(1076 S. K. m. 3, 8) (1111 S. K. m. 5) (1632 S. K. m. 32, 33, 37, 52)
Davacının 7 Mayıs 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; Doktor olması nedeniyle 20.3.1999 tarihinde Samsun Sıhhiye Sok. Eğt. Mrk. Komutanlığına yedek subay adayı olarak sevk edildiği, İstanbul 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen ve infaz edilen 2911 sayılı kanuna muhalefetten dolayı 1 yıl 3 ay hapis cezasının Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesince memnu hakların iadesine karar verilmesi üzerine kendisinin Sağlık Bakanlığınca Doktor olarak atanmasının yapıldığı ve bu nedenle kamu haklarına kavuştuğu, askerlik için müracaat ettiğinde ise memnu hakların iadesi kararı hiç nazara alınmadan eski bir mahkumiyete dayanarak 18 ay olarak askere sevk edildiği, aldığı cezayı çektiği tarihten itibaren 5 yıldan fazla süre geçtiği, 18 ay er olarak askere sevk kararının usulsüz olduğu belirtilerek, 18 aylık er olarak askere sevk kararının iptaline ve iptal kararı verilinceye kadar sevk kararının tehirine karar verilmesi istemi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Dairenin 18.6.1999 gün ve 1999/413 Esas sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde 6 yıllık eğitimini tamamlayarak 6 Ocak 1997 tarihinde mezun olarak Tıp Doktoru olduğu, davacının İstanbul 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 2 Aralık 1990 gün ve 1989/1, 1990/361 karar sayılı kararı ile 2911 sayılı kanuna muhalefet suçundan bir yıl üç ay hapis cezası ile mahkum edildiği bu cezasının kesinleştiği ve infaz edildiği, davacının müracaatı üzerine Denizli 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 5.12.1997 gün ve 1997/282 D. İş. Sayılı kararı ile davacı hakkında memnu hakların iadesine karar verildiği ancak davacının yukarıda belirtilen mahkumiyet nedeni ile Honaz Askerlik Şubesi Başkanlığınca çıkarılan askerliğe sevk için çağrı pusulası ile davacının 27 Mayıs 1999 tarihinde 115 aylık er olarak askere sevk edileceğine dair çağrı pusulasının davacıya 30 Nisan 1999 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Askerlik hizmeti 1111 Saydı Askerlik Kanunun ile 1076 Sayılı yedek subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda düzenlenmiştir. 1076 Sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 3 ncü maddesi 2338 Sayılı Kanunla değiştirilmiş olup anılan maddeye göre, dört yıl ve daha fazla süreli yüksek öğretim kurumlarından mezun olup askerliğe elverişli olanlar yedek subay olabilmektedirler. Ancak yükümlüler Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu yedek subay miktarından fazla ise, isteklilere, yükümlülüklerini erbaş-er olarak yerine getirebilme imkanı tanınmıştır.
1076 Sayılı Kanun yedek subaylık hizmet süresini 18 ay olarak belirlemiştir. (Md.3/f). Bakanlar Kurulunun 8/2021 Sayılı ve 25.11.1980 tarihli kararı ile 18 aylık süre 16 aya indirilmiş olup halen yedek subaylık süresi 16 ay olarak uygulanmaktadır. Ancak yukarıda belirtilen şekilde, yükümlülüklerini istekleri üzerin er olarak yerine getirecekler için söz konusu erlik süresi 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 5 nci maddesinin 3031 Sayılı Kanun ile değişik 1 nci fıkrasına göre aynı celbe tabi olup yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresinin yarısı kadardır.
Görülüyor ki 16 ay olan yedek subaylık hizmetine tabi tutulması gereken bir kişi, eğer yükümlü sayısı ihtiyaçtan fazla ise er yapılmakta, ancak yedek subay olabilme imkanı ve hakkı varken er olarak hizmet ettiği için kanun bu durumda olanların yarı oranda (sekiz ay süreli) edik hizmetini yeterli görmektedir. Bu nedenle sekiz aylık hizmete tabi tutulacak yükümlülerden, öncelikle, yedek subay olabilme şartı aranacaktır. Yedek subay olabilme şartlarını taşımayan kişiler ise 1111 Sayılı Askerlik Kanunun uyarınca er olarak asker edilecekler ve bunları hizmet süreleri anılan Kanunun 5 nci maddesi birinci fıkrası uyarınca 18 ay olacaktır.
Davacı hakkında bu maddeler uyarınca işlem yapıldığı ve mahkumiyeti nedeniyle yedek subaylık hakkını kaybettiği gerekçesi ile 18 ay süre ile askerlik yapması gerektiği yolunda işlem tesis edildiği ortadadır. Davacının İstanbul 2 Nolu Devlet Güvenlik mahkemesince 2.12.1990 tarih ve 1989/1 Esas, 1990/361 Karar sayılı kararıyla 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla mahkum edildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
1076 Sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 2962 Sayılı Kanunla değişik 8 nci maddesi (a) bendi Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir suçtan mahkum olmayı yedek subaylığa engel hallerden biri olarak belirlemiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bir subayın, hangi suçlardan ne cins ve süreli bir ceza aldığı takdirde subaylıktan çıkarılacak olduğu ise Askeri Ceza Kanununun 32 ve 33 ncü maddelerinde gösterilmiştir. 32 nci madde de bir yıldan fazla hapse mahkumiyet Silahlı Kuvvetlerden ihraç nedeni olarak belirtilmiştir. 33 ncü maddeye göre ihraç feri cezası askeri rütbe ve unvanın kaybedilmesi sonucunu doğurur. Yine Askeri Ceza Kanununun 37 nci maddesi umumi mahkemelerce subay ve yedek subaylara ceza verilmesi halinde askeri fer'i cezaların başka bir ifade ile tard ve ihraç cezalarının hükme hacet kalmaksızın idarece uygulanacağı hükmünü taşımaktadır.
İşte bu hükümler dolayısıyla, subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir mahkumiyeti bulunanların önce yedek subay yetiştirilip asteğmen nasbedildikten sonra subaylıktan çıkarılması gibi bir gereksiz uygulamaya yol açılmaması bakımından 1076 Sayılı Kanunun 8/a maddesi getirilmiş ve Silahlı Kuvvetlerde subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanların subay olmaları daha başlangıçta önlenmiş, bu durumda olanların yedek subay olamıyacakları hükme bağlanmıştır.
Bu bakımdan davacının 18 ay er olarak askere şevkine ilişkin işlem hukuka uygun bulunmaktadır.
Davacı memnu hakların iadesine dair karar aldığını bu nedenle yedek subaylık hakkının geri verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; memnu hakların iadesi yalnız ceza mahkumiyetinin müebbet olan neticelerini kaldırır ve geçmişe şamil değildir. Bu nedenle mahkumiyet baki kalır. Mahkumiyetin dahi kalkacağına dair kanunumuzda açıklık yoktur. Memnu hakların iadesi, hükümlünün bu hakları yeniden iktisap ve kullanma ehliyetini elde etmesi demektir. Kaybedilmiş olan haklar geri verilmez, başka bir anlatımla geri gelmez. Bu nedenle örneğin, ceza mahkumiyetinden dolayı memuriyetten müebbeten mahrum olan hükümlü eski memuriyetine hak iddia edemez.
Öte yandan Askeri Ceza Kanununun memnu hakların ne suretle geri verileceği ve neticeleri başlıklı 52 nci maddesinde, Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun memnu hakların geri verilmesi hususundaki hükümlerinin, askeri şahıslar hakkında da tatbik olunacağın, ancak memnu hakların geri verilmesine karar verildiği takdirde mahkumiyetle zayi olan bilcümle askeri rütbe, unvan, memuriyet, nişan ve askeri hizmet esnasında kazanılan sair hakların geri gelmeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu hüküm de davacının, mahkumiyeti sebebiyle kaybettiği yedek subaylık veya 8 ay erlik statüsünün geri verilmesine engeldir.
Açıklanan nedenlerle, dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy