(1602 S. K. m. 40, 42, 44, 45)
Davacı vekili, 6 Mayıs 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Milli Eğitim Bakanlığı emrinde yedek subay öğretmen statüsünde görevli iken almış olduğu raporlar nedeniyle yedek subay öğretmenliğinin iptal edilerek kalan hizmetini 18 ay er statüsünde tamamlamak üzere kıt'aya şevkine ilişkin işlemin AYİM. 2. Dairesinin 30.12.1998 gün ve 1998/959 sayılı kararıyla iptal edildiğini, iptal kararı ile birlikte müvekkilinin 630.089.500.TL. maddi kaybının olduğunun tesbitine karşın isteğimize bağlı kalınarak 125.000.000.TL. maddi tazminat verilmesine karar verildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı tutmalarına dayanarak bakiye 513.089.800.TL. maddi kaybın karşılanması için bu davayı açtıklarını belirterek 513.089.800.TL. maddi tazminatın müvekkilinin terhisi tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dairemizin olayla ilgili olarak ilk açılan dava nedeniyle verdiği 30 Aralık 1988 gün ve 1997/738 Esas, 1998/959 karar sayılı kararının incelenmesinden; davacının yedek subay öğretmenlik statüsünden çıkartılarak kalan askerliğinin 18 ay er statüsü ile tamamlattırılmasına ilişkin işlemin iptali, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak 125.000.000.TL. maddi, 300.000.000.TL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemiyle açmış olduğu davada AYİM. 2. Dairesinin 30 Aralık 1998 gün ve 1997/738 Esas, 1998/959 Karar sayılı ilamıyla işlemin hukuka aykırı görülerek iptaline, davacının istemine bağlı kalınarak 125.000.000.TL. maddi, takdiren 100.000.000.TL. manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
1602 sayılı Kanunun, dava açma süresi ile ilgili 40 ncı maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür denilmektedir. Ayrıca aynı kanunun 42 nci maddesinde İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler hükmü yer almaktadır.
1602 Sayılı Kanunun 44/1 maddesi, kaydı yapılan dilekçelerin Genel Sekreterlikçe süre yönünden inceleneceği, kanuna aykırı görülenlerin görevli daireye gönderileceğini, kanunun 45/A maddesi ise bu şekilde gelen davada süre aşımı yönünden kanuna aykırılık görülürse davanın ilgili dairece reddedileceğini amirdir. Böylece süre yönünden kanuna aykırılık daha başlangıçta tesbit edilirse dava dilekçesi tebligata dahi çıkarılmadan dava reddedilmiş olacaktır. Olayımızda Genel Sekreterliğin ilk incelemede davada süre aşımı olduğunu tesbit ederek dava dosyasını 1602 Sayılı Kanunun 45 nci maddesi gereğince bir karar verilmek üzere Dairemize gönderdiği anlaşılmaktadır.
Özel hukukta zaman aşımı genel olarak uzundur ve daha önemlisi bir defidir. Zaman aşımında alacaklının hakkı devam etmekte ancak alacağı talep edilmek yetkisi düşmektedir. Zaman aşımı defi karşı tarafça zamanında ileri sürülmedikçe hakim zaman aşımını re'sen nazara almaz. Bu nedenle bir alacağın önce bir kısmını dava etmek, daha sonra geri kalanını ikinci bir dava ile istemek özel hukukun yapısına esasen uygundur. İdari yargıda ise dava açma sürelerinin tümü hak düşürücü sürelerdir. Bu süreler kamu düzeni ile ilgili olup, yargılama süresince mahkemece resen nazara alınırlar, dava açma süresi geçtikten sonra açılan idari davalar işin esasına geçilmeden reddedilir. İlk davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının beyan edilmesi, şayet ikinci dava açma süresi içerisinde açılmamış ise kaçırılan süreyi ihya etmez.
İdari işlemden doğan ve tazminat istemi niteliğini taşıyan bu dava, daha önce aynı idari işlemden doğan zararların tazmini ve işlemin iptali istemiyle açılan iptal davasının karara bağlanmasından ve 1602 sayılı Kanunun 40 ve 42 nci maddesinde öngörülen süreler geçirildikten sonra açıldığından, keza askeri idari yargıda dava açma süresi hak düşürücü süreler olduğundan, önceki davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilmiş olsa dahi dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davaların esastan incelenmeleri mümkün bulunmadığından davanın süre yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davanın süre aşımı yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy