(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili; 11 Haziran 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kardeşleri ve çocukları olan .........'nın S.Ordu K.lığı 23001. Lv.Depo K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 21.7.1998 günü verilen görevi tamamlamasını müteakip akşama doğru dinlenmek üzere gittiği ağaçlık bölgede bir patlama sesi duyulduğunu ve .....'nın bir taarruz el bombasının patlaması sonucu vefat ettiğini, 3. Ordu K.lığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan tahkikat sonunda Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararı verildiğini, bu kararda müteveffanın menşei tespit edilemeyen bir taarruz el bombasını bularak, kendisine verilen emir ve talimatlara aykırı şekilde kurcalaması neticesinde; bombanın patlayarak ölümüne sebebiyet verdiği, intihar kastı olmayıp kaza neticesinde meydana geldiği... sonucuna varıldığını, oysa olayda tam bir netliğin bulunmadığını bu nedenle müteveffanın davranış açısından kusurlu kabul edilmemesi veya en azından olayın karanlık noktaları nazara alınarak kusur durumunun buna göre takdir edilmesi gerektiğini, taarruz el bombasının menşeinin bilinmediğini, görgü tanığı bulunmadığını, bombanın piminin kendisi tarafından çekilip çekilmediğinin bilinmediğini, ayrıca bombanın başka bir yerden atılmış olabileceğinin de ihtimal dışı olmadığı, bu durumda olaydaki belirsizliklerin müteveffanın lehine değerlendirilmesi gerektiğini, aksine taarruz el bombasının menşeini ve olay yerinde bulunmasının sebebini açıklayamayan davacının kusurlu olduğuna; oğulları ve kardeşlerini kaybeden müvekkillerinin manevi acı ve ızdırap çekmelerinin yanı sıra anne ve babasının ölenin maddi desteğinden mahrum kaldıklarını belirterek, anne ve baba için 3.000.000.000'ar T.L maddi 250.000.000'ar TL. manevi, davacı kardeşler için 200.000.000'ar TL. manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin incelenmesinden; Lv.Er .......'nın 21.7.1998 tarihinde depo tanzim görevini bitirdikten sonra Lv.Depo K.lığı birlik sahası içindeki çamlık alanda ağaçların gölgesinde dinlenmeye gittiği bir süre sonra meydana gelen patlama sonucu vefat etmesi üzerine olaya Askeri Savcılıkça el konularak soruşturmaya başlandığı, yapılan soruşturma sonucu davacılar yakınının elinde bulunan taarruz el bombasının patlaması sonucu öldüğü, 4.Zh.Tuğ.K.lığına bağlı birliklerin operasyona gidip gelirken kışlada konakladıkları, olaydan yaklaşık bir hafta kadar önce de olay yerinin yakınındaki spor kompleksinde açık arazide tam teçhizatlı olarak yattıkları, Lv.Er .......'nın muhtemelen bu personelden birisinin düşürdüğü taarruz el bombasını bulup kurcaladığı ve bombanın infilak ettiği, müteveffaya mahiyeti ne olursa olsun kesinlikle patlayıcı maddelerin ve şüpheli cisimlerin kurcalanmayacağına, bulunduğunda en yakın amire haber verileceğine ilişkin emniyet ve kaza önleme kurulu toplantı kararı tebliğ edilmiş olduğu halde emir ve talimatlara aykırı davranarak bombayı kurcaladığı ve bunun sonucunda ölüm olayının meydana geldiği, müteveffa dışında kimsenin sorumlu tutulamayacağı tespit edilerek olayla ilgili olarak S.Ordu K.lığı Askeri Savcılığı tarafından koğuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar yakınının ölümüne yol açan maddi olayın, birlik dahilindeki çamlık bölgede bulduğu menşei belirsiz taarruz el bombasının patlamasından kaynaklandığı açık olup; uyuşmazlığın çözümü davacılar yakınının bizzat kendisinin yol açtığı bu eylemin idareye yüklenebilir olup olmadığında düğümlenmektedir. Her ne kadar patlayıcı maddelerin ve şüpheli cisimlerin kurcalanmaması gerektiğine ilişkin emrin müteveffaya tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; her şeyden önce birlik dahilinde bulunan ve operasyona gidip gelen birliklerin tam teçhizatlı olarak konaklama yaptığı spor kompleksi civarında yerde patlayıcı madde bulunmasına engel olamayan davalı idarenin de bu sonucun doğmasında dolaylı katkısının bulunması karşısında zararlı sonuç ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu ve idarenin doğan zararı kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazminle yükümlü olduğu, davacılar yakınının da verilen emir ve talimatlara aykırı olarak taarruz el bombasını kurcalayarak ölüm olayının meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Öncelikle davacı anne ve babanın maddi zararlarının karşılanıp karşılanmadığı veya herhangi bir yarar sağlanıp sağlanmadığı incelenmiştir. T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden vazife malullüğü aylığı bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, 28.2.2000 gün ve Sayı:B.07. 1.EMS.0.10.01.01/77.460.035 sayılı cevabi yazıda, davacıların durumunun Sandık Yönetim Kurulunca 03.02.2000 tarih ve 105 sayı ile incelendiği, Emniyet ve Kaza Önleme Talimatları kendisine tebliğ edilmesine rağmen el bombasını kurcalama eylemi 5434 Sayılı Yasanın 48 nci maddesinin (b) ve (c) fıkraları kapsamına girdiğinden, hakkında aynı yasanın vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığına şeklinde karar verildiğinden aylık bağlanmadığı bildirilmiştir.
Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 3 Nisan 2000 tarihli bilirkişi raporunda; davacı Anne ......'nın maddi zararının 2.141.255.248 TL. olduğu ve herhangi bir yararı bulunmadığı, davacı baba .......'nın ise 613.524.471 TL. maddi zararının bulunduğu ve herhangi bir maddi yararının bulunmadığı belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna süresi içerisinde taraflarca itiraz olunmamış, ilmi veriler ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporu kurulumuzca da kabul edilerek rapor doğrultusunda işlem yapılmıştır.
Tüm davacıların olay nedeniyle duydukları ve ileride duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak, davacı baba .......'ya 400.000.000 TL.(Dört yüz milyon TL.), davacı anne .........'ya 1.400.000.000 (Bir milyar dört yüz milyon TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2- Takdiren, müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak ve istemlerine bağlı kalınarak; davacı baba ........ ve davacı anne ........'ya ayrı ayrı 250.000.000'ar TL.(ikiyüzelli milyonar TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3- Takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacı kardeşler, ........., ........., ....... ve .......'ya ayrı ayrı 180.000.000'ar TL. (Yüz seksenmilyonar TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
4- Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına, müteveffanın yeniden gelir elde edeceği kabul edilen 25 Nisan 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar %50 (Yüzde elli), 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (Yüzde altmış) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
5- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 21 Temmuz 1998 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar %50 (Yüzde elli), 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (Yüzde Altmış) YASAL FAİZ UYGULANMASINA,
6- Yargılama giderlerinin davalı idareye YÜKLENMESİNE,
Harçlar Kanununun 13/j. Maddesi gereğince harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YEROLMADIGINA,
7- Davacılar tarafından peşin yatırılan 68.200.000 TL. (Altmış sekiz milyon iki yüz bin TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
8- Davacılar tarafından yatırılan ve sarf edilen 15.000.000 TL.(On beş milyon TL.) bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 5.200.000 TL. (Beş milyon iki yüz bin TL.)'nın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, 9.800.000 TL.(Dokuz milyon sekiz yüz bin TL.) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
9- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 7.750.000 TL. (Yedi milyon yedi yüz elli bin TL.) posta ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
10- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlülükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 148.020.000 TL.(Yüz kırk sekiz milyon yirmi bin TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
11- Dava duruşmalı görüldüğünden, reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlülükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 84.700.000 TL.(Seksen dört milyon yedi yüz bin TL.) avukatlık ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy