(2330 S. K. m. 6) (2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili, 04.03.1999 tarihinde İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilip 11.03.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden .............. ve ....................' in oğulları, ...............' in ağabeyi .............' in, Şanlıurfa - Suruç 20 nci Zırhlı Piyade Tugayı 3/3 Hudut Taburu 12 nci Bölük Komutanlığında vatani görevini yapmakta iken Tabur Komutanlığına ait boşalmış lojmanlardan birinin bakım onarımı neticesi hasıl olan badana veya boya artıklarını temizlediği sırada su kullanılıp etrafta ıslaklık meydana geldiğini, bir ara su musluğunu tutması ile elektrik tesisatındaki kaçak nedeniyle elektrik çarpması sonucu 29.07.1998 tarihinde öldüğünü, konuya ilişkin adli ve idari soruşturmanın yapıldığını, müteveffanın görevini ifa ederken, idarenin ağır hizmet kusuru sonucu ölümü nedeniyle davacıların maddi ve manevi zarara uğradığım, müteveffanın askerden önce polis memuru olarak çalıştığını, 18.12.1998 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına yaptıkları müracaata cevap verilmediğini, davacı anne ve baba için ayrı ayrı beşer milyar TL. maddi, birer milyar TL. manevi, kardeş için beş yüz milyon TL. manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacılar ................... ve .................'in oğulları, ................' in kardeşi P.Er .................' in, Şanlıurfa-
Suruç 3 ncü Hudut Alayı 3 ncü Hudut Taburu 12 nci Hudut Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa ederken, 3 ncü Hudut Tabur Komutanlığına ait konutlardan boşalan 6 numaralı konutun bakım ve onarımı ile görevlendirilen ekipte yer aldığı, 29.07.1998 günü saat: 16.00 sıralarında lojmanın mutfağında temizlik yaparken ıslak zeminin etkisiyle elektrik akımına maruz kalması sonucu gelişen solunum ve dolaşım yetmezliğinden vefat ettiği ölüm olayında müteveffanın kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasa' da idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur illiyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Müteveffanın, lojman bakım ve onarımı ile ilgili ekipte görevlendirildiği ve temizlik sırasında elektrik çarpması sonucu ölmesi olayında, idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez ise de, kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşıldığından, kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davacıların uğradıkları zararların idare tarafından karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca olay sebebiyle T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar, ödenen tütün ve emekli ikramiyeleri, 2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri gereğince ödenen nakdi tazminat ve bağlanan aylıklar yarar olarak kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden bu hususlar araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 02.02.2001 tarihli yazısından; davacı ..................'in sandık emeklisi olduğu ve aylık aldığı davacı ................ ile evlilik bağı devam ettiğinden kendilerine bu olay nedeniyle yetim aylığı bağlanmadığı, emekli ve tütün ikramiyesi de ödenmediği bildirilmiş, MSB. lığı Maddi Tazminat Komisyonunun 14.10.1999 tarih ve 668 sayılı kararı ile davacılar ................'e 11.400.000.000 TL. nakdi tazminat ödenmesine karar verildiği, 26.11.1999 tarihinde her birine ayrı ayır 5.665.800.000' er TL. nakdi tazminat tahakkuk ettirildiği anlaşılmıştır.
2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesi ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanunun 6 ncı maddesinde; bu kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığının maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğu, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların gözönünde tutulacağı belirtilmiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacıların maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmayan zarar var ise bu miktarın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 10.09.2001 tarihli bilirkişi raporundan, davacı anne ................ ile davacı baba ....................' in maddi zararlarının ödenen nakdi tazminat yararı dikkate alınarak anne .................. için 9.837.451.346 TL., baba .............. için 9.708.123.969 TL. fazlasıyla karşılandığı, maddi tazminat hak edişlerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olup bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun olarak tanzim edildiğinden rapor doğrultusunda işlem yapılmıştır.
Bilirkişi raporuna göre, davacılar .............. ve .................' in maddi zararları ödenen nakdi tazminat yararları ile fazlasıyla karşılanmış olup maddi hak edişleri bulunmamaktadır. Davacıların sağladıkları nakdi tazminat yararlan maddi zararları karşıladığı gibi davacı baba .................' in 9.708.123.969 TL., davacı anne ..................' in 9.837.451.346 TL. nakdi tazminat yararları, manevi zararlarının karşılığı olmak kalmış ve bu miktar Mahkememizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarından fazla olduğundan davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı kardeş ..............' in olay nedeniyle duyduğu ve ileride duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, davacı vekilince faiz talebinde bulunulmadığından faize hükmedilmemiştir.
Davacılar ................ ve ...............' in maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmiş ise de; bu ret hususu davacıların istemlerinde haksız olduğundan değil haklı görülen taleplerinin, ödenen nakdi tazminat yararlarının mahsup edilmesi sonucu geriye hükmedilecek bir miktar kalmamasına dayandığından, davanın açıldığı 04.03.1999 tarihinde de kendilerine nakdi tazminat ödenmediği dikkate alındığında bu işlemin sonucunu beklemeleri halinde dava açma süresinin geçirileceği, dava açılmasının hukuki zorunluluk olarak belirmesi karşısında yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ilişkin davalı idare isteminin reddi cihetine gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Bilirkişi raporu uyarınca ve sağladıkları nakdi tazminat yararı dikkate alınarak Davacı baba ............. ile Davacı anne ..............' in maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,
Davacı kardeş .................'e takdiren 400.000.000 TL. (dörtyüzmilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
Dava duruşmalı görülmüş ise de, davacılar ................ ve ................. yönlerinde reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları bakımından davacılar aleyhine avukatlık ücreti takdirine ilişkin davalı idare isteminin REDDİNE,
Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 20.000.000 TL. (yirmi milyon TL.) bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
Davacılar tarafından peşin yatırılan 114.580.000 TL. (yüz on dört milyon beş yüz seksen bin TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 12.000.000 TL. (on iki milyon TL.) posta ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
Davacı kardeş ................. için Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 36.000.000 TL. (otuz altı milyon TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
Dava duruşmalı görüldüğünden davacı kardeş ..............yönünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 10.000.000 TL. (on milyon TL.) avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy