(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 24)
Davacılar vekili 25 Kasım 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Davacıların oğlu ve kardeşi Er Yasin Akkat'ın Sivas-906. Ord. Dp. K.lığında askerliğini yapmakta iken 17.08.1997 tarihinde idarenin kusuru yönünden şüpheli şekilde vefat ettiğini, ölüm olayında İdarenin gözetim görevini ihmal ettiğini, ölüm olayı ile müvekkillerinin üzüntü duyduklarını, ruhi dengelerinin sarsıldığını ve desteklerini yitirdiklerini, bu nedenlerle davacı baba .......... ve anne ........... için ayrı ayrı 500.000.000'ar TL. maddi, 250.000.000'ar TL. manevi, davacı kardeşler ........, ........ ve ......... için ayrı ayrı 100.000.000'ar TL. manevi tazminat istemi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacıların yakını Er ..........'in ölüm olayı nedeniyle 5 nci P.Er Eğt.Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonunda anılan Askeri Savcılığın 06.07.1998 gün ve 1998/42-1033 Esas ve Karar sayısı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan hararda Sivas Sahra Depolar Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan müteveffa Ord.Er ...........'in 17.08.1997 Pazar günü saat 20.00'da başlayan Beşiktaş ve Fenerbahçe Spor Kulüpleri arasında yapılan futbol müsabakasını arkadaşı Ord.Onb. ......... ile birlikte seyrederken sigarasının azalması üzerine sigara alıp geleceğim diyerek gazinodan ayrıldığı, kantin görevlisi P.Er. ..........'nin nöbette olması nedeniyle kantinin kapalı olduğunu bilen müteveffanın kendisine sigara almak için birlik dışında bulunan Kümbet Lojmanları Aile Kantinine gitmeye karar vererek kantine gitmek için 3 nolu nizamiye bölgesine gittiği, yolda karşılaştığı garaj nöbetçilerinden ateş isteyerek bir sigara yaktığı ve Kümbet Aile Kantininden sigara almaya gidiyorum dediği, birlik dışına çıkmak için 3 nolu nizamiye nöbet yerine gelen müteveffanın nöbetçi P.Er ............'ye Ümit Astsubay sigara almaya gönderdi kapıyı aç dediği, nöbetçi erin aynı zamanda kantin görevlisi olması nedeniyle bir saat bekle nöbet bitince kantini açacağım demesi üzerine müteveffanın Ümit Astsubayın kantinde olmayan Winston marka sigaradan istediğini söylediği, P.Er ...........'nin bekle Ümit Astsubay ile görüşeyim, ondan sonra çık diyerek nöbet yerinde bulunan telefonla nöbetçi astsubay olan Ümit Astsubayı aradığı sırada müteveffanın nizamiye kapısından çıktığı, sözkonusu nizamiye kapısı dışında biri kullanılan, diğeri kullanılmayan iki tane tren rayının olduğu, kapıya yakın tarafta bulunan kullanılmayan tren rayının üzerinden geçen müteveffanın diğer tren rayına yaklaştığı sırada nizamiye önünden Sivas-Samsun seferini yapan ve Sivas Tren Garından saat 20.15'de hareket eden 42918 sefer sayılı trenin geçtiği, trenin nizamiye önünden geçişi sırasında müteveffanın da aniden kaybolması üzerine tren geçtikten sonra nizamiye dışına çıkan nöbetçi P.Er. ............'nin müteveffanın iki tren yolu arası bölgede yerde yalanmış olarak yattığını gördükten sonra durumu telefonla nöbetçi heyetine bildirdiği, müteveffanın nöbetçi heyeti tarafından derhal Sivas SSK. Hastanesi Acil Servisine götürüldüğünde yapılan muayenede müteveffanın nabız atışı ve dolaşımının olmadığı, kafa sağ tarafında 13x2 cm. çapında lezyon, sağ ön bacakta kırık olduğu ve vefat ettiğinin anlaşıldığı, Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18.08.1997 günü Sivas Askeri Hastane morgunda yapılan otopside; müteveffanın solda saçlı deri sınırından başlayıp, sağ yanağına uzanan kafatası ve yüz kemiklerinde parçalı kırıkların olduğu, sağ çene bölgesinde sıyrık, sol el sırtında ufak çaplı sıyrık, sol diz altında sıyrık, sağ uyluk alt dış kısmında 10x15 cm. lik yara ve bu bölgede femurda kırık olduğunun, bu yaralar dışında herhangi bir başka travmatik lezyon olmadığının, ölümün genel beten travmasına bağlı kafatası ve femur kırığı ile beyin doku harabiyeti sonucu meydana geldiğinin tesbit edildiği Müteveffanın acele olarak sigara almak için 3 nolu nizamiye kapısından çıktıktan sonra geçe karanlığında trenin gelişini görmemesinden veya trenin gelişini görmemesine rağmen kapıdan koşarak çıktığı için duramamasından veya trenin geçişini raya çok yakın bir mesafede beklerken tren lokomotifinin sol ön ve yan tarafında bulunan metal çıkıntıların kafasına çarpması neticesinde veya sağ uyluk bölgesine çarpması neticesinde dengesini kaybettikten sonra kafasına çarpması neticesinde yaralandığı, söz konusu yaralanmanın öldürücü mahiyette olması nedeniyle vefat ettiği, Olayın gece meydana gelmesi, olay yerinin konumu, müteveffanın yaralandıktan sonra düştüğü bölge, trenin hızlı, ışık ve ses durumu gözönüne alındığında müteveffanın tren lokomotifine çarpması olayında müteveffanın dikkatsizliği dışında herhangi bir başka personele izafe edilebilecek kusur bulunmadığı dosyada mevcut bilirkişi raporu, olay yeri krokisi, lokomotif fotoğrafları, tanık beyanları, sanık beyanları olay yeri tesbit tutanağı, otopsi raporu, olay yeriyle ilgili fotoğraflar ve diğer belgelerle anlaşıldığından, Müteveffa Ord.Er ............'in ölümü olayında herhangi bir başka kişiye izafe edilebilecek kusur bulunmadığından denilmek suretiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Kararda açıklandığı gibi müteveffanın 17.08.1997 akşamı futbol maçını izlemekte iken sigarasının azaldığını görmesi üzerine kendisine sigara almak için nöbetçinin rızası hilafına nizamiyeden koşarak dışarı çıktığı sırada gelmekte olan trenin çarpması sonucu yaşamını yitirdiği anlaşılmaktadır.
İdarenin tazmin borcunun doğabilmesi için;
a) Bir zararın bulunması,
b) Zararın faile isnadının kabil olması, yani zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, başka bir ifade ile ortada zarar doğurucu idari bir tutum ve davranışın bulunması,
c) Zarar ile idari eylem veya işlem arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir.
Bu koşullara ilaveten zarara yol açan idari eylem veya işlemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverişli bulunması gerekmektedir.
Zarar doğuran davranışın (fiilin) idare adına veya idare tarafından yapılmış olması gerektiği, zarar doğurucu davranışın idareye bağlanması olanağı yoksa idarenin tazmin borcunun doğmayacağı, başka bir anlatımla zararın idareye bağlanabilmesi için idarenin zararın faili ve sorumlusu olması gerekmektedir.
Bu oluşa göre zararı doğuran olay idareye bağlanamayacağı gibi, idarenin zararın faili ve sorumlusu olması da mümkün görülememiştir. Zira zararlı sonucun idarenin bir eyleminden veya ajanlarının kusurlu davranışlarından kaynaklanmadığı tamamen davacıların yakını müteveffanın kendi eyleminden meydana geldiği, Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararında da açıkça belirtilmiş bulunmaktadır.
Oluşa ilişkin davacılar vekilinin birçok iddianın takipsizlik kararında karşılanmış olduğu, bir çok iddiasının da varit olmadığı ezcümle kışla ve garnizona giriş kapısı anlamındaki nizamiyenin (kullanılmıyor olsa dahi) kilitli tutulacağına dair hiç mevcut hükmü veya teamül bulunmadığı cihetle davacı vekilinin bu durumunun hizmet kusuru teşkil edeceğine ilişkin iddialarına itibar edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE yargılama giderlerinin 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi gereğince davacılar üzerinde BIRAKILMASINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy