(2709 S. K. m. 125) (743 S. K. m. 315, 316, 439)
Davacılar vekili 13 Kasım 1998 tarihli dava dilekçesinin AYİM.2.Dairesinin 23.12.1998 gün ve 1998/1003-808 Esas ve Karar sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine süresi içinde verdiği 2 Şubat 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yakını Astğm. ...........'ın 5 nci Kor. 10.Zrh.Tug.İs.Svş.Bl.K.lığında vatani görevini yapmakta iken 07.01.1998 günü saat 15.00 sularında, psikolojik ve ruhi yapısının bozukluğu askere alınmadan önce doktor raporu ile sabit olan ve bölük komutanı tarafından dahi dengesiz ve hasta olduğu bilmen er .......... tarafından 25 m. atış alında silahla öldürüldüğünü,
bu olayda idarenin er .......'in tehlikeli hastalığına rağmen askere alması, gerekli tedavi ve önlemleri almaması nedeniyle kusurlu bulunduğunu belirterek eş ......... için 20.000.000.000. TL., çocuk .......... için 11.000.000.000. TL., baba ......... için 1.500.000.000. TL., üvey anne ....... için 2.000.000.000. TL., kardeşler ......... ve ........ için 250.000.000.'ar TL. maddi, eş .......... için 15.000.000.000. TL., çocuk ......... için 500.000.000. TL., baba ......... için 11.000.000.000. TL., anne .......... için 7.000.000.000. TL, kardeşler .......... ve ........ için 250.000.000.'ar TL. manevi olmak üzere toplam 70.000.000.000. TL. tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Dosyada mevcut belge ve bilgiler ile olayı müteakip yapılan adli tahkikat ve yargılama sonucunda 5 nci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesince tesis edilen 16.12.1999 gün ve 1999/372- 1082 Esas ve Karar sayılı gerekçeli hükmün tetkikinden; sanık er ..........'in 10.Zrh.Tug.İs.Svş.Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 7 Ocak 1998 tarihinde 25 metre atış alanında sıfırlama atışı yaparken atış müdürü İs.Tğm. ..........'in atış serbest komutundan sonra hedeften kafasını sola doğru çevirerek hedef aradığı, solunda nezaretçi olarak görevli Atğm. .........'ı görünce silahını asteğmene doğrultup nişan almak suretiyle bir el ateş ettiği, merminin Atğm. ........'e isabet etmesine rağmen yıkılmadığını görünce yeniden nişan alarak silahını ateşlediği, merminin isabet etmesi sonucu Atğm. ...........'in yere yıkıldığı ve aşırı kan kaybına bağlı oluşan hipovolomik şok sonucu vefat ettiği, yapılan yargılama sonucunda sanığın eylemi gerçekleştirdiği sırada şuurunun veya harekatının serbestisini önemli derecede azaltacak surette akli maluliyete müptela olduğu tesbit edilerek TCK.nün 91/4 ve 47/1 maddeleri gereğince neticeten onbeş yıl ağır hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 125 nci maddesine göre İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zarara ödemekle yükümlüdür, bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda müteveffanın herhangi bir kusurunun olmadığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten idarenin halin icaplarına ve ihtiyaca göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arzetmesi, hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin açık bir delilidir.
Davacıların yakını Atğm. ..........'in ölümü sonucunu doğuran maddi olayın askerlik gibi özellikli bir kamu görevinin ifası sırasında davalı idarenin hizmette ajan olarak istihdam ettiği J.Er .............'ın yine idareye ait bir silahı kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği, İs.Er ..........'in askere gelmeden kısa bir süre önce ruhsal rahatsızlığı sebebiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde Şizofreniform Bozukluk tanısıyla 25 gün süreyle yataklı tedavi gördüğü, sanığın olaydan bir iki ay önce bölük komutanını vuracağını ve akıl hastanesinde tedavi gördüğünü arkadaşlarına söylemesine rağmen önemsenmediği ve inandırıcı görülmediği, erbaş ve er anket formunda dengesiz olduğu, psikolojik sorunlarının bulunduğu bildirilmesine karşın tedavisi yoluna gidilmediği, 25.12.1997 tarihinde sevkedildiği 600 Yataklı Çorlu Askeri Hastanesinde nöroloji ve psikiyatri doktorlarının izinde bulunmaları nedeniyle dahiliye uzmanı tarafından yapılan muayenede tanı konulamayarak birliğine gönderildiği, ancak olaydan sonra Mahkemece yaptırılan adli muayenelerinde suç tarihinde şuur ve hareket serbestisini önemli derecede azaltacak surette akli maluliyete müptela olduğunun saptanması karşısında sanığın muayene ve tedavilerini zamanında ve gerektiği gibi gerçekleştirmeyen psikolojik bozukluğu bulunan eri kamu görevinde kullanan idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğu sonucuna varıldığından, doğan zarardan hizmet kusuru ilkesi gereğince sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca olay sebebiyle T.C.Emekli Sandığınca bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar olarak kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden, maddi tazminat talebinde bulunan davacılara aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 04.11.1999 gün ve 68.841.161. sayılı yazısından; Genel Müdürlüğün 02.10.1998 121325 sayılı işlemi ile 15.01.1998 tarihinden itibaren davacı .......... eş .........'a ............ 52.011.000.TL., ........... davacı çocuk ........'a 26.006.000.TL. T.S.K.vazife malullüğü aylığı bağlandığı, bilahare bağlanan aylıkların memur maaş katsayısı artışına paralel olarak artmaya devamla en son 01.07.1999 tarihinde eşin aylığı 112.953.000.TL. sına, çocuğun aylığının ise 56.477.000.TL'na yükseltildiği, ayrıca 3480 Sayılı Kanun uyarınca davacı eş ve çocuğa 1998 yılı için (11,5 aylık) ayrı ayrı 191.188.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiği, ilgilinin emekli ikramiyesine esas hizmeti bulunmadığından eş ve çocuğa emekli ikramiyesi ödemesi yapılmadığı, diğer taraftan müteveffanın görevi dışında başka bir sebepten ölmüş olması halinde mevcut hizmeti (l ay) nazara alındığında eşi ve çocuğuna aylık bağlanamayacağı, 5434 Sayılı T.C.Emeldi Sandığı Kanununun 82 nci maddesi uyarınca mevcut hizmeti üzerinden toptan ödeme yapılabileceği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacılardan baba, eş ve çocuğun maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz olunan 6 Mart 2000 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinde, davacı eş .......... ile davacı çocuk ..............'ın maddi zararları sağladıkları maddi yararlarla karşılanmış bulunduğundan maddi tazminat hakedişlerinin bulunmadığı, davacı baba .........'ın ise 2.866.313.853.TL. maddi tazminat hakedişinin bulunduğunun bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekilince, yüksek okul mezunu olan yedek subay statüsündeki desteğin askerlik sonrası devlet memurluğu yapacağı varsayılarak ve teknik öğretmen oluşu gözetilerek hesaplamanın buna göre yapılması gerektiği, bilirkişi tarafından asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının yanlış olduğu, davacı eşin evlenme şans oranının raporun düzenlendiği 6.3.2000 tarihi itibariyle %22 olduğu, bilirkişi raporunda AYİM.'nin 17.12.1986 gün ve 1985/18 E, 1986/157 K.sayılı kararında sağ kalan eşin tek çocuklu olması durumunda desteğin net gelirinin %45'ini alacağı açıklanmasına karşın bilirkişi raporunda %40 oranının aşılmadığı belirtilerek tazminat hesabının yeniden yaptırılması yolunda talepte bulunulmuş ise de; bilirkişi raporunda, zarar hesabında müteveffanın asgari ücretin 2,17 katı tutarında geliri olduğunun kabul edilmesinde ve askere gelmeden önce Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı bir iş yerinde çalıştığı anlaşılan müteveffanın çalıştığı iş koluna göre zarar hesabının yaptırılmasında yanlışlığın bulunmadığı, Mahkememizin yerleşik uygulamalarına göre eşin evlenme şans oranının belirlenmesinde rapor tarihinin değil olay tarihinin dikkate alındığı, keza desteğin net gelirinin hesaplanmasında esas alınan miktarların mahkememizin kıstaslarına uygun bulunduğu, bilirkişi raporlarının tüm davacılar yönünden aynı kıstaslar benimsenerek yapıldığı, raporda dikkate alınan hususların bilirkişinin yorumu olmayıp tamamen Mahkememizce kabul edilen ilkeler olduğu, bilirkişinin raporunu mahkemece kabul edilen kıstaslara göre matematiksel olarak tanzim ettiği anlaşıldığından davacı vekilinin itirazına itibar edilmemiştir.
Bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davacı eş ............ ile davacı çocuk ..........'in maddi zararı bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyesi ile fazlasıyla karşılandığından her iki davacının da maddi tazminat hakedişleri bulunmamaktadır. Davacı baba .........'in ise 2.866.313.853.TL. maddi tazminat hakedişi mevcut olduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmış, ancak davacı babanın istemiyle bağlı kalınmıştır.
Davacı kardeşler ve ......... ile davacı üvey anne ......... için maddi tazminat isteminde bulunulmuş ise de; Türk Medeni Kanununun 315 nci ve 316 ncı maddeleri uyarınca ölenin kardeşlerine destek olabilmesi için kardeşlerin yardım edilmediği takdirde zarurete düşecek olması, ölenin de hali refahta bulunması ve ölenin kardeşlerine yardım ettiğinin belgeleriyle birlikte ispatlanması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu hususlar ispat edilmemiş olduğundan davacı kardeşlerin maddi tazminat isteminin reddi cihetine gidilmiştir.
Diğer taraftan Türk medeni Kanununun 439 ve müteakip maddelerinde belirtilen kanuni mirasçılar arasında üvey anneye yer verilmemiştir. Aynı Kanunun 315 ve 316 ncı maddeleri uyarınca üvey anne ile üvey çocuk arasında nafaka yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle kanunen üvey anneye destek yükümlülüğü bulunmayan müteveffayla ilgili olarak bakım gücünün, bakım ihtiyacının eylemli ve sürekli olarak bakımının sağlandığının kanıtlanması gerekmektedir. Davacı tarafından bu tür bir ilişki kanıtlanmadığından davacı üvey annenin maddi tazminat isteminin de reddine karar verilmiştir.
Tüm davacılara olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı baba ...........'a 1.500.000.000.TL (BİRMİLYARBEŞYÜZMİLYON TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE,
2- Bilirkişi raporu uyarınca davacı eş ....... ile davacı ........'ın maddi tazminat istemlerinin REDDİNE,
3- Davacı üvey anne ........ ile davacı kardeşler ......... ve .........'ın maddi tazminat istemlerinin REDDİNE,
4- Takdiren davacı baba ......., davacı üvey anne ........... ile davacı eş ..........'a ayrı ayrı 900.000.000.ar TL.(DOKUZYÜZERMİLYON TL) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
5- Takdiren ve istemine bağlı kalınarak davacı çocuk .........'a 500.000.000. TL. (BEŞYÜZMİLYON TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
6- Davacı kardeşler, .........., ........., .........., ..........ile .........'e (........) takdiren ve ayrı ayrı 180.000.000.'ar TL. (YÜZSEKSENERMİLYON TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
7- Hükmedilen maddi tazminata müteveffanın yeniden gelir elde edeceği varsayılan 28 Ocak 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar %50 (YÜZDE ELLİ), 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (YÜZDE ALTMIŞ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
8- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 7 Ocak 1998 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar %50 (YÜZDE ELLİ), 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60(YÜZDE ALTMIŞ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
9- Davacılar tarafından peşin yatırılan 632.362.000. TL. (ALTIYÜZOTUZİKİMİLYONÜÇ-YÜZALTMIŞİKİBİN TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
10- 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
11- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 25.000.000. TL. bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 23.929.000. TL. (YİRMİÜÇMİLYONDOKUZYÜZYİRMİDOKUZBİN TL.) nın davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
12- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 15.150.000.TL. (ONBEŞMİLYON-YÜZELLİBİN TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
13- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktar üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri Gereğince hesabedilen 121.780.000.TL. (YÜZYİRMİBİRMİLYONYEDİYÜZSEKSENBİN TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
14- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri Gereğince hesabedilen 124.530.000. TL. (YÜZYİRMİDÖRTMİLYONBEŞYÜZOTUZBİN TL.) Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy