(2709 S. K. m. 125) (492 S. K. m. 13)
Davacı vekili, 17 Ekim 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile idarenin savunmasına karşı verdiği cevap layihasında özetle; davacının murisi Hava. Plt. Ütğm. ............in 4.6.1997 günü görevli olarak içinde bulunduğu askeri helikopterin bölücü teröristlere karşı yürütülen bir harekatla ilgili olarak yapılan keşif uçuşu sırasında teröristler tarafından yerden atılan bir füze ile düşürülmesi sonucu şehit olduğunu, sağlanan ve sağlanacak yararların davacının elde edeceği gelirlerin gerisinde kalacağından arada meydana gelen farkın maddi tazminat olarak davalı idareden tazmini gerektiğini belirterek 8.000.000.000.TL. maddi, tazminatın zararın doğduğu tarihten itibaren, 400.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının eşi Hv.Plt.Ütğm.............in 7 nci Ana Jet Üs K.lığı emrinde görevli iken, 4.6.1997 tarihinde görevi nedeniyle içerisinde bulunduğu helikopterin bölücü terör örgütü mensuplarınca açılan ateş tesiriyle düşmesi sonucu şehit olduğu anlaşılmıştır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda müteveffanın kusurunun olmadığı hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamakla birlikte olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eyleminden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Bilindiği gibi Güneydoğu ve Doğu Anadoluda yoğunlaşan terör eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiştir. Olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi şehit olmuştur.
İdare Güneydoğu ve Doğu Anadoluda güvenliği sağlamak amacıyla kamu hizmetini yoğun şekilde ifa etmeye çalışmakta ve bu hizmeti ajanları vasıtasıyla yerine getirmektedir. İdarenin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığından mücbir sebep olarak kabul edilmeyeceği gibi, bu tür faaliyetler sırasında kamu hizmetini ifa ederken zarar gören idare ajanının zarara uğramasında, hizmetin kurulmasından ve işletilmesinden doğan, idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından da söz edilemez. Dava konusu zararın doğrudan doğruya idarenin bir eyleminden doğmayıp idarenin dışındaki bir olaydan kaynaklandığı açıktır. Zararlı sonucu doğuran olayla hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın yalnızca zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması adalet, eşitlik ve hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden davacının zararının bu esaslara göre karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca T.C.Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında sakatlanmaları halinde kendilerine T.C.Emekli Sandığınca bağlanan vazife malûllüğü aylığı ile görev dışı sakatlanmaları halinde bağlanacak olan aylıklar arasındaki fark ve ödenen tütün ikramiyeleri olay sebebiyle sağlanan yarar olarak kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden maddi tazminat isteminde bulunan davacı eşe aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Gn.Md.lüğünün 28.4.1998 gün ve 69.221.032 sayılı yazısından; Genel müdürlüğün 3.9.1997 gün ve 110030 sayılı işlemi ile davacı eş .................a 15.06.1997 tarihinden itibaren 53.670.000.TL. 1.derece TSK. vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, bilahare bağlanan aylıkların memur maaş katsayısı artışına paralel olarak artmaya devamla en son 1.1.1998 tarihinde 94.989.000.TL. ye yükseltildiği, ayrıca 3480 sayılı kanun uyarınca davacıya 1997 yılı için (6 ay 15 günlük) 72.507.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiği, diğer taraftan müteveffanın görev dışında ve görevle ilgisi olmayan bir sebepten aynı şekilde yaralanması halende 14 yıl 1 ay 6 gün hizmeti esas alınarak bağlanacak adi malûl aylığının 1.1.1998 tarihi itibariyle 39.545.000. TL. olacağı, ayrıca davacıya 2.094.688.000.TL. ikramiye, 276.450.000.TL. ikramiye farkı olmak üzere toplam 2.371.138.000.TL. ödendiği anlaşılmıştır.
Buna ek olarak davacıya 2629 sayılı Kanuna göre maddi ve manevi zararlarına karşılık olarak 13.06.1997 tarihinde 1.889.550.000.TL. tazminat ödenmiş bulunmaktadır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacının maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmış ise karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 7.9.1998 tarihli bilirkişi raporunda davacı eş ................ın maddi tazminat hak edişinin 2629 sayılı Yasaya göre ödenen şehitlik tazminatının faizlendirilmiş toplamının mahsubundan sonra 4.054.167.162.TL. olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına, mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmıştır.
Davacı ................e olayda eşini kaybetmesi sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı vekili tarafından manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması yolunda istemde bulunulmuş ise de, Kurulumuzca takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar anındaki alım gücü esas alınarak belirlendiğinden bu istem kabul edilmemiş, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı eş ................e 4.054.168.000.TL. (Dörtmilyarellidörtmilyonyüzaltmışsekizbin TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2. Takdiren ve istemi gibi davacı eş Nazli ALKALPe 400.000.000. TL. (Dörtyüzmilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacıya emekli aylığının bağlandığı 15 Haziran 1997 tarihinden 31 Aralık 1997 tarihine kadar % 30 (yüzde otuz), 01 OCAK 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (yüzde elli) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi yolundaki davacının talebinin REDDİNE, ancak karar tarihi olan 04 Kasım 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (yüzde elli) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan 76.340.000. TL. (Yetmişaltımilyonüçyüzkırkbin TL.) harcın istek halinde DAVACIYA İADESİNE,
6. 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 9.000.000.TL.bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 4.440.000. TL. (Dörtmilyondörtyüzkırkbin TL.) sının davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4.560.000. TL. (Dörtmilyonbeşyüzaltmışbin TL.) sının davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 3.950.000.TL. (Üçmilyondokuzyüzellibin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
9. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 98.054.000.TL. (Doksansekizmilyonellidörtbin TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
10. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 61.946.000. TL. (Altmışbirmilyondokuzyüzkırkaltıbin TL.) avukatlık ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy