(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 21.07.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin askerlik hizmetini birliğinde yemekhane ve bulaşıkhane sorumlusu olarak sürdürürken 14.11.1995 tarihinde kuduz bir kedi tarafından ısırıldığını, gördüğü bir dizi tedaviye rağmen GATA Sağlık Kurulunun 05.02.1997 gün 18958 tarihli raporu ile polinöropati teşhisi ile askerliğe elverişli değildir raporu olarak terhis edildiğini zarar ile arasında illiyet ilişkisinin bulunduğu toplam 600.000.000 TL. tazminata olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının adli yardım istemi Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin 2 nci Dairesinin 28.07.1998 gün ve 1998/33 Esas sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
Davacının Gaziantep 3.Hd.Tb.Kh.Des.Bl.K.lığı emrinde bulaşık sorumlusu iken, 28.11.1995 tarihinde bulaşıkhanede bir fare gördüğü ve o gün mutfak Nöb.Astsubaylığı görevini yürüten P.Uzm.Cvş ............'in tavsiyesi üzerine çözüm olarak gördüğü Tabur çöplüğünde bulunan bir kediyi yakalayarak bulaşıkhaneye kapatmak istediğinde kedinin elini tırmaladığı, aynı akşam ateşinin de yükselmesi üzerine revire müracaat ettiği, daha sonra kuduz tehlikesine karşı aşılanmak maksadıyla davacının İlçe Sağlık Ocağına sevk edilerek burada kuduz aşısı uygulanmasına başlandığı ancak sağlık problemlerinin baş göstermesi üzerine 31.11.1995 tarihinde GATA.'ya sevk edildiği, tedavi ve hava değişimlerinin Aralık 1996 tarihine kadar sürdüğü ve 12.12.1996 tarihinde polinöropati teşhisi ile Askerliğe elverişli olmadığına ilişkin rapor verildiği, davacıya T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce 01.05.1997 tarihinden itibaren 4.derece T.S.K. vazife malulü aylığı bağlandığı ve tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacının askerliğe elverişsiz hale gelecek şekilde sakatlanmasının sebebi kedi tarafından ısırılması üzerine başlatılan kuduz aşısı tedavisi sonucunda meydana gelen polinöropati tablosu olup bununda nedeni 5 öğretim görevlisi tarafından hazırlanan rapora göre uygulanan kuduz aşısının bir yan etkisi olarak belirtilmiştir.
Davacının ihtiyaçları ve tüm özlük hakları devlet tarafından yerine getirilen er rütbesinde bir Silahlı Kuvvetler mensubu olmakla, dışarıda kendi insiyatifi ile tedavi olarak ve uygun ilaçları kullanabilmek durumunda bir kişi olmadığı, sağlığının korunması ve tedavisi konusunda yetkinin tamamen idareye ait olduğu, tedavi esnasında uygun aşının bulunamaması ve yan etkisi bulunan bir aşının uygulanmasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davacının zararlarının idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 04.05.2000 tarihli bilirkişi raporunda davacının maddi tazminat hak edişinin bulunmadığı maddi zararlarının sağlanan maddi yararlarla karşılanmış bulunduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna taraflarca süresi içerisinde itiraz olunmamış, Kurulumuzca da ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan bilirkişi raporu uyarınca tatbikat yapılmıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve yaşam boyunca duyacağı acı ve ızdırabını bir nebze de olsa karşılayabilmek için uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Dava duruşmalı görülmüş ise de; davanın açıldığı tarihte davacıya henüz TC. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce maluliyet aylığı bağlanmamış bulunması, maddi zararın bağlanacak aylıkların miktarına göre belirleneceği nazara alınarak Mahkememizin bu yöndeki yerleşik içtihatları uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine ücreti vekalete hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacının maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2- Takdiren ve istemine bağlı kalınarak davacıya 100.000.000 TL. (yüzmilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE.
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 11.11.1995 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar yıllık %30 (yüzde otuz), 01.01.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzde elli), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık T.C. Merkez Bankasının 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerine uyguladığı reeskont oranı olan %60 (yüzde altmış) yasal faiz yürütülmesine,
4- Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığına,
5- Dava adli yardımlı görüldüğünden davalı idare tarafından sarf edilen posta pulu giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
6- Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlülükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 10.000.000 TL. (on milyon TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
7- Dava duruşmalı görülmüş ise de; yukarıda açıklanan nedenlerle reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer OLMADIĞINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy