(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacılar, İzmir Barosu avukatları olarak oluşturdukları İzmir Barosu Çeteleşmeye Karşı Hukukun Üstünlüğü Komisyonu üyeleri olarak kaleme aldıkları ve 2 Haziran 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçelerinde özetle; 3.11.1996 tarihinde Susurluk'ta meydana gelen trafik kazası sonucu gündeme gelen muhtelif iddialar nedeniyle Jandarma Generali hakkında adli ve idari soruşturma açılmaması işleminin iptalini istemişlerdir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Genel Sekreterliği, dava dilekçesi üzerinde yaptığı ilk incelemede, dava konusunun Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girmemesi, idari işlem istemi niteliğinde talep olduğundan idari davaya konu yapılmasının mümkün olmaması yönlerinden davanın reddi, dilekçede gerçek hasmın belirtilmemesi nedeniyle dilekçenin gerçek hasma tebliği gerektiğinden bahisle bu hususta bir karar verilmek üzere dava dosyasının Dairemize intikal ettirdiği görülmüştür.
Dava dilekçesinde hasım olarak Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının gösterildiği dikkate alınarak husumetin, gerçek hasım olan Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına yönetilmesine karar verilerek dosyanın incelenmesine geçilmiştir.
Anayasanın 157 nci maddesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin Asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin olması şartlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Yine 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Bir davaya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için;
1. İdari işlemin bir asker kişi göz önünde tutularak tesis edilmesi veya idari eylemin bir asker kişiye yönelmiş olması yahut uyuşmazlığın askerlik yükümlülüğünden doğmuş bulunması,
2. Dava konusu idari işlem ve eylemin askeri hizmete ilişkin bulunması, şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde yapılacak yargı denetimi, sadece idari işlem veya eylemi yapanların tutum ve davranışlarının incelenip değerlendirileceği bir yargı denetimi olmayıp idari işlem veya eylemin yöneldiği kişi veya malvarlığı sahasında zarar verici etkiler yarattığı asker kişinin olay içindeki davranışlarının veya durumunun da askeri kural, gerek ve gelenekler açısından değerlendirileceği bir yargı denetimidir. Bu türden yargı faaliyetlerinin söz konusu olamayacağı durumlarda, davanın özel görevli idari yargı yeri olan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde incelenmesi mümkün değildir.
Davacıların 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde belirtilen asker kişi sıfatlarının olmadığının anlaşılması nedeniyle davanın çözümünün Mahkememizin görevi dışında kaldığı, davanın görüm ve çözüm yerinin genel idari yargı olduğu, davacıların sübjektif ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı ile dilekçede belirtilen hususların idari davaya konu yapılmasının mümkün olup olmadığının takdirinin görevli yargı merciine ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20, 44 ve 45/A maddeleri gereğince davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy