocukların yüksek tahsil yapacağının kabul edilmesi, İç Hizmet Kanunun ve 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunları uyarınca bu durumda olan çocuklara yapılan sağlık ve maaş yardımlarının 25 yaş sonuna kadar devam etmesi, davacı anneye ait yarar fazlasının çocuk için hesaplanan hak edişten tenkis edilmesinin tazminat müessesesinin özüne aykırı bulunması karşısında davalı idarenin itirazına itibar edilmemiş, Mahkememizin yerleşik kararlarına ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıların eş ve babalarını kaybetmeleri nedeniyle gerek olay anında duydukları ve gerekse ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı vekili tarafından manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması yolunda istemde bulunulmuş ise de, Kurulumuzca takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar anındaki alım gücü esas alınarak belirlendiğinden bu istem kabul edilmemiş, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı eş ..................un Maddi Tazminat İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca davacı çocuk ..................a 2.805.751.000. TL. (İki milyar sekiz yüz beş milyon yedi yüz elli bir bin TL.) Maddi Tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
3. Takdiren ve istemlerine bağlı kalınarak davacı eş ..................a 300.000.000. TL. (Üç yüz milyon TL.), davacı çocuk ..................a 200.000.000.TL. (İki yüz milyon TL.) Manevi Tazminat VERİLMESİNE,
4. Hükmedilen tazminat miktarına davacıya vazife malûllüğü aylığının bağlandığı 01.03.1997 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar % 30 (Yüzde Otuz), 01 OCAK 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (Yüzde Elli) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
5. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi yolundaki davacıların talebinin REDDİNE, ancak karar tarihi olan 04 Kasım 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (Yüzde Elli) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
6. Davacılar tarafından peşin yatırılan 45.650.000. TL. (Kırk beş milyon altı yüz elli bin TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
7. 492 Sayılı Harçlar Kanunun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
8. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 9.000.000. TL. bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 3.400.000. TL. (Üç milyon dört yüz bin TL.) sinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, 5.600.000.TL. (Beş milyon altı yüz bin TL.) sinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
9. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 7.600.000.TL.(Yedi milyon altı yüz bin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
10. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 102.806.000.TL. (Yüz iki milyon sekiz yüz altı bin TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy