(1602 S. K. m. 43) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 20 Şubat 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili terhisli J.Er ...........'ın Avanos İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yaparken 25.10.1995 günü karargah binasında görevli bir astsubay tarafından kaza sonucu silahla vurulan yakın arkadaşının öldüğünü görmesi sonucu asabi şoka girerek ağır şekilde rahatsızlanıp ömür boyu tam bakıcıya muhtaç biçimde yatağa bağımlı ve devamlı sakat kaldığını, %100 oranında çalışma gücü kaybına uğradığını belirterek 20.000.000.000.TL. maddi (çalışamamaktan doğan gelir kaybı), 30.000.000.000.TL. maddi(bakıcı) ve 500.000.000.TL. manevi olmak üzere toplam 50.500.000.000.TL. tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Davacının adli yardım istemi Dairemizin 4 Mart 1998 gün ve Gensek No: 1998/227, Esas No: 1998/135 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Davalı idare ilk savunmasında süre aşımı itirazında bulunmuş ise de 27.10.1995 tarihinde meydana gelen onay nedeniyle uzun süre devam eden tedaviler sonucunda hakkında GATA Sağlık Kurulunca düzenlenen ve 13.5.1997 tarihinde onaylanarak kesinleşen sağlık kurulu raporu ile kesin zararını öğrenen davacının, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 43 ncü maddesinde öngörülen bir yıllık süre içerisinde 5.12.1997 tarihinde davalı idareye başvurarak maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu, isteminin 17.2.1998 tarihli yazı ile reddedilmesi üzerine 20.2.1998 tarihli dilekçe ile iş bu davayı açtığı ve davanın süresinde olduğu görülmekle davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı J.Er. ............'ın Avanos İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapmakta iken arkadaşı J.Er ..........'in 25.10.1995 tarihinde aynı birlikte görevli Uzm.J.Çvş. ........... tarafından tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu öldürülmesinden 2 gün sonra (27.10.1995 tarihinde) yatağında baygın, ağzından köpük gelmiş ve idrar kaçırmış vaziyette bulunması üzerine önce Avanos Sağlık Ocağına, oradan da sırasıyla Nevşehir Devlet Hastanesi, Kayseri Askeri Hastanesi ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevkedildiği, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 29.10.1995 - 29.11.1995 tarihleri arasında gördüğü tedavi sonucunda GATA K.lığına sevk edildiği ve buradaki tedaviler ile toplam 9 ay hava değişimine gönderildikten sonra GATA Sağlık Kurulunun 1 Mayıs 1997 gün ve 4493 sayılı raporuyla Serebrovasküler Aksedana Bağlı Tetrapleji tanısı konularak 1. D/10 F1. Askerliğe elverişli değildir. 2.Vücut fonksiyon kayıp oranı %100 (Yüzde yüz)dür. 3. Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını bir başkasının yardımı ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malûldür. 4. Refakatli olarak ambulansla Adana'ya gitmesi uygundur kararı verildiği anlaşılmıştır.
Olayla ilgili olarak Nevşehir İl Jandarma Alay Komutanlığının 6.5.1998 tarihli yazısında davacının 25.10.1995 tarihinde Avanos İlçe Jandarma Komutanlığında görevli olduğu sırada olayı görmesi neticesi şoka girdiği ve hastaneye sevkedildiği bildirilmiş olmasına karşın, anılan yazı ekindeki 27.04.1998 tarihli tutanakta; davacının arkadaşının ölümünden bir gün sonra rahatsızlanması nedeniyle Nevşehir Devlet Hastanesine sevkedildiği belirtilmiştir. Hastane kayıtlarından ise davacının ölüm olayından iki gün sonra 27.10.1995 tarihinde aniden rahatsızlandığı anlaşılmaktadır.
Davacının vazife malûllüğü aylığı bağlanmasına ilişkin talebi T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 22.10.1997 gün ve 1535 sayılı kararı ile; davacının ruhsal yapı olarak zayıf ve acılı olaylara tahammülsüz bir yapıya sahip olduğu gözönüne alındığında aynı olayın sivil hayatta da vuku bulabileceği, o nedenle askerlik görevinden sorumlu tutulamayacağı nedeniyle reddedilmiş, vazife malûllüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali istemiyle açılan davada ise AYİM.1.Dairesinin 30 Haziran 1998 gün ve E.1997/1026, K.1998/664 sayılı ilamı ile maluliyetin görevin sebep ve tesiri ile meydana gelmediği, maluliyetin sebebinin davacının ölen bir arkadaşının cesedini görmesi olduğu, burada görev ile ilgili bir bağ kurmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İdare Hukuku İlkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için; bir zararın varlığı, zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla işlem veya eylem arasında nedensellik (illiyet) bağının bulunması gerekir. Maddi olguda bu koşullardan birisinin yokluğu, idarenin tazminle sorumlu tutulma yükünü kaldırır. Orta yerde bir zarar yoksa veya meydana gelen zarar idari eylem ya da işlemden doğmamış ise veyahut zararla idari işlem veya eylem arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
Davacının, rahatsızlığının kaza sonucu silahla vurulan yakın arkadaşının cesedini görmesi sonucu oluştuğu, böyle bir olayın cereyan etmemiş olması halinde asabi şoka girmeyeceği ve sakat kalmayacağının öne sürülmüş olması karşısında zararın doğumunda idarenin kusurlu bir eyleminin bulunup bulunmadığı, zarar ile varsa idarenin eylemi arasında uygun bir nedensellik bağının var ölüp olmadığının araştırılması gerekmektedir. Davacının askerliğe elverişsizliğiyle sonuçlanan Serebro vasküler aksedana bağlı tetrapleji rahatsızlığının duyulan üzüntü yahut girilen şok sebebiyle mi yoksa davacıda mevcut başka bünyesel rahatsızlık sonucu mu meydana geldiğinin tesbitinin tıp ilmiyle ilgili bir keyfiyet olduğu kuşkusuzdur. Bu itibarla Mahkememizin ara kararları ile olaya ilişkin tıbbi belge ve kayıtlar ile T.C.Emekli Sandığı Tahsis dosyası getirtilerek Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji ve Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanlığından resen seçilen üç öğretim görevlisinden oluşan heyete bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişilerce düzenlenen ve taraflara tebliğ edilen 17 Haziran 1999 tarihli bilirkişi raporunda; davacıda oluşan ve askerliğe everişsizliğiyle sonuçlanan Serebrovasküler Aksedan'a bağlı Tetrapleji rahatsızlığının davacının vefat eden arkadaşının cesedini görmesi sonucu oluşmasının mümkün olmadığı, davacıda mevcut başka bünyesel rahatsızlık sonucu meydana geldiği görüşüne yer verilmiştir.
Davacı vekilince, 13.09.1999 tarihinde kayda geçen dilekçe ile; müvekkilinin gözlerinin önünde arkadaşının hayatını kaybetmesi sonucu kapıldığı aşırı heyecan neticesinde tansiyonunun yükselip beyin damarlarında kalıcı harabiyeti sebebiyet vermesi üzerine felç kaldığı, illiyet bağının mevcut olduğu, aksi halde müvekkilinin askerlik muayenelerinde gerekli özen gösterilmeyerek askere sevkedilmiş olması nedeniyle sağlık hizmetlerinde hizmet kusuru işlenmiş olacağı, bu takdirde sebep ikamesi yolu ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, durumun ancak Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden aldırılacak raporla aydınlatılabileceği gerekçesiyle itirazda bulunulmuş ise de; bilirkişilerce davacının rahatsızlığının arkadaşının cesedini görmesi sonucu oluşmasının mümkün olmadığının, kendisinde mevcut başka bünyesel rahatsızlık sonucu meydana geldiğinin açık şekilde ifade edilmiş olması davacının askere şevki sırasında ve olay öncesinde rahatsızlığıyla ilgili yakınmasının bulunmaması, rahatsızlığın ölüm olayından iki gün sonra meydana gelmiş olması karşısında davacı vekilinin somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanmayan ve soyut iddialar düzeyinde kalan itirazlarına keza Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor alınmasına ilişkin talebine katılma olanağı bulunamamıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile davacının hastalığı konusunda ihtisas sahibi olan bilirkişiler tarafından düzenlenen rapordaki görüşlere göre davacıda meydana gelen rahatsızlığa ve davacının zararına hizmetin içinde gelen etkenlerin neden olmadığı, zararlı sonucun tamamen davacıda mevcut bünyesel rahatsızlıktan kaynaklandığı, idareye yönlendirilecek herhangi bir kusurlu hareketin bulunmadığı, zararlı sonuçla idarenin davranışı arasında uygun bir nedensellik bulunmadığı, dolayısıyla davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesinden davalı idarenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Hukuki dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy