(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 26 Haziran 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesinde yapılan muayeneleri sonunda sağ gözünde katarakt tespit edildiğini ve ameliyatına gerek duyulduğunu, bu nedenle 28.4.1997 gün Prof. ........., Prof. ...............,
Doç ............ ve Doç ...............'ten oluşan ekip tarafından sağ gözünden ameliyat edildiğini, ameliyat sırasında müvekkilinin kataraktının göz çukuruna düşürüldüğünü, çıkarılmak istenirken retina tabakasının yırtıldığını, sonuçta sağ gözünün kör olduğunu, müvekkilinin muvafakati alınmadan ertesi günü tekrar ameliyata alındığını, buna rağmen göz kaybının tedavi edilmeyerek kör kaldığını, anılan basit ameliyatta retinanın yırtılmasına neden olunmasının ameliyat ekibinin gerekli dikkat, bilgi ve beceriyi göstermemesinden kaynaklandığını, sakatlığa hekim hatasının neden olduğunu, göz kaybı nedeniyle bozulan ruh dengesinin, duyulan acı ve üzüntünün kısmen de olsa karşılığı olarak 10.000.000.000.TL. manevi tazminat istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelere göre; Davacı Emekli Yüzbaşı ................'in gözünden rahatsızlığı nedeniyle GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesine başvurduğu, yapılan tetkikleri sonucu sağ gözünde katarakt tespit edildiğinden ameliyatına karar verildiği, göz hastalıkları uzmanları Profesör ve Doçentlerden oluşan bir ekip tarafından 28.4.1997 tarihinde ameliyatına başlandığı, ameliyat sırasında oluşan komplikasyon nedeniyle ertesi günü bu komplikasyonun giderilmek istendiği, buna rağmen giderilemeyip davacının ameliyat edilen gözünün görme yeteneğini yitirdiği, buna bağlı olarak davacı vekilince işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının ameliyatı sırasında gelişen komplikasyonun meydana gelmesinde hekim hatası, dolayısı ile hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti açısından idare ajanı sanıkların ceza yargılamaları sırasında bilirkişi sıfatıyla rapor verdiği anlaşılan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim dalı Başkanı Prof.Dr ............tarafından düzenlenen 25.2.1999 tarihli bilirkişi raporunda; Hastanın anemnezinden ve lokal anestezi için yapılan tetkiklerinden de anlaşılacağı üzere hasta 2-3 yıllık diabetik olup, diamikron kullanmaktadır. Hastanın sağ gözüne 29.4.1997 tarihinde fakoernilsifikasyon yöntemi ile katarakt ameliyatı yapılırken lensin arka kapsülü yırtılmış, kompikasyonlar bu safhada başlamış lens nükleusu ve parçalan vitreus kesesine düşmüş ve çıkarılma çabaları ile kompikasyonlar devam etmiştir. Çıkarılma çabaları sonuç vermeyince nükleusun ve parçalarının çıkarılma işlemi ikinci bir seansa bırakılarak ameliyata son verilmiştir. - Hasta 30.4.1997 tarihinde tekrar genel anestezi ile ameliyata alınmış, bu defa pars plana vitroktomi yöntemiyle lens nükleusu çıkarılmaya çalışılmış, bu esnada gözde mevcut kanama ve reaktif dokular da temizlenmiş fundus görülür hale geldiğinde retinanın üs kadranda 10 hizasında yırtılmış olduğu görülmüş, mevcut yırtık ve dekolmanın tamirine yönelik serklaj ameliyatı da pars plana vitroktomi ameliyatına ilave edilmiştir. Ameliyat olan bu göz Fitizis Bulbi gelişerek görme fonksiyonunu yitirmiştir. - Hastanın kliniğe müracaatından ve ameliyat kararı verildikten sonra, hasta her klinikte uygulandığı şekli ile bir Dahiliye doktorunun konsültasyonuna sevk edilmiş ve ameliyatına mani bir hali olmadığı tespit edilmiştir. Bu aşamada hastanın diabetik olduğu da saptanmış ancak ilaçla açlık kan şekerinin kontrol altında olduğu ve ameliyatına mani teşkil etmediği de saptanmıştır. Dolayısı ile bu aşamada bir tedbirsizlik söz konusu olmadığı gibi ameliyat aşamasında da bir tedbirsizlik söz konusu değildir.
- Dünyanın en gelişmiş göz kliniklerinde en ehil en bilgili ve en dikkatli ve en tecrübeli cerrahların dahi uyguladıkları ameliyatlarda bu ve benzeri komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir.
- Katarakt ameliyatı geliştirilmiş cerrahi teknikleri ile başarı oranı çok yüksek, çok yüz güldürücü bir ameliyat türüdür ve her göz uzmanı olan kişi bu tür ameliyatları başarı ile yapmaktadır. Ancak çok nadir de olsa bir takım komplikasyonları kaçınılmazdır. Bunlardan bir tanesi de; iens nükleusunım vitreusa düşmesi ve retina yırtık ve dekolman gelişme riskidir. Her türlü tedbire azami dikkat gösterilmesine rağmen en bilgili ve ehil ellerde dahi görülebilmektedir denilmektedir.
Diğer taraftan, ceza yargılaması sırasında, olayın meydana gelmesinde hekim hatası olup olmadığının tespiti bakımından Yüksek Şurasının görüşünün alınmasına karar verilmiş, Yüksek Sağlık Şurasının 29- 30 Haziran 2000 tarih ve 10181 karar sayılı kararında Dosyadaki bilgi ve bulgular değerlendirildiğinde, sanık hekimlerin uyguladıkları tedavide kusursuz olduklarına şuramızca oy birliğiyle karar verildi denilmektedir.
Öte yandan, ameliyatı yapan ve davacının kör olmasına sebebiyet verdiği ileri sürülen sanıkların yapılan yargılamaları sonunda; ..............'in sağ gözüne uyguladıkları operasyonda meslek ve sanatta acemilik, dikkatsizlik ve tedbirsizlik söz konusu olmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek 1.Ordu As.Mah.nin 15.12.2000 gün ve 2000/151- 678 Esas ve Karar sayılı kararı ile beraatlerine karar verilmiştir.
İdarenin tazmin borcunun doğabilmesi için;
a) Bir zararın bulunması,
b) Zararın faile isnadının kabil olması, yani zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, başka bir ifade ile ortada zarar doğurucu idari bir tutum ve davranışın bulunması,
c) Zarar ile idari eylem veya işlem arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir.
Bu koşullara ilaveten zarara yol açan idari eylem veya işlemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverişli bulunması gerekmektedir.
Tazmin borcunun meydana gelebilmesi için zarar doğuran davranışın (fiilin) idare adına veya idare tarafından yapılmış olması, zarar ile idari eylem arasında nedensellik bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanmasına elverir olması şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması zorundadır.
Dava konusu dolayın oluşunda ameliyatı yapan doktorların hekim hatası, başka bir anlatımla hizmet kusuru bulunup bulunmadığı konusundaki bilirkişi raporlarına göre hekimlerin uyguladıkları tedavide kusursuz' olduklarının, göz ameliyatlarında bu kabil komplikasyonların kaçınılmaz ve her türlü tedbire ve azami dikkat gösterilmesine rağmen ve en bilgili ve ehil ellerde dahi görülebilmekte oluşu karşısında, zararla eylem arasında doğrudan doğruya nedensellik bağının bulunmadığının dolayısı ile bu zararlı sonuçtan dolayı idareyi tazminle sorumlu tutmanın hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1- Hukuki dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,
2- Yargılama giderlerinin 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
3- Davacı tarafından peşin yatırılan 91.322.000.TL. harçtan, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Harçlar kanunu hükümlerine göre 1.172.000.TL. başvurma, 1.569.400.TL. ilam harcının toplamının mahsubu ile arta kalan 88.580.600.TL. (seksensekizmilyonbeşyüzseksenbinaltıyüz TL.) harcın istek halinde davacıya İADESİNE,
4- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat bakımından 68.000.000.TL. (altmışsekizmilyon TL.) maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy