(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21, 24) (5434 S. K. m. 12)
Davacı vekili 04 Mayıs 1998 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkilinin askerlik hizmetini ifa ederken 19.7.1996 tarihinde mühimmat konulması için tünel kazılırken çökmesi neticesinde yaralandığını, tedavileri sonucunda felç kaldığını, hayatını idame ettirebilmek için başkalarının yardımına muhtaç olduğunu, tutacağı bakıcıların vasıflı olması gerektiğini, 3 bakıcı işçi tutacağından dolayı asgari ücretten fazla bir ücret ödemek zorunda kalacağını, 1/4 -4/4 oranında Mahkemece tesbit edilen bakıcı oranlarının yasal olmadığını, bunun tesbitinin Tıp bilimi ile uğraşanlara ait olacağını, bu nihai kararı hüküm fıkrasında değil de bilirkişi incelemesinden önce tesbitinin yasaya aykırı olacağını, öncelikle bakıcı ücretinin tam olarak hesaplanarak davacının durumunu, hakkaniyet ve nesafet ölçülerine göre, davacı ve davalı taraflar arasında adaleti sağlayacak şekilde bakıcı tazminatının belirlenmesi gerektiğini belirterek 21.500.000.000.-TL. (Yirmibir milyar beşyüz milyon TL.) bakıcı (maddi) ve 500.000.000.-TL (Beşyüzmilyon TL) manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı idare ek savunma dilekçesinde davanın en geç 13.04.1998 tarihinde açılması gerektiğini, oysa ki davanın 04.05.1998 tarihinde açıldığını, bu nedenle davada süre aşımı bulunduğunu iddia ederek davanın süre aşımından reddini talep etmiş ise de; davacı vekilinin hazırladığı dava dilekçesinin 02.03.1998 tarihinde 1479 numara ile kaydedildiği, ancak dilekçede davacının adının yanlış yazılması nedeniyle AYİM 2 nci Dairesinin 29.04.1998 tarih ve 1998/166-311 Esas ve Karar sayılı kararı ile 30 gün içinde dava açılmak şartıyla dilekçenin reddine karar verildiği, davacı vekilinin de davacının adındaki yanlışlığı düzelterek dava dilekçesini hazırladığı ve bu ikinci dilekçenin de 04.05.1998 tarihinde 3177 kayıt nosu ile kaydedildiği, böylece kendisine tanınan 30 günlük süre içinde davayı yeniden açmış olduğu anlaşıldığından ve süre aşımı söz konusu olmadığından davalı idarenin süre aşımı itirazına iştirak edilmemiştir.
Süre aşımı itirazı kurulumuzca kabul görmemiş, davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
9 ncu Zrh.Tug.Top.Tb.2 nci Bl.K.lığı emrinde askerlik görevini ifa eden davacının 19.7.1996 tarihinde Hakkari İli Şemdinli ilçesi Tekeli mevkiinde birliğin obüs silahlarının başında bulundurulan mühimmatının tahkimat altında muhafazası için tünel biçiminde barınak hazırlanırken tünelin çökmesi nedeniyle davacının yaralanarak sakat kaldığı, GATA'nın 29.9.1997 gün ve 13166 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile D/10, F-1 askerliğe elverişli değildir kararı verildiği anlaşılmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğunun dayanağı Anayasanın 125 nci maddesidir. Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Anayasa dışında idaremin sorumluluğu 1602 Sayılı Kanunun 21 ve 24 ncü maddelerinde de düzenlenmiştir. Ancak gerek Anayasa da gerekse 1602 Sayılı Kanunda idarenin sorumluluğunun hangi esaslara dayanacağı belirtilmemiştir. Bu meselenin halli doktrin ve yargı içtihatlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkesine dayansın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için, bir zararın mevcudiyeti zara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Meydana gelen olay nedeniyle doğan zararın meydana gelişinde idareye atfı kabil hizmetin kurulmasında ve işletilmesinden doğan bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Ancak davacıların yakınının bir kamu hizmeti olduğunda şüphe bulunmayan askerlik hizmeti yaptığı sırada mühimmatın tahkimatı için açılan tünelin çökmesi nedeniyle yaralanıp sakat kaldığı, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu, söz konusu zararların kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacıya bağlanacak aylık ve ödenecek tütün ikramiyesi miktarı yarar olarak kabul edilmektedir. Zira davacı 5434 sayılı Kanun 12. maddesinin 2. fıkra (k) bendi uyarınca askerlik hizmetini ifa ederken meydana gelen olay nedeniyle iştirakçi sıfatını kazanmış olmaktadır. Olaydan önceki tarihlerde davacı T.C.Emekli Sandığına herhangi bir ödemede bulunmadığından durumu kamu görevlilerinin durumundan farklıdır.
Bu huşu araştırılmış, T.C. Emekli Sandığının 6.3.1998 gün ve 74.671.241 sayılı yazısında Genel Müdürlüğünün 4.2.1998 gün ve 11/36 sayılı işleri ile 1.11.1997 tarihinden itibaren davacıya 62.246.000.-TL. aylık bağlandığı, aylığın en son olarak 1.1.1998 tarihinden itibaren 80.896.000.-TL.'ye yükseltildiği, ayrıca 1997 yılına ait 22.310.000.-TL. tütün ikramiyesi tahakkuk ettirildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacıya 2330 sayılı Kanun uyarınca 7.5.1997 tarihinde 144.478.000.-TL., 11.2.1998 tarihinde 5.357.111.000.-TL. nakdi tazminat ödenmiştir. Aynı kanunun 6. maddesi uyarınca ödenen bu tazminat maddi ve manevi zararlar karşılığıdır.
Davacının uğradığı zararların tesbiti için re'sen seçilen, bilirkişinin tanzim ettiği 15 Ocak 1999 tarihili bilirkişi raporunun tetkikinden, davacının uğradığı zararın sağladığı yararlar ve nakdi tazminatın tümünün mahsubuna rağmen 13.629.240.823.-TL. olduğu bildirildiği görülmektedir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. Mahkememizin tesbit ettiği kıstaslara, yerleşik içtihatlara ve ilmi verilere uygun olduğu kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıya olay nedeniyle duyduğu ve ömürboyu duymaya devam edeceği acı ve ızdırabını kısmen de olsa telafisi amacıyla takdir olunacak miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilirken istemi dikkate alınmıştır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı ..........'a 13.629.241.000.-TL. (Onüçmilyar altı yüz yirmi dokuz milyon iki yüz kırkbir bin TL.) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin reddine,
2- Takdiren ve istemi gibi davacıya 500.000.000.-TL.(Beşyüzmilyon) manevi tazminat verilmesine,
3- Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacının yeniden gelir elde edeceği kabul edilen 1.8.1997 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar %30 (Yüzdeotuz) 1.1.1998 tarihinden ödeme tarihine kadar %50 (Yüzde elli) yasal faiz yürütülmesine,
4- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 15.7.1996 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar %30 (Yüzde otuz) 1.1.1998 tarihinden ödeme tarihine kadar %50 (Yüzde elli) yasal faiz yürütülmesine,
5- 1602 sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, 499 sayılı Kanunun 13/j maddesi uyarınca muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığına,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan 199.172.000.-TL. (Yüzdoksandokuz milyon yüzyetmişiki bin TL.) harcın istemi halinde davacıya iadesine,
7- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 4.650.000.-TL. (Dörtmilyonaltıyüzellibin TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
8- Peşin yatırılan ve sarfedilen 10.000.000.-TL. bilirkişi ücretinin davada haklılık oranına göre 6.340.000.-TL. (AltımilyonüçyüzkırkbinTL.) sının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3.660.000.-TL. (Üçmilyonaltıyüzaltmışbin TL.) sının davacı üzerinde bırakılmasına,
9- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca nisbi olarak hesap edilen 113.629.241.-TL.(Yüzonüçmilyonaltıyüzyirmidokuzbinikiyüzkırkbir TL) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
10- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nisbi olarak hesap edilen 65.870.759.-TL.(Altmışbeş milyon sekizyüz yetmiş bin yediyüz ellidokuz TL.) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy