(2709 S. K. m. 72)
Davacı 16.04.1999 tarihinde Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla verdiği ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde 21 Nisan 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; askerlik hizmetini yapmak üzere Ankara-Mamak 2.Tabur 1.Telsiz Bölüğüne katıldığını, 4 ay süreli temel askerlik eğitimini tamamlamayı müteakip sonradan lağvedilen Konya 2. Yurtiçi Muhabere Destek Bölüğünde 16 aylık kıta hizmetini tamamlayarak Ekim 1973'de terhis olduğunu, 45 yaşına kadar her yıl düzenli olarak bağlı olduğu Turgutlu Askerlik Şubesinde ihtiyat yoklamasını yaptırdığını, sigorta borçlanması için Turgutlu Askerlik Şubesinden askerlik hizmet süresinin bildirilmesini istediğinde Askerlik Şubesinin kütük kayıtlarına göre 5 ay 18 günlük askerlik hizmeti kaydı bulunduğundan askerlik hizmetini tamamlamadığının tespit edildiğini bildirdiği, 25.2.1999 tarihinden itibaren 60 gün içinde iptal davası açmadığı takdirde silah altına alınacağının tebliğ edildiğini, oysa askerlik hizmetini tam olarak yaptığını asker kaçağı olarak hiçbir koğuşturmaya maruz kalmadığını beyan ederek askerlik hizmetini eksik yapmış olduğuna dair Turgutlu Askerlik Şubesi Başkanlığı işleminin iptali ile hizmetini tam olarak yaptığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut belge ve bilgilerden; davacı ............'in 1952 doğumlu olduğu ve askerlik çağı dışına çıktığından Askerlik Şubesindeki şahsi dosyasının imha edildiği, askerlik safahatı ile ilgili sadece şube kütük kaydındaki bilgilerin mevcut olduğu, yükümlünün terhis edilmiş olduğu birliğinin lağvedilmiş olması nedeniyle terhis belgesinin bulunamadığı, Milli Savunma Bakanlığı Arşiv Müdürlüğüne de Askerlik Şubesince muhtemelen terhis belgesi yerine kütük kayıt suretinin gönderilmiş olabileceği nedeniyle MSB.Arşiv Müdürlüğünde de kütük kayıt sureti bulunduğu ve her iki kütük kayıtlarının birbiri ile uyuştuğu anlaşılmıştır.
Söz konusu kütük kayıtlarında davacı ............'in 3 Mart 1972 tarihinde Muhabere okulu ve Eğitim Merkez K.lığı ANKARA'ya sevk edilerek 6 Mart 1972 tarihinde katıldığı, eğitimi sonunda O.M.K.Mu.Dst.Blk.lığı - ÇANKIRI'ya tertip edilerek 20.6.1972 tarihinde katıldığı, 3.11.1972 tarihinde yol dahil izine gönderildiği, terhis edildiği birlik olan 2.Yurtiçi Mu.Dst.Bl.K.lığı - KONYA'dan KKK.lığının 26.2.1973 gün ve PER: 4282-2-73 MRK.Er Işl.Şb.Mlf.Ks.sayılı terhis emri gereğince 21.8.1972 tarihinde terhis edildiği belirtilmektedir. Turgutlu Askerlik Şubesi Başkanlığı 28 Mayıs 1999 tarihli ve Ahmet UYGAN'ın Askerlik Durumu başlıklı yazısında askerlik safahatı ile ilgili bilgileri izah ettikten sonra Burada önemli bir çelişki vardır. Yükümlünün izin tarihi terhis tarihinden sonradır açıklamasını düştüğü görülmektedir. Ayrıca kütük çizelgesinde, terhisini müteakip yükümlünün 5.12.1973 tarihinde şubeye müracaat ederek terhis kaydını yaptırdığı, 16.10.1974, 8.4.1975, 18.6.1976, 5.2.1977, 7.3.1978, 1979, 20.5.1980, 24.8.1981, 9.3.1983, 4.9.1984, 31.7.1985, 21.10.1986, 8.6.1987, 12.1.1988 ve 2.5.1989 tarihlerinde ihtiyat yoklamasını yaptırdığı ve bu yoklamalarının şube başkanı imzası ile kayıt altına alındığı, muvazzaflık devrine ait sütunda hava değişimi, firar izin tecavüzü suçları ve aldığı mahkumiyetler ile süreleri hanelerinin boş olduğu tespit edilmiştir.
Davacının emrinde askerlik hizmetini yaptığı Birlik K.lığının lağvedilip lağvedilmediği, bu Komutanlık veya Lodumlu MSB. Askeri Arşiv Md. lüğünde davacıyla ilgili herhangi bir kaydın bulunmaması davacının askerlik hizmeti yapmadığının kanıtı sayılamazlar. Zira belirtilen hususlar, davacının askerlik hizmeti yapmadığını değil, yalnızca kendisiyle ilgili kaydın bulunmadığını ifade etmektedirler. Bu belgelerin davacının askerlik hizmeti yapmadığına kanıt oluşturabilmeleri için diğer bazı delillerle desteklenip, doğrulanmaları gerekir.
Davacının yükümlü sıfatıyla çağrıldığı halde son yoklamasına gelmediği, birliğine sevkedilmesine karşın katılmadığı ya da birliğinden firar ettiği veyahut izin ve hava değişimi gibi nedenlerle birliğinden ayrıldıktan sonra tekrar dönmediği gibi her birisi, yoklama kaçağı, bakaya, geç iltihak suretiyle bakaya, firar veya izin tecavüzü suçlarını oluşturan fiillerinden dolayı takip edildiğini gösterir bir belge davalı idarece Mahkememize sunulmamıştır. Davacının saklı olduğu konusunda da taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Saklı ya da askerlikle ilgisi yüzünden yukarıda belirtilen suçlardan takipte olduğu kanıtlanamadığı sürece, davacının askerlik hizmetini yaptığının kabulü bir zorunluluktur. Davacının yükümlülük hizmetini yerine getirmemesi halinde, yukarıda değinilen suçlardan birisi veya bir kaçından sanık statüsüyle devamlı takipte ve aranılan kişi konumunda olması gerektiğinin kaçınılmazlığı karşısında, davacının bu durumuyla ilgili belgelerin her an için güncellikleri yüzünden el altında tutulmaları idarenin görevlerindendir. Askerlik hizmetine bağlı olarak suç işlemiş birisi statüsünde, aranan kişilerden olduğunu saptayan bir bilgi ve belge var olmadıkça, aksi kanıtlanıncaya dek davacının askerlik yükümlülüğünü yaptığı kabul edilmelidir.
Anayasanın 72 nci maddesinde vatan hizmeti, her Türk için hak ve ödev olarak kabul edilmiş, yükümlülerin sahip bulundukları niteliklere göre bu hak ve ödevlerini, hangi statü altında, nasıl yerine getirecekleri (geneli itibariyle) 1111 Sayılı Askerlik Kanunu ile 1076 sayılı Yedek subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda öngörülmüştür. Sözü edilen Kanunlar incelendiğinde askerlik çağına giren yükümlülerin, yoklama döneminden başlayarak, muvazzaflık hizmeti için çağrılmaları ve şevkleri, muvazzaflık hizmetini bitirenlerin terhisleri, kıtalarından izinli ayrılacaklar, cezalı askerlik ve firar ve izin tecavüzünü suçunu işleyenler hakkında yapılacak işlemlerin neler olduğu ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Askerlik hak ve ödevi idarenin hüküm ve tasarrufu altında kanunlarda belirtilen hallere uygun olarak belli süre kadar, belli bir yerde hizmet görmek suretiyle yerine getirilen bir kamu hizmetidir. Bu yönüyle de bir yükümlülüktür. İdarenin hüküm ve tasarruf alanında yerine getirilen bu hizmetle ilgili tüm kayıt ve kuyudatın idare tarafından tutulması ve kişi hak ve hallerine ilişkinliği nedeniylede sonuna dek saklanması korunması gerekir. Kişinin açıkça askerlik hizmeti yapmadığını, suçluluğu nedeniyle takipte olduğunu gösteren bir kanıt yoksa, yükümlüden askerlik yaptığını kanıtlayan belge istenmesi, herhalde düzenli idareden beklenen bir çözüm ve tavır olmamalıdır. Davacı yönünden idarenin hizmeti iyi kuramadığı, düzenli ve sağlıklı biçimde işletemediği görülmektedir. Usul hukukunda iddia eden, iddiasını kanıtlamak zorundadır kuralı ve kanıt yükünün olayına özgü olarak bu davada, davalı idareye ait olması gerektiği kabul edilmiştir. Zira bireylerin devlete, bir diğer deyişle idareye karşı olan yükümlüğünü ifa edip etmediğini kanıtlama külfeti, bu konuyla ilgili tüm kayıt ve kuyudatı tutmakla, muhafaza etmekle görevli olan idareye ait olmak gerekir. Her şeyden önce bu konuda bir bilgi ve belgeye gereksinme duyulduğunda, kişisel başvurulan karşılamak ve istenilen belgeleri kişilere vermek durumunda olan idarenin ta kendisi iken, açılan bu davada isbat yükünün olayın özelliği de esas alındığında davacıya ait olduğu düşünülemez ve böylesi bir iddia kabul edilemez.
Davacının askerlik yükümlülüğünü tam yapmadığı kanıtlanamadığına ve kanıt olarak ileri sürülen kütük kaydında çelişkiler bulunduğuna, davacının saklı, yoklama kaçağı, bakaya, geç iltihak suretiyle bakaya, firar ve izin tecavüzü suçlarından sanık olarak takipte ve aranan kişilerden olduğu da ortaya konulamadığına göre, askerlik yükümlülüğünü 3.3.1972 ile 3.11.1973 tarihleri arasında yerine getirdiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davacının 3.3.1972 ile 3.11.1973 tarihleri arasında askerlik mükellefiyetini yerine getirdiğinin tespitine, davalı idarenin aksi yönde tesis ettiği işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy