(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekilinin 4 Mayıs 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; P.Kd. Yzb ..........'ın 29. Mknz. P.Tuğ. 1. Mknz. P. Tb. Müh. Deş. Bl. Komutanlığında görevli bulunduğu sırada 10.3.1998 tarihinde operasyon dönüşünde aşırı operasyon yorgunluğu sonucu görevin sebep ve tesiri ile şehit olduğu, idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu olduğu, davacı eş ve çocukların destekten yoksun kaldıkları ve çok büyük acı ve ızdırap duydukları belirtilerek davacı eş ........... için 29.500.000.000 TL., davacı çocuklar için ayrı ayrı 14.500.000.000 ar TL. Maddi, tüm davacılar için ayrı ayrı 500.000.000 ar TL. Manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayı müteakip yapılan adli tahkikat sonunda 9. Kor. K. lığı Askeri Savcılığınca verilen 18.12.1998 tarih ve 1998/599-890 Esas ve Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararının tetkikinden;
Müteveffa P.Kd. Yzb ...........'in 1996 yılı genel atamalarında 29 ncu Mknz. P.Tuğ. 1 nci Mknz. P. Tb. Müh. Ds. Bl. K.lığına (Eleşkirt/ AĞRI) atama gördüğü ancak vefat ettiği tarihe kadar sürekli olarak Bingöl ili kuzeyi bölgesinde icra edilen iç güvenlik operasyonlarına bölüğü ile birlikte katıldığı, kış döneminde üst birliğinin Barış Garnizonuna dönmesine rağmen operasyon bölgesinde teröristlere doğrudan darbe vuracak imkan ve kabiliyette, nitelikli personelden oluşturulan 29 ncu Mknz. P. Tuğ. 29 ncu Kış Tb. SANCAK Bölüğünde gönüllü olarak görev aldığı, bu görev kapsamında 12 ŞUBAT 1998 tarihinden itibaren Bingöl ili Karacehennem Ormanları, Maltepe Vadisi, Sütlüce, Sancak, Kozlu, Karaçubukerler, Tuzluca bölgelerinde muhtelif arama, tarama, istihbarat ve sıcak çatışma faaliyetlerinde bulunduğu, 06 MART 1998 tarihinde Tuzluca bölgesinde (Yedisu/BİNGÖL) teröristlerle askeri birliklerin sıcak çatışmaya girdiği, müteveffanın verilen operasyon görevi nedeniyle birliği ile çatışma bölgesine intikal ederek 08 MART 1998 günü saat 09.00 sıralarda çatışmaya iştirak ettiği, çatışmanın 10 MART 1998 günü akşamına kadar kesintisiz olarak sürdüğü ve teröristlere esas darbenin vurularak 30 ölü, 6 sağ teröristin ele geçirilmiş olması nedeniyle teröristlerden ele geçen silah ve malzemelerle birlikte üs bölgesinde hareket edildiği, kalan unsurların çatışmadan geriye kalan muhtemel teröristlerin aranması ve imha edilmesi için bölgede kaldığı, intikali müteakiben saat 23.00 sıralarında üs bölgesine (Adaklı/BİNGÖL) gelindiği, saat 23.15 sıralarında banyoya giren müteveffanın 30 dk. Geçmesine rağmen çıkmaması üzerine yapılan kontrolde duş alıp havlusuna sarılı, dizlerinin üzerine çökük, kollar içerde göğüste, burun ve kafası yerde, burnundan kan akar vaziyette bulunduğu, Adaklı/Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca müteveffanın cesedi üzerinde klasik otopsi yapma imkanının olmaması nedeniyle saat 00.15'de yaptırılan harici muayenede kesin ölüm sebebinin tespit edilememesi üzerine Erzurum Mareşal Çakmak Askeri Hastanesine gönderildiği, 11.03.1998 günü 14.15-16.10 saatleri arasında yaptırılan ölü harici muayene ve klasik otopsi işleminde kesin ölümün saptanamaması nedeniyle, müteveffanın vücudu üzerinden alınan organ ve doku parçalarının gönderildiği İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca yapılan Sistematik toksikolojik analizde; aranan toksik maddelerden hiçbirinin bulunamadığı, Histopatolojik analizde; myokardda hipertrofi bulguları, akciğerde ödem, hiperemi, eski ve yeni kanama bulguları, karaciğer ve böbrekte postmortem değişiklikler, ağır hiperemi, beyinde postmortem değişiklikler, hiperemi tespit edildiği, Mikroskobik incelemede; kalbinden hipertrofi bulguları, akciğerlerde ödem, hiperemi, eski ve yeni kanama bulgularının tespit edildiği, tespit edilen bu bulguları ışığında ölümün kalp yetmezliği sonucu meydana geldiğinin belirtildiği, Müteveffanın Adli Tıp Kurumunca kesin olarak tespit edilen ölümünün operasyon bölgesinde meydana gelmesi nedeniyle bu konuda ayrı ayrı dinlenen, Binbaşı, Profesör Doktor (Atatürk Üniv. Kardiyoloji A.B.D. Başkanı) ve Doç. Dr. (Atatürk Üniv. Adli Tıp. A.B.D. Başkanı) kariyerine sahip bilirkişiler mütalaalarında; Müteveffanın verilen görevin mevsim itibariyle son derece ağır kış şartlarına sahip, arazi yapısının güç şartlar içeren bir bölgede 24 saat esasına dayalı ve mesai kavramı olmaksızın ifa edilmesinin, dinlenme imkanlarının tamamen operasyon görevine bağlı ve düzensiz olmasının müteveffanın bedeni üzerinde uzun sürede yorgunluğa, bedeni direncin düşmesine ve yıpranmaya neden olduğunu, 08 Mart 1998-10 Mart 1998 tarihleri arasında devam eden sıcak çatışma süresince görevin kesintisiz olarak devam etmesi, aşırı soğuk ve uygun olmayan arazi şartlarında icra edilen operasyonun, uykusuzluk, beslenmenin düzenli ve yeterli yapılamaması, ağır stres, dikkatin dağılmaması ve motivasyonun sürekliliği için aşırı sigara tüketiminin bedeni yorgunluğa sebebiyet verdiğini, Adli Tıp Kurumu Başkanlığının histopatoloji tetkik raporunda tespit edildiği belirtilen miktarda hipertrofi bulgularının doğuştan veya sonradan gelişen bazı hastalıklardan oluşabileceğini bu durumun müteveffanın kalp kasının kalınlaştığının ve kalp kütlesinin arttığını gösterdiğini, bu nedenle ölümün meydana gelmesi için öldürücü ritim bozukluğunun ortaya çıkmasının gerektiğini, öldürücü ritim bozukluğunun da kalbe aşırı yüklenmeden dolayı oluşabileceğini, açıklanan görev şartlarının öldürücü ritim bozukluğuna (ventrüküler fbirlasyon) yol açtığı veya kalp krizi ve akabinde gelişen akciğer ödemine (akut kalp yetmezliği) sebebiyet verdiği kanaatinde olduklarını beyan ettikleri anlaşıldığından, müteveffanın ölümünün tamamen operasyon koşullarından kaynaklandığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
Anayasanın 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdari eylemlerden dolayı idarenin tazminle sorumluluğu için, bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında nedensellik bağının bulunması yeterlidir. Nedensellik bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Yukarıda izah edilen olayın cereyan tarzına göre, müteveffanın ölümünün görev şartlarının öldürücü ritim bozukluğuna yol açması nedeniyle tamamen operasyon koşullarından kaynaklandığından zararın illetinin hizmetin içinden geldiği, meydana gelen zarar ile hizmet arasındaki illiyet bağının kesilmediği görülmekle davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları ile T.C. Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan maluliyet aylığı ve ödenen tütün ikramiyeleri davacıların tespit edilen maddi zararlarından düşüldüğünden maddi tazminat isteyen davacılara vazife malulü aylığı bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 13.12.1999 tarih ve 64.408.025 sayılı yazılarından, Genel Müdürlüğün 20.4.1998 tarih ve 48423 sayılı işlemi ile 15.3.1998 tarihinden itibaren eşine 30.985.000 TL. yetimlerine 15.499.000 er TL. adi malul aylık bağlandığı, bilahare Adli Tıp Kurumu Başkanlığının raporu üzerine ölümün görevin neden ve etkisiyle olduğunun anlaşılması üzerine yine Genel Müdürlüğün 13.8.1999 tarih ve 63733 sayılı işlemi 15.3.1998 tarihinden itibaren eşine 62.827.000 TL. yetimlerine 31.414.000 er TL. vazife malulü aylığı bağlandığı, 1.7.1999 tarihinde eşin aylığının 137.950.000 TL. ye çocukların aylıklarının 68.875.000 er TL. ye yükseltildiği, müteveffanın görevi dışında bir sebepten ölmesi halinde 15.3.1998 tarihinden itibaren eşine 30.985.000 TL. çocuklara 15.493.000 er TL. aylık bağlanabileceği, 1.7.1999 tarihinde eşin aylığının 68.421.000 TL. ye çocukların aylıklarının 34.211.000 er TL. ye yükseltileceği, eşine 746.751.000 er TL. çocuklara 373.464.000 er TL. emekli ikramiyesi ödendiği, 1998 yılı için eşine 100.000.000 TL. çocuklara ayrı ayrı 100.000.000 er TL. tütün ikramiyesi ödendiği T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 19.9.2000 tarihli yazılarında ise 4567 Sayıl Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine 1.9.2000 tarihinden itibaren eşinin aylığının 187.250.000 TL. ye çocukların aylıklarının 93.630.000 er TL. yükseltildiğinin bildirildiği görülmüştür.
2330 Sayılı Kanun gereğince 8.5.1999 tarihinde davacı eş'e 962.933.000 TL. davacı çocuklara ayrı ayrı 1.444.395.000 er TL. Nakdi Tazminat ödenmiştir. Aynı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminat nakdi tazminatı olanların maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden arestedir.
Davacılar vekilinin 29.11.1999 tarihinde kayda geçen 26.11.1999 tarihli dilekçesi ekinde davacı eş ........'ın tarafından kendi adına asaleten ve çocukları adına velayeten imzaladığı 15.11.1999 tarihli dilekçesinde kira yardımından faydalanmak istemediğini bildirdiği görülmüştür.
Davacıların kira yardımından vazgeçtiklerine dair dilekçesi de dikkate alınarak Maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişinin 23.10.2000 tarihinde tanzim ettiği bilirkişi raporunun tetkikinden davacı eş ........'in bağlanan aylıklar ödenen tütün ikramiyeleri ve sağladığı nakdi tazminat yararının tamamının mahsubuna rağmen karşılanmayan maddi tazminat hak edişinin 8.114.576.692 TL. olduğu, davacı çocuk ........'in bağlanan aylıklar, ödenen tütün ikramiyeleri ve sağladığı nakdi tazminat yararının tamamının mahsubuna rağmen karşılanmayan maddi tazminat hak edişinin 329.329.187 TL. olduğu, davacı çocuk ........'in bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyelerinin mahsubuna rağmen karşılanmayan maddi tazminat hak edişinin 1.385.113.105 TL. olduğu ancak adı geçen davacının bu maddi zararına karşılık ayrıca 2.995.113.521 TL. nakdi tazminat yararı sağladığının bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekilince, tütün ikramiyesi, bağlanan vazife malulü aylığı ile adi malul aylığı arasındaki farkın düşülmemesi geleceğe yönelik artış oranlarının yıllık %10 artışı prensibine bağlanması gerektiği yolunda itirazda bulunulmuş ise de bilirkişi raporunun, mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına ve Mahkememizce bilirkişiye verilen talimatlar doğrultusunda tanzim edildiği görüldüğünden davacılar vekilinin itirazlarına itibar edilmemiş bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmıştır.
Bilirkişi raporundan da anlaşıldığı gibi davacı Çocuk'un bağlanan aylıklar ödenen tütün ikramiyeleri ile karşılanmayan maddi zararı 1.385.113.105 TL. olmakla birlikte, bu davacının ayrıca denkleştirmeye dahil edilmeyen 2.995.113.521. TL. nakdi tazminat yararı sağladığı maddi ve manevi zararların karşılığı olarak verilen bu nakdi tazminat yararından 1.385.113.105 TL. maddi zararı düşüldüğünde davacının maddi zararının karşılandıktan sonra 1.610.000 416 TL. nakdi tazminat yarar fazlası bulunduğu, bu fazlalığın davacı Berkay'ın manevi zararın karşılığı olarak kaldığı ve davacının manevi zararının karşılığı olarak kalan bu miktarın mahkememizce emsal olaylarda takdir edilen manevi tazminat miktarlarından ve davacının isteminden fazla olduğundan davacının hem maddi hem de manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı eş .......... ve davacı çocuk ............'a olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek için uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş ancak istemlerine bağlı kalınmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı eş ............ 8.114.577.000 (SEKİZMİLYARYÜZONDÖRTMİLYONBEŞYÜZYET MİŞYEDİBİN TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE fazlaya ait isteminin reddine,
2- Bilirkişi raporu uyarınca ve sağladığı nakdi tazminat yararı dikkate alınarak davacı çocuk ..........'in MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
3- Bilirkişi raporu uyarınca davacı çocuk ............ 329.330.000 TL. (ÜÇYÜZYİRMİDOKUZMİLYONÜÇYÜZOTUZBİN TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin reddine,
4- Takdiren ve istemleri gibi davacı eş .......... ile davacı çocuk ............'a ayrı ayrı 500.000.000 er TL. (BEŞYÜZERMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
5- Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına emekli aylığı bağlandığı 15 Mart 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, faiz oranının 31 Aralık 1999 tarihine kadar %50 (YÜZDEELLİ), 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (YÜZDEALTMIŞ) olarak uygulanmasına,
6- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 10 Mart 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, faiz oranının 31 Aralık 1999 tarihine kadar %50 (YÜZDEELLİ) 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (YÜZDEALTMIŞ) olarak uygulanmasına,
7. Davacılar tarafından peşin yatırılın 550.000.000 TL.(BEŞYÜZELLİMİLYON TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
8- Davalı idare harçtan muaf olduğundan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığına,
9- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 11.250.000 TL. (ONBİRMİLYONİKİYÜZELLİBİN TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
10- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 25.000.000 TL. (YİRMİBEŞMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin davada haklılık oranına göre 21.350.000 TL. sının davacılar üzerinde bırakılmasına, 3.650.000 TL. (ÜÇMİLYONALTIYÜZELLİBİN TL.) sinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
11- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 125.444.000 TL. (YÜZYİRMİBEŞMİLYONDÖRTYÜZKIRKDÖRTBİN TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
12- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince 158.000.000 TL. (YÜZELLİSEKİZMİLYON TL.) Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VEİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy