(2330 S. K. m. 1, 2, 10)
Davacılar vekili 5 Ağustos 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin komutanı olduğu Solhan Asmakaya J. Karakolunun 4.9.1993 ve 8.10.1993 tarihinde iki kez kalabalık terörist gruplarca basıldığını, bir grup teröristin karakolun içine kadar girmeyi başardığını, müvekkilinin emrinde görev yapan bir kısım erlerin gözleri önünde şehit olduklarını, bazı teröristlinde öldürüldüğünü, sonuçta GATA Sağlık Kurulu raporundan da anlaşıldığı üzere TSK. de görev yapamaz şeklinde kronik nitelik kazanmış psikotik bozukluk akıl hastalığına (rezidüel tip) yakalandığını, bu olaylara kadar herhangi bir psikiyatrik şikayeti bulunmadığını hastalığın iki çatışmada yaşadıklarının neticesinde görevin sebep ve etkisi ile geliştiğini, ruh sağlığını kaybetmesinde müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, terörle mücadele de görevin sebep ve etkisi ile malul hale gelen davacı müvekkile 2330 Sayılı Kanun hükümlerine göre nakdi tazminat ödenmesi gerektiği, davalı idarece aksine tesis edilen işlemin iptali talep ve dava edilmiştir.
Davacıya nakdi tazminat ödenmemesine ilişkin bu davada davacı vekilinin istemi uyarınca 30 Haziran 1999 günü duruşma yapıldığı, duruşmayı müteakip davacıya velayeten ........ tarafından maddi ve manevi tazminat istemi ile İçişleri Bakanlığı aleyhine açılan ve Dairemizin 1999/63 Esas numarasında kayıtlı bir başka dava dosyasının daha bulunduğu görülmekle ayni gün her iki davanın Birleştirilmesine karar verildiği ancak 1 Kasım 2000 tarihinde de her iki davanın Tefrikine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyası ile davacının getirilen özlük dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile davacının tedavi edildiği hastanelerden getirtilen muayene ve müşahede belgelerinin incelenmesinden;
Davacı J.Astsb. Üçvş. .......'in Solhan İlçesi Asmakaya Jandarma Karakol Komutanı olarak görevli bulunduğu 4 Eylül 1993 ve 8 Ekim 1993 tarihlerinde olmak üzere Karakolun teröristler tarafından iki kez basılması nedeniyle karakol görevlileri ile teröristler arasında çıkan çatışmalara iştirak etmiştir. Bu çatışmalardan sonra ilk kez 3 Ocak 1995 tarihinde Elazığ Ruh Sağlığı Hastanesinde yapılan muayene ve tedavisi sonucu Antipik depresyon tanısı ile 45 gün istirahat verilmiş bu tarihten sonra Ankara Mevki Askeri Hastanesinin 15.05.1995 gün ve 289 Sayılı raporu ile psikotik bozukluk tanısı ile SMK. 4 ay, Aynı hastane 9.8.1995 gün ve 426 Sayılı raporu ile aynı tanı ve SMK. Gata Psikiyatri ABD. da karar verilmek üzere 3 ay, GATA Sağlık Kurulunun 9.2.1995 gün ve 976 Sayılı raporu ile geçirilmiş depresyon, İnzar: iki ay sonra kontrolü uygundur. Sınıfı görevine devam eder. Kararı verildiği, keza aynı tanılarla GATA Sağlık Kurulun 23.03.1995 gün ve 1984, 15.05.1995 gün ve 289, 8.9.1995 gün ve 426, 21.03.1996 gün ve 1745, 25.07.1996 gün ve 4715, 13.11.1996 gün ve 7364, sayılı raporları ile 2 ay ila 4 ay arasında istirahat verildiği, 31.01.1997 gün ve 686 Sayılı raporu ile psikotik bozukluk Halen kısmı remisyonda Sosyal Şifa Bulmuştur. İstirahat Süresinin Bitiminde Kontrol Muayenesi Uygundur kararı verildiği, daha sonra 27.02.1997 gün ve 1259 sayılı raporla psikotik bozukluk-Rezidüel tip-SMK 6 ay istirahat kararı verildiği, En son GATA Sağlık Kurulunun 21.08.1997 gün ve 5211 Sayılı raporu ile Kronik Nitelik Kazanmış Psikotik Bozukluk-Rezidüel Tip-D/15 Fi Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görev Yapamaz kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan davacının görevi ihmal suçundan yapılan ceza yargılaması nedeniyle sevk edildiği GATA Profesörler Sağlık Kurulunun 9.12.1998 gün ve 226 Sayılı raporunda D15 F1, 21.8.1997 tarihinden itibaren askerliğe elverişli değildir. Suçu işlediği 4.9.1993 tarihinde TCK. nun 46 ve 47 nci maddelerinden yararlanamaz kararı verilmiştir.
Nakdi Tazminatın ödenme usul ve esasları, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1, 2, 3, 5 maddeleri ile Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin,1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 19 ncu maddelerinde düzenlenmiştir.
2330 sayılı Kanunun 1 nci maddesinde Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir. hükmü yer almaktadır.
Kanunun 2 nci maddesinde de, iç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkikle görevlendirilen personelle kimlerin amaçlandığına açıklık getirilerek, kanun kapsamına alınan personel sayılmıştır.
Kanunun 10 ncu maddesi ile, kanuna göre verilecek nakdi tazminatların ödeme şekli ile 3 ncü maddesinin (b) bendi uyarınca ödenecek tazminatların tutarları ve bu kanunla ilgili diğer hususların hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüştür.
Sözü edilen Yönetmelik Bakanlar Kurulunun 92/3809 sayılı kararıyla 18 Ocak 1993 gün ve 21469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelikle daha önce yürürlükte bulunan 03 Mayıs 1981 gün ve 8/2832 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Nakdi Tazminat verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Yönetmeliğin amaçla ilgili 1 nci maddesi, kanunda belirtilen hallerde ölen, yaralanan ve sakat kalanlara kanun hükümlerine göre nakdi tazminat verilmesinin, aylık bağlanmasının ve yapılacak diğer yardımların esas ve usullerinin gösterileceğini belirtmektedir.
Kapsamla ilgili 2 nci maddede, iç güvenlik ve asayişin korunması ile kaçakçılığın men takip ve tahkiki konularında görevlendirilen personel sayılmakta, bu görev ve yardımlardan dolayı, görev ve yardımları sona ermiş olsa bile yaptıkları bu görev ve yardımları nedeniyle ya da Devlet güçlerini sindirmek amacına yönelik saldırı sonucu, derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma ve hastalık sonucu ölmeleri halinde hak sahiplerine verilecek nakdi tazminat ile bağlanacak aylığın, sakat kalmaları halinde kendilerine verilecek nakdi tazminatın esaslarını kapsayacağı açıklanmıştır.
Yönetmeliğin 19 ncu maddesinde, nakdi tazminat ödenmesi, aylık bağlanması, öğretim ve sağlık yardımlarıyla ilgili hükümlerin; ölüm, sakatlanma ve yaralanmanın görevin sebep ve tesiriyle olmayıp da görevli kişinin kendi kusuru sonucu meydana geldiğinin idarece saptanması halinde uygulanmayacağı vurgulanmıştır.
İlgili hükümlere göre nakdi tazminat ödenebilmesi için;
İç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki konularında görevlendirilmiş yahut 2330 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinde sayılan diğer görevleri ifa eden kimselerden veyahut bunların belirtilen derecede yakınları olmak,
Ölüm veya sakatlanmanın bu görevden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile bunların yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma sonucu meydana gelmiş olması, Ölüm, yaralanma ve sakatlanmanın görevli kişinin kendi kusurundan meydana gelmemesi, koşullarının bir arada bulunması gerekmektedir.
Davacının nakdi tazminat ödenmesine yönelik isteminin reddine dair işlemin hukuka uyarlık ya da sakatlığının yargısal denetimi açısından yukarıda değinilen koşulların davacının geçirdiği rahatsızlığa etkisi olup olmadığının, başka bir anlatımla davacıda tespit olunan akıl hastalığının bünyesel nitelikte olup olamadığının, değilse davacı vekilinin iddia ettiği gibi davacının akıl hastalığının; teröristlerle girişilin silahlı çatışmalardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, Hacettepe Üniversitesi Psikiyatrı Anabilim Dalında görevli Doç.Dr. ........., Doç.Dr. ........, Doç.Dr. .........'den müteşekkil bilirkişi heyeti tarafından düzenlenmiş bulunan 24.07.2000 tarihli Bilirkişi Raporunda ........'a ait dosya tarafımızdan incelenmiştir. Adı geçenin dosyasındaki tıbbi raporlardan, görevli olduğu sırada psikotik bir rahatsızlık geçirdiği, verilen istirahat raporlarının ardından malulen emekli edildiği anlaşılmaktadır. Şizofreni çoğunlukla erken yetişkinlik çağında başlayan, yaygınlığı toplumdan topluma değişmekle birlikte yüzde bir dolayında olan, kalıtımsal geçişin çok baskın olduğu bünyesel bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığın sebepleri, meydana geliş biçimi, rahatsızlığın ortaya çıkaran etkenler tam olarak aydınlatılmamıştır. İlle hastalık belirtileri kimi zaman ruhsal bir zorlamanın ardından başlasa da bugünkü tıbbi bilgiler ruhsal toplumsal etkenlerin hastalığın sebebi olmadığına ancak belirginleşmesine yol açabileceğine, dolayısıyla söz konusu psikiyatrik bozukluğun ruhsal zorlamalar sebebiyle ortaya çıkmayacağına işaret etmektedir.
Sonuç olarak meydana gelen psikiyatrik rahatsızlığın bizzat ve sadece vazifenin sebep ve tesiri ile olmayacağı kanaatimizi bildirir rapordur. denilmektedir.
Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacıdaki psikiyatrik bozukluğun ruhsal zorlamalar sebebiyle ortaya çıkmayacağının bu hastalığın kalıtımsal geçişi çok baskın olduğu bünyesel bir hastalık olduğunun belirtilmiş olması karşısında davacıya nakdi tazminat verilmemesine ilişkin işlemin hukuka uyarlı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy